'Desteğe rağmen konut satışı artmıyor, satış hareketliliği belirsizlikleri azaltamıyor'

Son aylarda kimi bankaların faiz indirimi sonrası gündeme gelen konularından başında konutlarda satış hareketliliği oldu. Ancak uzmanlara göre, 'desteğe rağmen konut satışı artmıyor, satış hareketliliği belirsizlikleri azaltamıyor'

Dünya yazarı Alaattin Aktaş bugünkü köşesini bu konuya ayırdı. "Ekim ayındaki konut satışı kredi faizi yoluyla sağlanan onca desteğe rağmen hem eylül ayına göre, hem de geçen yılın ekim ayına göre az da olsa geriledi" diyen yazar, Oysa umulan kredi faizlerinin düşürülmesi sayesinde konut satışlarının ivme kazanacağıydı. Demek ki temel sorun kredi maliyetleri değilmiş. En azından şu dönemin kazanımı bunu öğrenmemiz oldu" değerlendirmesi yaptı.

Aktaş, "Onca desteğe rağmen konut satışı artmıyor" başlıklı yazısında konuyu irdeledi. Son aylarda faizlerin genel olarak düşüş gösterdiğini hatırlatan Alaatin Aktaş, şöyle devam etti:

"Eylül ayında 18 bin 496 olan ipotekli ilk satışların ekimde 16 bin 31’e indiği dikkati çekiyor. Faiz sıfır olsa ne olur ki!

Faiz böylesine düşürülüyor, yine de ipotekli satışlar bir türlü canlandırılamıyor. Gerçi ikinci elde ipotekli konut satışı on ay toplamında geçen yılın yüzde 6.5 üstünde ama ilk satışlar yerinde bile saymıyor, geriliyor. Bunun temelde birkaç nedeni var.

Birincisi yeni konut fiyatları çok yüksek. Bakmayın üç beş konut projesinde milyonluk dairelerin kapış kapış gitmesine... Onlar sayıca çok az; alanların, alabilenlerin sayısı da... Konut ihtiyacı olan geniş kitleler yeni konutlara niyetlenemiyor bile.

İkincisi vatandaşın alım gücü öylesine zayıfladı ki, bu durumda olanlar bırakınız yeni konutları ikinci el konutlara bile yaklaşamıyor. Dolayısıyla faiz oranı ne kadar düşürülürse düşürülsün konut almaya niyetlenemeyecek bir kesim var. Bu durumda olanlar sıfır faizle kredi olanağı sağlansa bile konut alabilecek durumda değil.

Üçüncü de ekonomiye duyulan güvenin çok zayıflaması ve gelecek kaygısı. Geniş bir kesim mevcut işini kaybedebileceği endişesi yaşıyor, elinde üç beş kuruş birikimi olanlar da "Ne olur ne olmaz” düşüncesiyle parasını konut gibi bir yatırıma bağlamak istemiyor.

Sonuç ortada! Faiz düşüyor ama bu düşüş de yeni konutların satışını bir türlü umulan düzeye çıkaramıyor. Demek ki temel sorun kredi maliyetleri değilmiş. En azından şu dönemin kazanımı bunu öğrenmemiz oldu."

Konu aynı gazetenin yazarı olan Uğur Civelek'in de gündemindeydi. "Konut satışlarındaki hareketlilik belirsizlikleri azaltamıyor!" başlıklı yazısında Civelek, açıklanan rakamlardan örnekler veriyor ve şöyle diyor: 

"Bir önceki hafta içinde açıklanan veriler, bu yılın üçüncü çeyreğinde durgunluktan çıkma yönünde güçlü bir ivme yakalanamadığını somutlaştırdı. Eğer döviz kuru yolu ile enflasyon ve faizler aşağı zorlanmasa idi, durgunluğun hüküm sürmeye devam ettiği daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktı. İç talep ve yatırım ile küresel eğilimlere ilişkin beklentiler olumlu düşünmeye izin vermiyor; 2020 yılı bütçe tasarısı ve gelir artırmaya yönelik tasarımlar, belirsizliği iyice tırmandırıyor. Gelir dağılımında bozulmanın hızlanması, muhtemelen ödenebilecek ortalama kiraları ve gayrı menkullerin gelecekteki değerine ilişkin beklentileri olumsuz yönde etkileyecek! Özellikle markalı ve yüksek sabit gideri olan konutlar, olumsuzluklardan daha fazla etkilenebilir! Tek başına inşaat sektöründeki zorlamaların, durumu olumlu yönde değiştirme şansının çok az olduğunu görmek gerekiyor. Son on beş yıl genelinde olduğu gibi inşaat sektörünü hareketlendirerek, ekonomiyi durgunluktan çıkarma zorlaması geri tepebilir. Sorunlarda yaşanacak ağırlaşma, durgunluğun bunalıma dönüşmesine sebep olarak, içine düştüğümüz kısır döngüyü derinleştirebilir."