Dağılan Yugoslavya’nın kalıntıları: Makedonya ve Kosova

Yugoslavya'nın dağılması hala devam eden bir süreç gibi görünüyor. Bosna-Hersek'teki kırılgan denge, bu noktadaki en önemli durum olsa da bu makalede iki diğer ülkeyi ele alacağım: Makedonya ve Kosova.

Makedonya 1991 yılında bağımsızlığını kazandığında, Yunanistan bu yeni ülkenin adının "Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti” (FYROM)  olması konusunda ısrar etti. Bu muhtemelen diplomatik düzlemde bir ülkenin, başka bir ülkeden adını değiştirmesini istemesi yönündeki ilk örnekti. Ancak Makedonya protestosunda fazla ileri gidemedi, zira hem NATO’ya hem de AB'ye katılmak istiyordu. Ve Atina’nın şartları yerine getirmediği takdirde bu iki örgüte üyeliği de veto edilebilirdi.

Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras ve Makedon mevkidaşı Zoran Zaev, 2018 yılı boyunca bir çözüm bulmak için zorlu bir şekilde çalışıp, ülkenin adını 'Kuzey Makedonya' olarak değiştirmeye karar verene kadar bu sorun yaklaşık 25 yıl çözülemedi.

Bu olumlu adımla, Makedonya'nın AB üyelik sürecinin sorunsuz bir şekilde ilerlemesi bekleniyordu. Ama olmadı. Zaev, NATO'ya 12 Nisan 2020'de erken parlamento seçimlerinin yapılacağını, böylece ülkenin seçim sırasında Kuzey Atlantik İttifakı'na üye olacağını bildirmişti. Ancak bu beklenti bozuldu, çünkü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron makul bir açıklama yapmadan Makedonya'nın üyeliği için bir tarih vermeye itiraz etti. Aksiliklerin üstesinden gelinmesi beklenirken, seçimler şimdi de Kovid-19 nedeniyle belirsiz bir tarihe ertelenmek zorunda kaldı.

Buradaki kritik soru, ana muhalefetteki milliyetçi parti VMRO-DPMNE'nin iktidara gelmesi halinde isim değişikliğine karşı çıkacağını söylemesi. Muhalefetin adayı Gordana Siljanovska-Davkova geçen yılın Mayıs ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, kazanması halinde ikinci bir referandum başlatacağını ve Makedonya'ya eski adını geri vereceğini duyurmuştu. Neyse ki kazanamadı, fakat Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsü (IRI) tarafından yürütülen son anketler, Makedonya'nın siyasi yelpazesini ikiye ayıran iki ana bloğun başa baş gittiğini gösterdi. Yani risk var. Siyasi denge lehine değişirse, özellikle de Avrupa'da sağ partilerin yükselişte olduğu şu anda Daykova; siyasi programını eyleme dönüştürmeye çalışabilir.

Bayan Davkova'nın siyasi partisi VMRO-DPMNE’nin geçmişi, Osmanlı tarihine kadar uzanıyor. Öncü parti olan VMRO (İç Makedon Devrimci Örgütü) 1893 yılında kuruldu ve adından da anlaşılacağı gibi Makedonya'nın Osmanlı Devleti'nden bağımsızlığını talep ediyordu. Grup aslen Bulgar yanlısı bir örgüt olmasına karşın, bir yüzyıl sonra yeniden canlandığında, tarihsel geçmişi nedeniyle VMRO adını korudu. DPMNE (Makedon Ulusal Birliği İçin Demokrat Parti) unvanı, Yugoslavya'nın parçalanmasının ertesinde 1990 yılında yeni bir partinin kurulmasıyla daha sonra eklendi. Böylece tam adı VMRO-DPMNE (İç Makedon Devrimci Örgütü-Makedonya Ulusal Birliği için Demokrat Parti) oldu.

VMRO Nisan 1903'te Selanik'te düzinelerce terör eylemi gerçekleştirdi. Tren istasyonu, banka, demiryolu, postane, köprüler ve şehirdeki diğer birçok yer de dâhil olmak üzere onlarca tesisi tahrip etti.

VMRO üyelerinden bazıları tutuklanarak idam cezasına çarptırıldı, ancak Batılı devletlerin baskısı üzerine idam cezaları Osmanlı Padişahı tarafından Güney Libya'nın Fizan kentinde zorunlu sürgüne dönüştürüldü. Altı yıl sonra Jön Türklerin 1909’daki askeri darbesinden sonra yürürlüğe giren genel aftan yararlandılar ve serbest bırakıldılar.

Yugoslavya'nın dağılmasından kaynaklanan çözülmemiş bir diğer sorun da, Mitrovicalı Sırpların Kosova'daki statüsü. Kosova hükümeti gümrükte yeni bir uygulamaya geçti. Buna göre; bir Sırp malının Kosova'ya ihraç edilebilmesi için, Kosova'nın gümrük yönetmeliklerine uygun olması gerekiyor ve bu da gümrük belgelerinde Kosova'ya ithal edildiğinin belirtilmesi gerektiği anlamına geliyor. Sırbistan bunu reddediyor, zira bu Kosova'nın dolaylı olarak tanınması demek. Buna Rusya da tepki gösteriyor ve Kosova'nın uygulamasını geri almasını istiyor. Başka bir deyişle Rusya, Kosova'nın bağımsızlık ilanına karşı çıkıyor ve Yugoslavya'nın dağılmasını tamamlanmamış bir süreç olarak görüyor.

Yugoslavya'nın dağılması bir süre daha uluslararası toplumu işgal etmeye devam edecek gibi görünüyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir