Türkiye, iktidarın sustuğu Mafya’nın konuştuğu günlere kaldı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Mafya pisliği’ dediği Sedat Peker beşinci videosunu da yayınladı. İlk dört videoya kadar suskun kalan iktidar sözcüleri, dördüncü videoda Peker’in doğrudan İçişleri Bakanı Soylu’yu işaret etmesi ve yurt dışına çıkması için uyarının Soylu’dan geldiğini öne sürmesi üzerine muhalefeti eleştiren ve Soylu’yu sahiplenen birkaç açıklama yapma ihtiyacı duydular.

Soylu, Peker’i piyon olarak nitelendirirken, dava açacağını duyurdu ve Peker’e de Türkiye’ye gelerek iddialarını yargı önünde dile getirmesi çağrısında bulundu. Ancak yaptığı açıklamanın dörtte üçlük bölümü muhalefet partilerinin liderleri Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu’na yönelikti. CHP liderini Peker’in abisi, Akşener’i ablası, Babacan’ı kardeşi ve Davutoğlu’nu da hocası olarak sıralayan Soylu, Peker’e ‘Hayatının bir noktasında benimle temasın var ve bu ispatlanırsa Aziz milletimizin gözü önünde idam dahil her türlü cezaya, aşağılanmaya razıyım’ dedi.

Ancak ertesi gün, Peker’in kendisine uyarı mesajı gönderdiğini iddia ettiği akrabasının oğlunun düğününde, Soylu’nun nikah şahidi olduğunu gösteren fotoğraflar ortaya çıktı.

Muhalefet partileri kokain ticaretinden, milyarlarca dolar değerindeki yat limanlarına ‘çökme’, mallara el koyma, tecavüz, intihar, Rus mafyasıyla işbirliğine kadar varan vahim iddialar için Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırıp, iddiaları meclis gündemine taşımaya hazırlanırken, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın ve AKP sözcüsü Ömer Çelik, muhalefeti bir organize suç örgütü liderinin iddiaları üzerinden ‘kirli siyaset’ yapmakla suçlamaya yöneldi.

AKP sözcüsü Çelik ‘elinde belgesi olan varda yargıya gitsin’ derken CHP milletvekili Ali Mahir Başarır, Sedat Peker’in 2015’den bu yana devlet korumasında olduğu, İstanbul Valiliği Koruma Kurulu tarafından kendisine ‘yakın koruma polisi’ verildiğine ilişkin belgeleri açığa çıkarttı. Peker’in yurt dışına kaçmadan sekiz ay önce de resmi polis korumasının bir yıl daha uzatıldığı anlaşıldı.

Aslında ortadaki tablo, iktidarda müthiş bir çözülme, çürüme, dağılma ve kontrolü kaybetme sürecini işaret ediyor. Bir mafya liderinin Erdoğan’ın İçişleri Bakanından, daha önce yargılanıp hüküm giymiş eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar’a, Ağar’ın AKP milletvekili olan oğlu Tolga Ağar’a, Erdoğan’ın damadı eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a kadar uzayan itham ve iddiaları karşısında iktidarın sergilediği sessizlik, suskunluk belirgin şekilde dikkat çekiyor.

Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu Berat Albayrak ile arasını açmakla, Albayrak’ı kendisine düşman etmekle suçlarken, bir organize suç örgütü lideriyle Hazine ve Maliye Bakanının bağlantısının ne olabileceği, nasıl bir husumetin söz konusu olduğu sorgulanmıyor.

Kolombiya’dan üretilip Ekvador’dan yüklenen ve varış limanı Türkiye olan 616 paket yaklaşık 5 ton kokain Panama’da ele geçirildi. Bu kokainin Türkiye’deki alıcısının kim ya da hangi firma olduğu açıklanmıyor. Peker, kokain ticareti ile ilgili olarak ortaya attığı iddialarda bu kokainin İzmir limanına teslim edileceğini, alıcısının da bir ‘kimya firması’ olduğunu iddia etti. Bununla ilgili iki müfettiş görevlendirilerek alıcının kim olduğunun araştırılması için savcılara çağrı yaptı. Yine kimseden ses seda çıkmadı.

İktidarın yanı sıra, 280 karakterli bir tweet için bile seferber olan polis, Cumhuriyet savcıları her birisi en az bir saat süren ve beşincisi YouTube’da yayınlanan Peker videolarındaki vahim iddialar, ithamlar, suçlamalar için parmaklarını dahi oynatmak istemiyor görünümündeler.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan başında bulunduğu hükümetin İçişleri Bakanı hakkında ortaya atılanlara sessiz. Her konuda açıklama yapan, tweet atan, muhalefet liderlerine tepki gösteren Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’dan henüz bir beyanat yok. Videolarda adı geçen eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak zaten aylardır ortada görünmüyor.

Muhalefet liderlerinin iktidara sorularına, iddialarla ilgili tepkilerine önce bir diğer mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın oğlu yanıt verdi. Çakıcı’nın oğlu, DEVA Partisi lideri Ali Babacan’a tehditler savurdu. Bir süre sonra da Alaattin Çakıcı’nın kendisi iki sayfalık bir sosyal medya açıklamasıyla Devlet Bahçeli ve Erdoğan’a övgüler düzerken, kendisine ‘mafya lideri’ denilmesine kızgınlık sergiledi. 

Devlet Bahçeli’nin bizzat cezaevinde ziyaret ettiği ve af çıkarılması için ısrarı sonrasında Erdoğan, Çakıcı’nın da aralarında yer aldığı hükümlülerin salıverilmesine olanak sağlayan af yasası niteliğindeki infaz yasasını meclisten geçirdi. Bahçeli’nin ‘dava arkadaşım’ dediği Çakıcı’nın cezaevinden çıkmasından hemen sonra da Sedat Peker yurtdışına çıktı. 

Daha önce de yayınladığı mesajlarla CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden, ağır hakaretlerde bulunan Çakıcı için CHP liderinin avukatları tarafından yapılan suç duyuruları ve açılan davalardan ise şu ana kadar bir sonuç çıkmış değil.

Nitekim Çakıcı yayınladığı son mesajda da yine Kılıçdaroğlu başta olmak üzere muhalefet liderlerini hainlikle suçladı ve 2023 seçiminde Erdoğan, Bahçeli ve Cumhur İttifakı’na oy istedi. Cumhur İttifakı seçimi kazanıp iktidarını sürdürdüğü takdirde kişi başına düşen milli gelirin 18 bin dolara yükseleceği vaadinde bulundu. 

Çakıcı’nın ülkenin ve ekonominin içinde bulunduğu şartlarda ortalığı karıştırmanın, iktidarı suçlamanın, iddialar ortaya atmanın yanlış ve vatana ihanet olduğunu ifade etmesi ise ‘Sedat Peker’e sus mesajı’ olarak yorumlandı. Ancak Çakıcı’nın paylaşımından bir gün sonra Peker beşinci videoyu yayınlayarak bu yorumları boşa çıkarttı.

Sedat Peker’in peş peşe yayınladığı uzun videolarla İçişleri Bakanına, AKP vekili Tolga Ağar’a, Berat Albayrak’a iktidar medyasındaki bazı gazeteci ve yazarlara yönelik ortaya attığı iddialar, suçlamalar yanında Çakıcı ve oğlu tarafından da muhalefet partilerine, liderlerine hakaret ve tehditler yağdırılıyor.

Mafyacılar, suç örgütü liderleri gerek yazılı gerekse sözlü ve görüntülü olarak diledikleri gibi medya mecralarında konuşuyor, suçluyor, itham ediyor. Bir anlamda ülke gündemi ve siyaset meydanı suç organizasyonlarının yöneticilerinin hesaplaşma alanına dönmüş durumda. İktidar cephesinde gerek AKP’de gerekse MHP’de sessizlik, Cumhurbaşkanı ve AKP sözcüsü dışında derin bir suskunluk hakim. Muhalefet ise bu hafta açılacak meclis gündemine bu iddiaları taşıma, meclis araştırması isteme hazırlığında. 

Ortaya saçılan ağır suçlamalar karşısında dağılmış durumdaki iktidarın, tam kapanmanın sona erdiği 17 Mayıs’tan itibaren geçileceği açıklanan kademeli normalleşme için yayınlanan İçişleri Bakanlığı genelgesi ise tepkileri çığ gibi büyüttü. Pek çok işyeri ve işletmenin kapalı kalmasını, yasakların ağırlıkla sürmesini, sokağa çıkma yasaklarının büyük ölçüde devamını öngören önlemler, AKP MKYK üyesi Metin Külünk’ün dahi sert tepkisine yol açtı. 

Külünk kendi partisine ve iktidara çağrıda bulunarak; ‘Kafa karışıklığına ve sokağın büyük tepkisine neden olacağı net olan bu genelgenin acilen revize edilmesi, değiştirilmesi şart’ dedi. Daha önce de CHP’yi eleştirmek için hazırlanan çizgi film klibini ters tepince silmek zorunda kalan AKP, son olarak turistlere yönelik olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı tanıtım videosunu da gelen tepkiler üzerine yayından kaldırmak zorunda kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kademeli normalleşmeye geçiş öncesi yaptığı açıklamada bu sürede mağdur olan esnaf, çalışan, halktan ‘helallik’ istemesi ise tepkileri çığ gibi büyüttü ve sosyal medyada Erdoğan’a karşı ‘Helal Etmiyoruz’ kampanyasına neden oldu. 

Yönetmekte ve gündem oluşturmakta iyice çözülen iktidar, Türkiye’yi de iktidarın susup, mafyanın serbestçe konuştuğu günlere getirdi.     


 

@Ahval Türkçe