Türk futbolu siyasete ve Katar’a teslim

Dünya Bankası raporunda dünyada devletten en fazla ihale kazanan müteahhitler listesinin ilk sıralarında yer alan Nihat Özdemir’in başkanlığındaki Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) Süper Kupa finalinin Katar’da oynanmasını kararlaştırması spor ve siyaset dünyasını karıştırdı.

Süper Lig ile Türkiye Kupası şampiyonlarının karşı karşıya geldiği TFF Süper Kupa finali ilk olarak 2006 yılında oynanmaya başlandı.

Başlangıçta Almanya’daki Türk kökenli yurttaşların yoğun ilgisi nedeniyle üç sezonun Süper Kupa finali Almanya’nın farklı kentlerinde (Münih, Frankfurt, Duisburg) oynandı. 

Daha sonra ise Anadolu’nun çeşitli şehirleri Süper Kupa finaline ev sahipliği yaptı. Özellikle Süper ligde takımları bulunmayan illerin seçildiği final maçları Şanlıurfa, Diyarbakır gibi şehirlerde de oynanarak ünlü futbol yıldızlarının, önde gelen futbol takımlarının futbolseverlerle buluşması sağlandı.

Ancak 2019-2020 sezonu Süper Kupa final maçının ‘korona salgını ve mevsim koşulları’ gerekçesiyle 2021 yılı Ocak ayında Katar’da oynanmasının kararlaştırılması, spor ve siyaset dünyasında tepkilere, eleştirilere neden oldu.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulan Türkiye’nin en büyük dijital yayın platformu Digitürk’ü satın alan Katarlı beIN Sports, aynı zamanda Süper Lig’in naklen yayın haklarının da sahibi. 
Dolayısıyla Süper Kupa finalinin Katar’da oynanması kararının ardında beIN Sports’un da olduğu dile getiriliyor.

Korona salgını nedeniyle Nisan ayında tatil edilen liglerde TFF’ye ve kulüplere ödemeleri durduran beIN Sports, daha önce de döviz kurlarındaki olağanüstü yükseliş nedeniyle naklen yayın sözleşmesini feshetme şantajına başvurarak TFF’yi ve Süper Lig kulüplerini döviz kurunun sabitlenmesine ikna etmişti. 

2019’da yapılan ara anlaşma ile yıllık ödeme tutarı 500 milyon dolardan 410 milyon dolara indirilen naklen yayın sözleşmesinde, kurun da 2016’daki 3,77 TL’den sabitlendiği iddiaları ortaya atılmasına karşılık, gerek beIN Sports gerekse TFF “ticari sır” gerekçesiyle sözleşmede yer alan kuru açıklamıyor. 

Süper Kupa finalinin ilk üç sezon Almanya’da oynanması, bu ülkede 4 milyona yaklaşan Türkiye kökenli nüfusa ve Alman kulüplerinde ünlenen çok sayıda Türkiye kökenli futbolcunun varlığıyla gerekçelendirilirken, Katar’a alınan kupa finali bu açıdan da eleştiriliyor.

CHP’li eski Spor Bakanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak karara sert tepki göstererek; “İktidarın bu Katar sevdası nedir? Katar’lı beIN Sports artık futbolumuzu da mı yönetiyor? Yoksa bir kulübün Katarlılara satışı için pazarlama mı?” sorusunu ortaya atarken, diğer partilerden de iktidarın spora siyaset soktuğu, özerk federasyonların siyasi talimatla yönetildiği eleştirileri geldi.

Süper Lig’in köklü takımları Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş bu sezonda beklenilen performansı gösteremezken, pek çok maçla ilgili olarak da “hakem hataları ve hakem atamalarıyla ilgili şaibe” iddiaları ortaya atıldı. 

Ligin zirvesinde şampiyonluk için mücadele eden iki takımdan Medipol Başakşehir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Trabzonspor ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın desteklediği takımlar. 

Şampiyon Medipol Başakşehir’in Başkanı Göksel Gümüşdağ aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile akraba. Arkalarında iktidar desteği olan iki takıma da gerek iktidara yakın müteahhitler gerek kamu bankaları tarafından ciddi ekonomik destek, reklam kaynağı ve sponsorluklar sağlanıyor.

Erdoğan’ın “Ben kurdum” dediği Başakşehir’in ana sponsoru Medipol Hastaneleri zincirinin sahibi, halen hükümette Sağlık Bakanı olarak görev yapan Fahrettin Koca. 

Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yaptırılarak kulübe tahsis edilen ve inşaatını Erdoğan’a yakın beş müteahhitten birisi olan Kalyon İnşaat’ın üstlendiği Fatih Terim Başakşehir Stadı, İstanbul’un en yeni statlarından birisi.26 Temmuz 2014’te oynanan stadın açılış maçında Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan Başakşehir formasıyla ünlüler karmasına karşı mücadele etti. 

Ancak taraftarı olmayan, maçlarını hemen hemen boş statta 2-3 bin seyirciyle oynayan Başakşehir, arkasındaki bu siyasi ve ekonomik destekler sayesinde, milyonlarca dolar-euro tutarında şöhretli futbolcu transferlerine imza atarken, Türk futbolunun asırlık kulüpleri transfere para bulamadığı gibi, bankalara ağır borç yükü altında eziliyor.

2019-2020 sezonunun Süper Lig Şampiyonu olan Medipol Başakşehir’in şampiyonluk kutlamalarında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan da yer aldı.

Bakan Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak’ın başında olduğu Sabah, A Haber, A Spor, Fanatik, ATV gibi medya kuruluşları, Başakşehir’in şampiyon olması ardından attıkları manşetlerde “En şaibeli sezon sona erdi” başlıklarına yer verirken, hakemlerin de maçlarda Başakşehir lehine karar verdiğini öne süren haber ve yorumlar yayınladılar.

Süper Lig ve Türk Futbolu, iktidarın kendi içinde mücadelesine sahne oluyor. TFF’nin başında ise Erdoğan’a en yakın müteahhit-işadamlarından ve AKP iktidarı döneminde İstanbul Havaalanından, Çanakkale Boğaz Köprüsü’ne, Kuzey Marmara Otoyolundan, enerji santrallarına milyarlarca dolarlık Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) ihalelerini kazanan Nihat Özdemir’in olması, futbola siyaset gölgesi ve iktidar müdahalesi iddialarını daha da artırıyor.

Özdemir’den önceki TFF Başkanı Yıldırım Demirören Ziraat Bankası’nın sağladığı yaklaşık 1 milyar dolarlık krediyle Türkiye’nin en büyük ve en köklü medya grubu Doğan Medya’yı satın alarak yayın politikasını tamamıyla iktidar ve Erdoğan lehine dönüştürdü. Ardından da ligler ve maç bahislerinin oynandığı kamu bahis tekeli Spor Toto ve İddia’nın özelleştirme ihalesini kazandı. 

Kamuoyundan gelen baskılar, tarafsızlık ve etik uyarıları sonrasında TFF Başkanlığından istifa ederek yerini Özdemir’e terk etti. Demirören daha sonra da kamu Şans Oyunları Tekeli Milli Piyango ihalesini İtalyan ortağıyla birlikte kazandı.

Siyaset ve spor kulislerinde bu sezon Süper Lig Şampiyonu olan Medipol Başakşehir’in Katar tarafından satın alınacağı ileri sürülüyor. Geçen sezonda da aynı iddialar ortaya atılmış Katarlıların Başakşehir’in piyasa değerinin artırılması ve Şampiyonlar Ligine katılma hakkını elde etmesi şartını ileri sürdükleri dile getirilmişti. 

Şimdi iktidar medyasının amiral gemisi Sabah grubu tarafından Süper Lig Şampiyonluğunu “şaibeli” şekilde kazandığı iddia edilen Başakşehir, gelecek sezon Türkiye’yi UEFA Şampiyonlar Ligi’nde temsil edecek.

Dolayısıyla Katarlılara satış konusunun bu şampiyonluk ve Avrupa’da Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkıyla birlikte yeniden gündemde olduğu, Süper Kupa finalinin Katar’da oynanması kararının ardında da Başakşehir’in Katar’da tanınması amacıyla alındığı belirtiliyor. 

Ziraat Türkiye Kupası’nı kazanan Trabzonspor ile Süper Lig Şampiyonu Medipol Başakşehir Ocak ayında Katar’da oynayacağı Süper Kupa finalinde bir anlamda Başakşehir’in hamisi Erdoğan ile Trabzonspor’un destekçisi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak karşı karşıya gelecek. TFF Başkanı Özdemir finalin Katar’da oynanması kararının gerekçesini; “Hem kulüplerimiz para kazanacak hem de tanıtımımız olacak" sözleriyle ifade etti. 

Diğer yandan TFF’nin ligler tamamlandıktan sonra aldığı bir başka karar Türk futbolu üzerindeki siyasi müdahale iddialarını ve tartışmaları daha da alevlendirdi. 

Pandemi nedeniyle 2019-2020 sezonunda tüm liglerde küme düşmeyi kaldıran TFF’nin kararıyla Süper Lig de dahil liglerden düşen takımlar yeni sezonda oynamaya devam edecek. Alt ligden çıkmayı başaran takımlar da üst ligde yer alacak. Böylece 18 takımlı Süper Lig yeni sezonda 21 takımla oynanacak. TFF 1. ve 2. Lig ile 3. Lig, Bölgesel Amatör Ligler (BAL) için de aynı karar geçerli olacak.

Süper lig kulüplerinin beIN Sports’tan sağladıkları naklen yayın gelirleri 18 yerine 21 takıma paylaştırılacak, kulüplerin gelirleri azalacak. Kayserispor, Malatyaspor, Ankaragücü bu sezon Süper Lig’den düşen takımlardı. Şimdi her üçü de Süper Lig’de kaldı. 

Bu kararda da özellikle Kayserispor’un etkili olduğu dile getiriliyor. Uzun süre Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 31 Mart seçimlerinde AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’nin ligden düşmeyi kaldıran TFF kararında siyasi gücünü devreye soktuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve TFF Başkanı Özdemir’i ikna ettiği iddiaları, siyasi kulislerde dile getiriliyor.

Eski Başbakan ve AKP eski Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi bu karara çok sert tepki göstererek Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu ile TFF Başkanı Nihat Özdemir’e istifa çağrısı yaptı. Yapılan açıklamada iktidarın Türk futbolunu yap-boz tahtasına çevirdiği ileri sürülerek şöyle denildi:

“Gençlik ve Spor Bakanı yaklaşık 4 aydan beri defalarca çağrıda bulunmamıza rağmen hiçbir açıklama yapmamış, özellikle futbol başta olmak üzere tüm spor camiasını kaderine terk etmiştir.

Bugün ise küme düşmenin kaldırıldığına ilişkin açıklama yaparak bunu kişisel bir başarı hikayesine çevirmeye çalışmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanı ile Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı ve yönetimini; sorumsuz ve liyakatsiz yönetim anlayışları, sporcu sağlığını hiçe sayan uygulamaları, kulüplerin taleplerini dikkate almayan siyasallaştırılmış kararları nedeniyle istifaya davet ediyoruz.” 

Her alanda kurumsal erozyon ve tahribatın hızlandığı bir süreçte, kitlelerin en yoğun ilgi gösterdiği sporda da siyaset gölgesinin yanı sıra, iktidarın yegâne dış dostu Katar’ın ağırlığının artarak belirginleşmesi, milyonlarca taraftarı olan köklü kulüplerin etkisizleştirilmesi, tüm branşlarda ve futbolda da ‘özerk’ federasyonların iktidar kontrolüne girmesi, Türk sporunun geleceği adına ciddi bir karamsarlığı yayıyor. 

Bakan Albayrak’ın ve devletin sağladığı mali desteğe rağmen UEFA’nın finansal fair play ilkelerini yerine getiremediği için gelecek sezon UEFA Avrupa kupalarından men edilen lig ikincisi Trabzonspor örneği ise sporun içeride siyasi desteğe rağmen uluslararası alanda yürüyemeyeceğini, saygınlığının olamayacağını gösteriyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.