Doğu Perinçek neden cumhurbaşkanı olmalı?

Türkiye’de pek çok kişinin uzun zamandır aklında olan ancak yeni yeni sesli sorulmaya başlayan bir soru var, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ölümünün ardından kimin yerini alacağı. Daha doğrusu bir seçimde 
Cumhurbaşkanlığı’nı kaybetmeden vefat etmesi halinde kimin yerine geçeceği.

Normalde demokrasilerde yürütmenin başındaki kişinin değişmesi çok büyük sorun çıkarmaz çünkü işleyen bir sistem vardır ve gelecek olan kişi belli bir politika değişikliğine gitse de çoğu şeyi değiştiremez. Ancak Türkiye’de yapılan  Anayasa değişiklikleri sonrasında cumhurbaşkanı makamı artık hem yürütmenin hem yasamanın hem de bir noktaya kadar yargının gücünü elinde tutuyor.

Bugün Erdoğan’ın istediği kanunlar hızlıca çıkıyor ki artık Meclis’in fazla bir gücünün kalmadığının son örneği yasalaşmasına kesin gözüyle bakılan “çoklu baro” düzenlemesi. Benzer şekilde Erdoğan kimi davalarda önceden düşüncesini söylüyor ve ona muhalif kişiler bir türlü hapisten çıkamıyor.

Fakat, yaşananlar sadece bununla da ilgili değil. Artık gündelik hayatın neredeyse her alanına karışan, her türlü atamayı belirleyen bir makam durumunda cumhurbaşkanlığı. Bu sebeple şayet bir şekilde eski parlamenter sisteme dönmeden ve seçimler yapılmadan Erdoğan vefat ederse Türkiye Cumhuriyeti’nin bir krize girmesi kaçınılmaz.

Bu noktada benim Cumhurbaşkanlığı için adayım Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek.

Bazılarına bu düşünce oldukça şaşırtıcı gelebilir. Perinçek’in partisi neredeyse hiçbir seçimde Meclis’e girecek oranı bulamadı. Her ne kadar bürokrasi içinde güçlü olduğuna dair bir düşünce varsa da bu düşünceyi kanıtlayacak bir seçim başarısı gösteremediler.

Yine de unutulmaması gereken kimi noktalar var. Öncelikle Doğun Perinçek şu an Erdoğan’ın izlediği politikayı benzer şekilde götürebilecek az sayıda kişiden biri. Yani sosyal medyanın Çin’dekine benzer bir şekilde kontrol alınması veya Rusya ile olan ilişkilerin bu boyutta sürmesi gibi noktalarda Erdoğan’ın çizgisini devam ettirir. Buna ek olarak MHP ile süre fiili koalisyonun devamı da Perinçek ile mümkün.

Belki bu noktadaki en önemli sorun AK Parti tabanının kendisini Erdoğan kadar desteklememesi olur. İşte o noktada devreye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kartı sokulabilir. Sonuçta Perinçek ile Soylu’nun politik duruşu birbirine oldukça benzer. Partinin tabanında belli bir Soylu destekçisi de var. Soylu’nun Perinçek’i desteklemesi ilk etapta biraz şaşkınlık yaratacak olsa da kısa sürede kabul görecektir.

Pek tabii uzun yıllardır olduğu gibi Perinçek’in yine belli bir noktaya kadar geride durup Erdoğan’dan sonra Soylu’yu desteklemesi de mümkün. 

Bu iki ismin başlıca sorunu ise Erdoğan kadar iyi bir hatip olamamaları. Yani seçim döneminde AK Parti seçmenini aynı oranda sandığa çekemeyebilirler. Ne var ki Erdoğan’ın yerine geçecek kişi kim olursa olsun bu bir sorun olacaktır. Erdoğan seçim tarihine yakın bir vakitte vefat etmediği sürece, onun anısını öne sürüp seçmeni sandığa sürüklemek zor olur. 

Bu yapılsa bile ne Soylu ne de Perinçek bir sonraki seçimi kazanma başarısı gösteremez. Ancak ülke hiç değilse büyük bir kaosa sürüklenmeden yoluna devam edebilir.

Bazı kişilerin aklına Perinçek ve Soylu dışında Erdoğan’ın damadı aynı zamanda Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak gelecektir. Erdoğan’ın varisi olarak görülen bir isim olmasına karşın Albayrak’ı partinin sadece bir kısmı destekliyor. Perinçek ve Soylu gibi Türkiye’nin belli güçlerinin arka çıkacağı bir isim değil. O yüzden Cumhurbaşkanı olma veya partinin başına geçme olasılığı diğer iki isme göre daha düşük.

Perinçek’in diğerlerinden avantajlı olmasını sağlayan bir nokta da Erdoğan gibi bir zaman söylediklerinin tam aksini söyleyebilmesi. Üstelik bunu kimi zaman Erdoğan’dan bile iyi bir şekilde, belli bir tutarlılıkla yapabiliyor olması. Maalesef Soylu’da yeteneğin pek olmadığı yıllar içinde anlaşıldı. 

Türkiye’de Erdoğan’ın bir seçimle koltuğunu kaybetmeden ölmesi halinde yerine kimin geçeceği sorusunu düşündükçe aklıma Kaan Arıcı’nın İsmet Kurtuluş ile çektiği başrolünde Haluk Bilginer ile Şevket Süha Tüzel’in oynadığı Son Şnitzel (The Last Schnitzel) filmi geliyor.

Dünya yok olmadan önce Büyük Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı son bir şnitzel yemek ister. Aksi halde ülkedeki vatandaşların başka bir gezegene gitmesini sağlayacak roketlerin kalkış emrini vermeyeceğini açıklar.

Dünya’nın yok olmasına saatler kala bu isteği yerine getirmek zordur çünkü en son tavuk 200 yıl önce yaşamış ve nesilleri tükenmiştir. Uzun uğraşlar sonunda başarılı olamayan Kamil en sonunda insanların hayatını kurtarmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini sağlama almak için ilginç bir çözüm bulur.

Son Şnitzel, 2017 yılında 16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde eser işletme belgesi olmadığı için gösterilmesine izin verilmemişti. Kimi internet platformlarında satın alınıp izlenebilecek durumda olan filmi izlerseniz günümüzde yaşadıklarımızın bu komedi bilim kurgu ile nasıl paralellikler taşıdığını görürsünüz. 

Bütün bu düşünceler AK Parti lideri Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi halinde anlamsız kalmıyor. O zaman öncelikli soru yeni cumhurbaşkanının parlamenter sisteme dönüp dönmeyeceği ve nasıl bir yönetim içinde olacağına evriliyor. 

Şayet yeni seçilen kişi mevcut yönetim şeklini devam ettirmek isterse Son Şnitzel’de aktarıldığı gibi günümüzden pek fazla bir farkı olmayacak ve yine ülke kısır tartışmalar içinde dünyanın gerisinde kalmaya devam edecektir. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.