'Kuzey Kıbrıs ve COVID: Bu kafayla 2021 de kaybedilecek' - Sami Özuslu

Hafta sonu tam bir keşmekeş yaşandı, insanlar adeta dokuz doğurdu.
Neden?
Çünkü ‘hüküm etmek’le görevli olan 11 kişilik ekip ‘hüküm nasıl edilmez’, yani nasıl ‘yönetilmez’in pratikte nasıl olabileceğini hepimize gösterdiler.
Tam bir iş bilmezlik örneği verdiler.
24 saat boyunca toplumu bilinmezliğe ve kaosa sürüklediler.
Yasa ile kurulmuş Enfeksiyon Üst Kurulu’nun kararlarını görmezden gelmeyi denediler.
Açıkladıkları komik ‘kararcıklar’ ile toplumsal kesimleri birbirine soktular.
Bakanlardan biri daha da ileri giderek Üst Kurul’u toplum nezdinde hedef göstermeye kalkıştı.
Pandemi gibi zor bir dönemi sükunetle, hukuk içinde kalarak ve toplumsal paniği ve kaygıları giderecek şekilde yönetmekle görevli olanlar sorumsuzluğun, hukuksuzluğun, koordinasyonsuzluğun katmerlisini yaptılar.
Kimse pazartesi işe gidip gitmeyeceğini bilemedi.
Dükkanını açıp açamayacağını bilemedi.
Borç ve alacakların ertelenip ertelenmeyeceğini bilemedi.
Sokağa çıkıp çıkamayacağını bilemedi.
Pazar gün boyu herkes kaos yaşadı, ardından Bakanlar Kurulu toplandı, başka yetkililer de çağrıldı ve ardından Başbakan Saner kürsüye çıktı. Ama söylediklerinden net bir şey anlamak yine mümkün olmadı.
Anlaşılan sadece şuydu: Hükümet Enfeksiyon Üst Kurulu’nun aldığı kararları uygulamamakta diretiyor.
Bu yüzden Saner cumartesi aldıkları o üç ‘kararcığı’ tekrar etti ve ardından topu Sağlık Bakanı Pilli’ye attı. Üst Kuru kararlarının ‘revize edileceğini’ ve ona göre Pilli tarafından açıklanacağını duyurdu.

*  *  *
UBP-DP-YDP azınlık hükümeti dün bir kez daha halkın değil kimi kesimlerin emrinde olduğunu gösterdi.
Zira alınan kararlar da, uygulanmayan Üst Kurul kararları da o kesimlerin istediklerinden başka bir şey değil!
Bir yandan ‘vaka sayıları artıyor’ deyip diğer taraftan da ’15 günlük kapanma’ kararını çeşitli yöntemlerle uygulatmamak başka nasıl izah edilebilir ki?
“Hükümetin parası yok, o yüzden kapanmayı istemiyor” denilebilir.
Belki mali sıkıntı vardır, ama zaten memur ve emeklinin cebinden 100 milyon TL’yi bunun için kesme kararı almadılar mıydı geçen gün?
Kaldı ki Mart-Nisan-Mayıs 2020 döneminde olduğu gibi farklı kaynaklar yaratmayı da denemedikleri görülüyor.
Saner “Mevcut durum neyse o devam etsin” diyor. Yani mesela kumarhaneler açık kalsın!
Hatta Üst Kurul’a hala bugünlerde bile ‘ülkeye karantinasız üç günlük girişlere izin verilmesi’ yönünde baskı ve telkinler geldiği dahi kulaktan kulağa fısıldanıyor.
Hükümettekilerin kulak verdiği kesimler bunlar işte…
Oysa sağlık uzmanları palyatif tedbirlerle vaka sayısının kısıtlanamadığının altını çiziyorlar.
Bu kafa ile ne mi olacak peki?
Mart ya da Nisan’da ‘açılma’ hayalleri tamamen suya düşecek.
Birçok insan daha Covid 19 hastası olacak.
Daha fazla insanımız hayatını kaybedecek.
Üniversiteler öğrenciler için ‘bekledim de gelmedi’ şarkısını söyleyecek.
Turizmciler bu yıl da turist göremeyecek.
Kurban Bayramı’ndaki ‘karantinasız giriş’ deneyimi bunların olma ihtimalinin yüksek olduğunu hatırlatıyor.
İşin özeti, bu ‘kafa’ ile devem edilirse toplum 2021’i de tümden kaybedecek. 

*Bu yazı Yeni Düzen gazetesinden alınmıştır 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar