İktidarın HDP planı: Kapatma yerine koltuk boşaltma

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı AKP’li Mustafa Şentop, ‘aralarında HDP milletvekillerinin de yer aldığı 33 dokunulmazlık fezlekesinin meclise ulaştığını’ açıkladı. Bu sayı bugüne kadar savcılıkların Adalet Bakanlığı üzerinden tek seferde meclise gönderdiği en yüksek sayıdaki fezlekeleri ifade ediyor.

2014’teki Kobane olayları ile ilgili dosyanın altı yıl sonra işleme alınmasıyla aralarında HDP eş başkanı Pervin Buldan’ın da yer aldığı 9 HDP’li vekil için düzenlenen fezlekelere, son olarak yine aralarında eski eş başkan Sezai Temelli’nin de yer aldığı beş milletvekili hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma dosyaları eklendi. Muhtemelen Temelli ve diğer dört vekil hakkında düzenlenecek fezlekeler de önümüzdeki hafta içinde TBMM’ye ulaşacak.

TBMM Başkanı Şentop, dokunulmazlıkların kaldırılmasına dönük fezlekeler konusunda ‘gereği neyse yapılır’ derken Cumhurbaşkanı Erdoğan ise AKP Genel Başkanı olarak katıldığı partisinin meclis grubu çıkışında aynı konuda yöneltilen sorulara şu yanıtı verdi:

"Süreç ne ise aynen işleyecektir. Bu konularla alakalı komisyonlarda müzakerelerini yapar. Sonra genel kurula gelir. Genel Kurul'da da hemen eller iner kalkar." 

Nitekim meclis başkanlığı hiç vakit geçirmeden 33 fezleke dosyasını hemen Adalet Komisyonu’na sevk etti. Komisyonda Cumhur İttifakı partileri AKP ve MHP’nin sayısal çoğunluğu var. Dolayısıyla genel kurula indirilecek dokunulmazlık dosyaları ile ilgili karar oylamasında sonuç iki partinin üyelerinin oylarıyla belirlenecek.

Bir anda HDP’liler hakkında meclise yağmur gibi fezleke yağmaya başlamasının, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin HDP’nin kapatılması çağrılarından sonra hızlanması bu açıdan önemli. 

Güncel durum itibarıyla TBMM’de milletvekillerinin partilere göre dağılımı şu şekilde:

AK Parti: 289, CHP: 136, HDP: 56, MHP: 48, İyi Parti: 37, Demokrat Parti: 2, Türkiye İşçi Partisi: 2, Büyük Birlik Partisi: 1, DEVA Partisi: 1, Demokratik Bölgeler Partisi: 1, Saadet Partisi: 1, Yenilik Partisi: 1, Bağımsız Milletvekili: 10, Boş 15.

TBMM İç Tüzüğü uyarınca üye tam sayısının (600) yüzde 5’i (30) boşaldığı takdirde en geç 90 gün içinde (3 ay) ara seçime gidilmesi gerekiyor. Ancak Anayasa uyarınca da genel seçimin üzerinden 30 ay geçmeden ve seçimlerin normal zamanına 1 yıl kala ara seçim yapılamıyor. Dolayısıyla en az 15 HDP’li milletvekilin önce dokunulmazlığının kaldırılarak yargılanmalarının yolunun açılması gerekiyor. 

Yargılanarak hüküm giymeleri, mahkûm olmaları halinde bu cezaların önce istinaf mahkemesinde ardından Yargıtay’da onaylanarak kesinleşmesi ve Yargıtay’ın onama kararının da meclis genel kurulunda okunarak vekilliklerinin düşürülmesi gerekiyor. Ya da HDP’nin ‘sine-i millete dönme’ kararı alması, HDP’li vekillerin milletvekilliğinden istifa etmeleri ve istifaların da genel kurulda oylanarak kabulü gerekiyor.

HDP’li vekiller istifa kararı aldıkları takdirde, istifaların genel kurulda kabulü için genel kurulda bulunan vekil sayısının yarıdan bir fazlasının oyu yetiyor. Yani üye tam sayısının salt çoğunluğu ya da nitelikli çoğunluk gerekmiyor. HDP bu yola giderse istifaların genel kurulda kabulü açısından AKP+MHP oyları yetiyor. Ancak Eş Başkan Pervin Buldan’ın 23 Şubat’taki grup konuşmasında ‘Mecliste tek bir milletvekilimiz bile kalsa mücadeleden dönmeyeceğiz’ sözleri gündemde istifanın olmadığını gösteriyor.

O yüzden de iktidar cephesinin stratejisi, HDP’lilerin dokunulmazlık dosyalarını hızla genel kurula getirip yargılanmalarının yolunu açarak, hızlandırılmış mahkemelerle mahkûmiyet kararları çıkartmak, istinaf ve Yargıtay’da onanmasını sağlamak üzerine kurgulanmış durumda. Bunun içinde olası dokunulmazlıkların kaldırılması durumunda, ara seçim için tüm yargılamaların ve mahkûmiyetlerin en geç 24 Haziran 2022’ye kadar sonuçlandırılarak kesinleştirilmesi, vekilliklerin düşürülmesi dışında seçenek görünmüyor. Aksi halde normal zamanı 24 Haziran 2023 olan seçimlere bir yıldan az süre kalacağı için ara seçim ihtimali yasal ve anayasal olarak ortadan kalkıyor.   

AKP bu yöntemle, hem MHP’nin kapatma davası ısrarını HDP’yi meclis dışına çıkartarak karşılamayı hem de üst yönetim kadrolarını meclis dışına atarak, HDP’yi zayıflatacağını, yargılamalarla marjinalleştireceğini hesaplıyor. Bu hesabın diğer boyutunda da tabii olarak, HDP’den boşalacak koltukların olası ara seçimde AKP tarafından kazanılması ve AKP’nin MHP desteğine muhtaç olmaktan kurtulması planı da var. 

Ancak olası bir ara seçimde boş vekilliklerin muhalefete geçmesi ve AKP’nin sayısal olarak daha da gerilemesi ihtimali hiç de az değil. 

Halen boş vekilliklere bakıldığında; Süleyman Soylu (İstanbul AKP), Mevlüt Çavuşoğlu (Antalya AKP), Berat Albayrak (İstanbul AKP) ve Abdülhamit Gül’ün (Gaziantep AKP) koltukları bakan olarak atanınca istifa etmeleri nedeniyle boşalmıştı. Bunun yanı sıra Fatma Kaplan Hürriyet (Kocaeli CHP), Tanju Özcan (CHP Bolu), Bedia Gökçe Ercan (HDP Van), Ayhan Bilgen (Kars HDP), Adnan Selçuk Mızraklı (Diyarbakır HDP) da belediye başkanı seçildiği için vekillikten ayırldılar.

CHP’li Erdin Bircan (Edirne) ile Kazım Arslan ise vefat ettikleri için koltukları boşaldı. Geçtiğimiz yıl temmuz ayında, haklarındaki kesinleşen mahkûmiyet kararı genel kurulda okunarak vekillikleri düşürülen HDP’li Musa Farisoğulları (Diyarbakır) ile Leyla Güven (Hakkari) cezaevinde. Yine cinsel taciz suçlamasıyla dokunulmazlığı kaldırılan HDP’li Tuma Çelik’in (Mardin) ise yargılanmasına başlandı. 

Mahkûmiyet alır ve onanırsa vekilliği düşürülecek. HDP’den eş başkan Pervin Buldan (İstanbul), Hüda Kaya (İstanbul) grup başkanvekilleri Hakkı Saruhan Oluç (İstanbul), Meral Danış Beştaş (Siirt) ile eski eş başkanlar Sezai Temelli (Van) ve Serpil Kemalbay (İzmir) ile Garo Paylan’ın fezlekeleri ise meclise yeni geldi. HDP’li vekiller için toplamı 900’ü aşan fezleke olduğu göz önünde tutulduğunda, genel kurula indirilecek dokunulmazlık dosyalarında bu isimlere yenileri eklenebilir.

O yüzden olası bir ara seçimde, seçim yapılacak illere ve bölgelere bakıldığında sonucun AKP’nin umduğunun tam tersi olması olasılığı yüksek.  Bu noktada, AKP bir şekilde HDP’nin seçime girmesini önleme yollarını deneyebilir. Örneğin, Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) HDP’nin göstereceği adayların adaylıklarının çeşitli gerekçelerle reddedilmesi yoluyla engelleme, gösterilecek adaylara suç duyurusu, soruşturma, gözaltı vb. yöntemlerle HDP’yi adaysız bırakma çabaları devreye sokulabilir.

Bunun yanı sıra, HDP’lilerin meclis dışına itilerek yargılanmalarını sağlama yanında, ikinci bir ihtimal olarak da AKP ve iktidar ittifakı ara seçime gitmemeyi, HDP’nin olmadığı bir meclis yapısıyla seçimi normal zamanında yapmayı da tercih edebilir. Ya da ara seçim yerine baskın bir erken seçim kararını uygun görebilir.

Siyasi kulislerde giderek yaygın şekilde konuşulan bütün bu senaryoların temel hedefi HDP’nin zayıflatılarak dışarıda kalmasının sağlanacağı bir ortam, zemin yaratılması, böyle bir duruma CHP’nin tepki göstermesiyle HDP’nin yanında konuşlandırılması. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nerede ve hangi programda olursa olsun artık konuşmalarının neredeyse tamamını CHP eleştirisine ayırması da bunu işaret ediyor. Erdoğan uzun süredir muhalefet karşısında savunmaya geçmiş durumda. Muhalefetin gündemini takip ediyor, cevap yetiştirmeye çalışıyor. Son olarak Gara operasyonu ve 128 milyar dolarlık rezervin eritilmesinde muhalefetin ısrarlı soruları ve baskıları karşısında bu ricat tavrı daha da net ortaya çıktı. 

Operasyonda rehinelerin kurtarılmasının başarılamadığını kabullenirken, AKP grubunda da 128 milyar dolarlık rezervin satıldığını, salgın sürecinde finansal sıkıntıları aşmak için kullanıldığını itiraf etmek zorunda kaldı. Öyle ki neredeyse dört aydır adını anmadığı eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı savunmaya, övmeye mecbur kaldı. 20 yıl önce çıkarttığını söylediği ‘Milli Görüş gömleğine’ karşılık, şimdi yeniden Saadet Partisi’ne ve Milli Görüş tabanına yanaşmaya yöneldi. AKP’nin en kilit il başkanlığını, İstanbul il örgütünü Milli Görüş çizgisinin önde gelen isimlerinden Osman Nuri Kabaktepe’ye emanet etti.

Dolayısıyla Erdoğan’ın HDP üzerinden yürüttüğü operasyon ve siyaset dizaynı stratejisi de ters tepebilir. Son dönemde art arda hamlelerle iktidar ittifakını gerileten ve kendisine alan açmaya başlayan muhalefet, genel kurulda fezleke oylamalarında sergileyeceği tavırla, bu alanı iktidar aleyhine daha da genişletme şansını elde edebilir.            



@Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.