Servet Yıldırım: 'Gençler işsiz, tehlike büyük, acil önlem şart'

Türkiye’de işsizlik sorunu bitmek bilmiyor ve giderek katlanıyor. TÜİK Ağustos ayı istihdam rakamlarım açıkladı.

Rakamlara göre, Türkiye’deki her dört gençten biri işsiz.

Dünya yazarı Servet Yıldırım bugünkü köşesinde bu konuya değindi ve "Kaygı verici pek çok detay var, ancak en fazla kaygı verici olan 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranının yüksekliği. Ağustos ayında bu oran yüzde 26.1’miş. Yani Türkiye’deki her 100 gençten 26’sı, ya da daha da daraltırsak her 4 gençten 1’i işsiz. Ne bir eğitim kurumunda eğitime devam eden ve ne de bir işte çalışanların oranı ise yüzde 30.4. Anlayacağınız, Türkiye’de her 3 gençten biri ne bir iş bulabiliyor ne de bir okulda okuyor” diyor. 

"Eğer çözüm bulunmazsa sadece mental ve psikolojik rahatsızlıklara değil aynı zamanda suç oranında artış ve sosyal çalkantılar gibi daha pek çok sonuca yol açabilir” diyen Yıldırım devam ediyor: 

"Bizim gibi gelişmekte olan ekonomilerden gelişmişlere beyin göçünü hızlandırır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki aşırı sağı besler, ırkçı hareketlere güç katar, yabancı düşmanlığını körükleyebilir. Genç nüfus işsizliği Avrupa’da güç kazanmaya başlayan faşist partilerin beslendiği bataklıktır. Avrupa’da 4-5 milyon vatandaşı ve kendi topraklarında bir o kadar misafiri olan bir ülke olarak Türkiye bu sorunu yeterince analiz edip, olası önlemleri düşünmelidir. IMF’nin en son geçen ay yaptığı yıllık toplantısında da dile getirdiği gibi hükümetler genç nüfus istihdamına yönelik açık planlarını ortaya koymalılar. IMF pandemi ya da ekonomik krizler nedeniyle gençlerin bir anda gelirden yoksun kalmalarını önleyecek şekilde sosyal güvenlik ağlarının oluşturulmasından bahsediyor. Doğrudur; IMF’nin dediği gibi gençlerin eğitimi, yetenek kazandırılması da önemli ancak bunlar kısa vadeden çok belki orta ve uzun vadede çözüme katkı yapabilir. Bizim ise acilen kısa vadeli önlemlere odaklanmamız gerekiyor."

Dünya yazarı Alaattin Aktaş ise cari açık konusunu yazdı. Aktaş "Merkez Bankası dokuz ayda hem cari açığı finanse etmek, hem normalde döviz girişi beklenen finansman kalemindeki net çıkışı karşılamak için rezervinden tam 43 milyar dolar kullanmak durumunda kaldı” ifadelerini kullandı ve özetle şu yorum yaptı: 

"Döviz kuru konusu malum; 2023 öngörüleri şimdiden aşılmış durumda. Hadi olağanüstü gelişmeler oldu da kur birden yükseldi, önlem alınır ve geri gelir, öyle olabileceğini varsayalım. Ama geri gelmeyecek veriler de var. Ödemeler dengesi verileri gibi...
Yeni ekonomi programında bu yılın cari işlemler dengesi açığı 24.4 milyar dolar olarak tahmin edildi. Programın açıklandığı eylül sonunda henüz ilk yedi ayın gerçekleşmesi belliydi ve cari açık bu yedi ay toplamında 21.3 milyar dolardı. Yani son beş ay için yalnızca ama yalnızca 3.1 milyar dolarlık bir marj kalmıştı.
Ağustos verisinin açıklanmasıyla birlikte ilk sekiz ay gerçekleşmesi 25.6 milyar doları buldu ve yıllık tahmin aşıldı. Dün açıklanan eylül verisiyle birlikte de dokuz aydaki açığın 28 milyar dolara ulaştığı görüldü.
Daha önümüzde bir çeyrek var. Ve yılın son aylarında cari açığın görece daha yüksek gerçekleştiği de bilinir.
Nerede kaldı yılın tümü için 24.4 milyar dolarlık cari açık tahmini! Bu nasıl bir hesaplamadır, bu nasıl bir öngörüdür! Ya da öngörüsüzlüktür!"