'Erdoğan İhvan'ın söylemlerini kullanıyor: İhvan'ın götürdüğü kritik nokta cihat...' - Prof. Gökhan Bacık

Ahval Türkçe Editörü Ergun Babahan ve Prof. Gökhan Bacık, Gidişat'ta bu hafta Kosova'nın Sırbistan ile yaptığı ikili anlaşma kapsamında İsrail'i tanıyarak Kudüs'e büyükelçilik açacak olmasını, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Yunanistan'la yaşadığı gerginliğin son durumunu ve Müslüman Kardeşler'in kurucusu Hasan al-Banna'nın söylemleri ile Erdoğan'ın söylemlerinin aynı olmasını değerlendirdi.

Babahan ve Bacık özetle şunları söyledi:

Ergun Babahan:

"İhvan hareketinde benim dikkatimi çeken Hasan al-Banna'nın kimliği. Tıpkı Erdoğan gibi. Herkesle çok çabuk anlaşabiliyor. Bir yandan uzlaşıyor bir yandan tehdit ediyor. Bir de pazarlık sevmiyor. Kendi ya da Mısır'ın hakkı olduğunu gördüğü şeyin gerekirse şiddet yoluyla alınmasını, pazarlık masasında vakit kaybedilmemesini öngörüyor." 

Gökhan Bacık:

"Çağdaş İslami hareket dediğimiz şeyin el kitabıdır İhvan. İhvan'ın örgütlenme biçimi, yurt açması, medya ile ilişkileri, batı söylemi çok benzerlik içindedir. İhvan'ın, İsrail söylemi, iç söylemleri, paradikmatik tavrı, hem sekülerlerle hem Amerika'yla ilişkileri hep benzerlik gösterir. 

Erdoğan çok tipik bir İhvan söylemi gerçekleştiriyor. Erdoğan'ın konuşmalarını kodlarsanız, İhvan'ın batı ile ilgili söylediği şeyleri duyacaksınız. 

Türkiye'de çağdaş islamcı hareket İhvancıdır. Pakistan'a gitseniz de bu aynıdır. 

Orta Çağ'da din politikaydı, Orta Çağ'da din hukuktu. Modern toplumda bu bitti, şarkta devam ediyor. Yani İslam dünyasında din hala politika. Hala ideoloji ve kimlik sağlıyor. 

İhvan'ın İslami hareketi götürdüğü kritik noktalardan biri cihat kavramı...

Erdoğan dış politikada manevra yapınca içeride halk farkında olmuyor maalesef. Halk dönüp Erdoğan'a 'sen böyle demiştin' demiyor. İkinci en önemlisi bence Türk dış politikası çöküyor. Önceden Türkiye'nin dış politikada özgül bir ağırlığı olduğu için teraziyi dengede tutuyordu. Türk dış politikası AKP döneminde krize girdi. Şimdi de çöktüğü için bu çöküntüyü dolduran ülkeler oldu.

Balkanlar'da yeni bir anlaşma oluyor, Arap ülkeleri İsrail ile yeni bir düzen kuruyor. Türkiye'de dış politika çöktüğü için buralardaki boşluklar dolduruluyor. 

Dış politikanız yanlışsa, kriz yaşıyorsanız büyük bedeller ödersiniz. Ama dış politikanız çöküyorsa varoluşsal bir tehdit yaşarsınız. Yani çok büyük sorunlar yaşarsınız. 

Bakın Doğu Akdeniz'de yaşanan gerilimden bir örnek vereyim. NATO'nun toplantısına ilişkin kim daha çok ısrarcı? Türkiye sürekli 'Yunanistan masaya gelsin' şeklinde açıklama yapıyor. Neden? Türkiye'nin oradan bir kazanım elde etmeyeceği çok açık. Bunu defalarca söyledik.

Türkiye'de 'Erdoğan gidecek mi gitmeyecek mi' tartışması yapılırken hasta da ölüyor. Tükiye komadaki bir hasta, Erdoğan gitse bile sakat kalabilir bazı uzuvları. 

Türkiye dış politikası bu kapasiteyle, Almanya, Fransa falan bunlarla uğraşamaz. 

Erdoğan kontrollü gerginliğe gidiyor. İç politikada üç-beş ay buna oynuyor ve arkasından dediğini yapmıyor. Yunanistan konusunda Türkiye geri adım atacaktır.

Davutoğlu'nun idam karşısındaki mesajı çok önemli. İstanbul Sözleşmesi konusunda, batı ile ilişkiler konusunda söylemlerini çok yerinde görüyorum.  

Avrupa'nın yanlış olduğunu, idamın yeniden getirilmesinin hatalı olduğunu İslami hareket içinden birinin, yani Ali Babacan'ın idam cezasına karşı gelmesi çok önemli birşey.

Batı karşısında ben Davutoğlu'nun bu söylemlerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu söylem elbette Türkiye'nin sorunlarını kurtarmaz ama İslami etiketi olan Davutoğlu, Babacan gibi isimlerin batı, idam, kadın gibi konularda konuşması son derece değerlidir.