İşe bakın: Birbirine benzemeyen partiler ittifak kurup uzun sürmüş iktidarları sona erdirmeye kalkışıyor…

Bir siyasi figüre olan nefret onu yerinden etmek için yeterli bir sebebe dönüşür ve birbirine hiç benzemeyen partiler aralarındaki ihtilafları bir tarafa bırakarak yeni hükümet için ortaklık kurabilirler mi?

Soru dün gece geç saatlerde İsrail’de olumlu cevap buldu.

İsrail’de son seçimde Knesset’te (İsrail Meclisi) temsil edilmeye hak kazanmış 13 parti bulunuyor. 120 üyeli Knesset’ten 61 milletvekilini bir ittifak blokunda buluşturmayı başaran hükümeti kurma hakkı kazanıyor. En çok üyeye sahip Likud Partisi lideri ve halen başbakan Benjamin Netanyahu denedi, ama koalisyon kurmakta başarılı olamadı. 

Kendisine daha önce destek olmuş önemli siyasiler bu kez onunla işbirliğine yanaşmadı.

İttifakı oluşturan üçlü: Mansour Abbas (sağdaki), Yair Lapid (soldaki) ve başbakanlığı iki yıllığına üstlenecek Naftali Bennet.. Koalisyon mutabakatını imzalıyorlar.

Daha önce Netanyahu’nun kurduğu hükümetlerde bakanlık yapmış iki yeni partinin lideri, 61 milletvekillik bir çoğunluk arayışına girdiler ve sekiz partili bir ittifak oluşturmayı sonunda başardılar.  

İttifak içerisinde Filistin devleti kurulması fikrine şiddetle karşı çıkan da var, üç milletvekiline sahip İslami eğilimli ve varlık sebebini ayrı bir Filistin devleti yanında İsrail vatandaşı olan Arapların daha özgür hale gelmesi olarak tanımlamış bir Arap partisi de…

Yeni ittifakı desteklemeye söz verenler arasında solcular da aşırı milliyetçiler de bulunuyor.

Hepsini bir araya getiren, Netanyahu’nun yönetimden uzaklaştırılması zamanının geldiği düşüncesi…

Netanyahu bir kez daha hükümet kurabilmek için olağanüstü gayret gösterdi, fakat başaramadı. Karşısında oluşmakta olduğunu fark ettiği sekiz benzemez partinin ittifakını bozmak, sonuca ulaşmalarını imkansız kılmak için elinden geleni yaptı, onda da başarılı olamadı. 

Gece yarısına doğru koalisyon mutabakatının imzalanabilmesini Netanyahu da inanılmaz gözlerle karşılamış olmalı.

‘Tarihi yanılgı’

Orada şimdilerde meydana gelmekte olan, 1973 yılında, Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi’ni iktidardan uzaklaştırmayla sonuçlanan CHP-MSP koalisyonunun kurulması sırasında Türkiye’de yaşanmıştı. 

CHP ile MSP’nin aynı hükümette buluşması pek çokları için akıl almaz bir şeydi çünkü.

“Tarihi yanılgı” deyimi o günlerde CHP genel başkanı olan Bülent Ecevittarafından kullanılmıştı; CHP-MSP koalisyonunun yapı taşlarını döşeyen de Ecevit’in kadrosuna kabul ettirdiği o yaklaşım olmuştu.

MSP’nin ve lideri Prof. Necmettin Erbakan’ın temsil ettiği siyasi çizgi ile tek parti dönemiyle hatırlanan CHP’nin ‘6 Ok’ ile ifade edilen temel ilkelerinin bağdaşmayacağı görüşüydü Ecevit’in ‘tarihi yanılgı’ diye tanımladığı…

İki parti bir koalisyon protokolü ile üzerinde birleştikleri esasları kayda almışlardı, ama onları esas birleştiren AP ve Demirel’i iktidardan uzaklaştırma kararlılığıydı.

[Koalisyonu oluşturan iki parti imzaladıkları protokolde kendi tabanlarını ikna etmeye yarayacak ifadeler bulmakta zorlanmamışlardı. Tavizse, iki parti de taviz vermişti. Türkçe Wikipedia’nın ilgili maddesi koalisyon protokolünü şöyle özetliyor: “Protokolde, milli, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkesine yürekten inanan; hukukun üstünlüğüne, demokratik hak ve hürriyetlere saygılı olan iki partinin ortak amaçlarının, kanunları herkese eşit olarak uygulayan, Atatürk ilkelerine bağlı bir devlet idaresiyle anlayış, kardeşlik ve sosyal adalete dayanan bir toplum düzeninin kurulması olduğu belirtilmiştir.”]

Araya Kıbrıs harekatı girmese ve koalisyonu oluşturan partiler o harekatın başarısını oya tahvil ederek tek başlarına iktidar olma sevdasına düşmeseler CHP-MSP koalisyonu uzun yıllar sürebilirdi de.

[CHP-MSP koalisyon hükümeti 26 Ocak 1974’de göreve geldi, Kıbrıs harekatı 24 Temmuz 1974’te başladı, hükümetin sonu 17 Kasım 1974’de geldi.]

Tarih bizde hep tekerrür ettiği için benzer bir durum ilkinden yıllar sonra Refah Partisi ile DYP arasında kurulan ‘Refahyol hükümeti’ ile bir kez daha yaşandı. O da ancak bir yıl sürebildi (28 Haziran 1996 – 30 Haziran 1997). 

Bir soru ve iki cevap

İsrail’de işe başlayabilmesi için Knesset’ten güvenoyu alması gereken yeni hükümet, eğer bu şansı bulabilirse, uzun süreli olabilir mi?

‘Süre’ ile ilgili soruya cevap vermeden önce sorunun ‘şartı’ olan ‘güvenoyu alabilme’ konusuna biraz yakından bakmak gerekiyor.

Netanyahu İsrail siyasetine 30 yıl boyunca damga vurmuş biri. Her iktidar gibi Netanyahu’lu hükümetler de iş başında oldukları dönemde kadrolaşmaya önem verdiler. Netanyahu bu süre içerisinde kendi medyasını da oluşturdu. Hükümetlerine aldığı ‘dinci’ sıfatıyla anılan partilerin Likud’tan çok daha fanatik taraftarları var ve Netanyahu ile birlikte onların da iktidar ortağı olarak varlıkları sona ereceği için o partiler ve tabanları endişeli.  

Yeni ittifak içerisinde yer alacak küçük partilerin liderlerinin evleri önünde ‘dinci’partilerin taraftarlarınca günlerdir protesto gösterileri yapılmakta. İttifak içerisinde yer alacak partilerden bazılarını caydırmak için perde gerisi pazarlıkları halen sürdürüyor Netanyahu.

Hakkında birden fazla yargı soruşturması sürdürülen Netanyahu için başbakan olarak kalmak varlık-yokluk sebebi. 

Kendisini dışarıda bırakan bir hükümet kurulursa, yalnız Netanyahu değil, haklarında yolsuzluk, rüşvet gibi iddialar sebebiyle soruşturmalar açılmış olan eşi ve oğlu da zor durumda kalabilecek.

Cezaevine girmeleri ihtimali var.

[İsrail’de yedi yıl (2000-2007) cumhurbaşkanlığı yapmış Likud Partili Moshe Katsav, döneminin sonuna doğru cinsel saldırı ve iğfal iddialarına muhatap olmuş ve istifa etmek zorunda kalmıştı. Yargılandığı mahkeme kendisini yedi yıl hapis cezasına mahkum etti; temyiz mahkemesi de cezasını onayladı. 2016 yılına kadar beş yıl cezaevinde kaldı Katsav.]

Şimdi “Kurulmakta olan sekiz benzemez partiden oluşacak hükümet uzun ömürlü olabilir mi?” sorusuna cevap verebilirim.

Çok zor.

Ancak partiler her türlü engeli aşmayı başarıp hükümeti kurabilir ve bunun arkasından sökün edebilecek siyasi gelişmeler Netanyahu’yu siyaset hayattan tamamen uzaklaştıracak bir hal alabilirse, ondan sonra gidilecek ilk seçimden daha tutarlı bir hükümet çıkabilir.

İsrail önemli bir dönemeçte.

*Bu yazı Fehmi Koru’nun kişisel sayfasından alınmıştır