Türkiye’nin insansız hava araçları uçak gemisi Anadolu’da kullanılabilir mi?

Türkiye, yakın zamanda donanmasına katılacak olan amiral gemisi TCG Anadolu amfibi hücum gemisinin -aynı zamanda Çıkarma Helikopteri İskelesi (LHD) olarak da bilinir- savaş uçakları yerine insansız hava araçları taşıyacağını duyurdu.

Ahval’e konuşan uzmanlar Ankara'nın deniz insansız hava araçları geliştirmekte çok zorlanacağını ve bu tür insansız hava araçlarının savaş uçaklarının yerine geçemeyeceğini belirtiyor.

Türk insansız hava aracı üreticisi şirketin CEO'su Haluk Bayraktar şirketinin, "Bir yıl içinde LHD Anadolu'ya başarılı bir şekilde iniş ve kalkış yapacak yeni bir SİHA (insansız savaş hava aracı) geliştirmeyi" planladığını açıkladı.

SDU Savaş Araştırmaları Merkezi'nden James Rogers, “Bir uçak gemisine iniş daha karmaşıktır ve bu da bir uçağın yapısını bir havalimanına inmekten daha fazla zorluyor. Bu nedenle Türkiye'nin bu sorunları çözmek için artan tüm drone üretim bilgisini kullanması gerekecek" diyor.

Türkiye'nin alabileceği önlemler arasında Bayraktar TB2 veya daha gelişmişi olan Akıncı PT-2'yi daha gelişmiş bir şekilde güncellemesi bulunuyor. 

Rogers, "Türkiye de bu amaçla Bayraktar TB3 adlı bir dronun imalatının devam ettiğini belirtti" diyor.

Anadolu, İspanyol Donanması'nın amiral gemisi Juan Carlos I'e benzetilerek inşa ediliyor. Helikopterler ve AV-8 Harrier ile F-35B varyantı gibi kısa kalkış dikey iniş (STOVL) özelliklerine sahip avcı uçaklarını taşımak için tasarlanmış.

Ankara'da bağımsız bir araştırma grubu olan BlueMelange'deki uzmanlar, Türkiye'nin bu savaş uçaklarından hiçbirini tedarik edemeyeceğine işaret ediyor.

Uzmanlar, "F-35B'nin ABD tarafından iptal edilmesinin ardından Anadolu için sabit kanatlı bir savaş uçağı seçeneği yok ve Batı'dan fizibil, uygun fiyatlı ve eski Harrier avcı uçaklarından ikinci el tedarik etme imkanı da yok" diyor.

Anadolu'nun tasarımı göz önüne alındığında, Türkiye muhtemelen STOVL veya VTOL (dikey kalkış ve iniş) özellikli dronlara ihtiyaç duyacaktır.

Rogers, Rusya'nın yakında denize inecek olan Project 22350 Amiral Gorshkov sınıfı fırkateyni için VTOL dronları geliştirdiğine dikkat çekiyor. 

Rogers, “Türkiye, ihtiyaç duyduğu bazı rolleri yerine getirmek için bu yoldan ilham alabilir” diyor.

Türkiye'nin amiral gemisi için seçtiği insansız hava araçlarının oldukça küçük ve buna uygun olarak daha küçük bir yük kapasitesi olması gerektiğine dikkat çeken Economist'in savunma editörü Shashank Joshi, "Anadolu'da fırlatma sistemi yok, bunun yerine sıçrama rampası var" diyor. 

Joshi, "İki iyi bilinen örnek olarak ABD Predator ve Reaper’lar gemilerden kalkamaz. Türk Bayraktar TB2 de standart haliyle, o kadar da küçük değil" ifadelerini kullanıyor. 

BlueMelange uzmanları, VTOL özellikli orta irtifalı uzun dayanma süresine (MALE) sahip dronların yokluğunda, "Baykar Makina‘nın Bayraktar TB3‘ü ve MALE Aksungur'u Anadolu için başatlar olacak" tahmininde bulunuyor.

Aynı uzmanlar "Her ikisinin de deniz uygulamaları için tasarlandığı söyleniyor. Ama bu o kadar da kolay değil" açıklamasında bulunuyor. 

Türk İSHA'ları her zaman basit turbo dizel pistonlu ve turboprop motorlardan güç alıyor ve bu motorlar, yeniden tasarlansalar dahi Anadolu’nun sıçrama rampasından fırlatılmak için uygun olmayabilirler.

Uzmanlar, bu durumda da, “Zaten sınırlı olan yükleri ve yakıtları (atlama kısıtlamaları nedeniyle) menzillerini ve rollerini azaltacaktır" diyor.

Denize uyarlanmış dronların temel özellikleri, tuzlu suyun neden olduğu korozyona karşı koruma, gelişmiş durdurma dişlileri, güçlü iniş takımları, özel lastikler ile STOBAR veya CATOBAR inişlerini sağlayan kuyruk kancasıdır.

Kısa Kalkış Ancak Yakalamalı İniş/ Kısa Kalkış Bariyer Durdurmalı İniş (STOBAR) sistemleri, Rusya, Çin ve Hindistan’ın fırlatma sistemleri (mancınık) olmayan ancak sıçrama rampaları bulunan taşıyıcılarda yaygındır. Mancınık Destekli Kalkış Ama Yakalamalı İniş (CATOBAR) ise ABD süper taşıyıcıları ve Fransa’nın amiral gemisi tarafından kullanılıyor.

"Bu nedenle, Türkiye, bu güçsüz İSHA‘ları fırlatma rampası platformu aracılığıyla optimum hız ve yük ile başlatmak ve inişte kuyruk kancaları ile yakalamak için yerli bir Türk tipi güç destekli STOBAR sistemi geliştirmelidir" diyen BlueMelange uzmanları, “Buna paralel olarak, Türk SİHA'larının (TB3'ler, Aksungur, bir denizci Akıncı veya diğer yeni sürprizler) denize uyarlanması, katlanmış kanatlarla ve yeni güçlü dişlilerle donatılması gerekiyor” ifadelerini kullanıyor ve ekliyorlar: "SSB'nin (Savunma Sanayii Başkanlığı) ve şirket mühendislerinin tüm bu sorunları zamanında nasıl çözebileceklerini bilmiyoruz." 

Uzmanlar, deniz dronlarının sınırlı yetenekleri ve etkinliği göz önüne alındığında böyle bir çabanın maliyete değip değmeyeceğini de gündeme getiriyor.

Savaş jetlerinden farklı olarak, insansız hava araçları muharebe hava devriyeleri (CAP) gerçekleştirmek, hava üstünlüğü elde etmek, derin saldırı görevleri başlatmak veya yakın hava desteği sağlamak için gerekli son derece sınırlı yeteneklere sahiptir.

"LHD'ler size bu tür stratejik faaliyetleri yalnızca F-35B'lerle verir" diyen uzmanlar, sonuç olarak, “Bu denize uyarlanmış SİHA'lar için araştırma ve geliştirme maliyetinin iptal edileceğini, bunun yerine denize uyarlanmış S70B28D +, MH60R, CH53K, CV22, deniz ATAK veya yenilenmiş AH1W helikopterlerinin ikame edileceğini” öne sürüyor.

Diğer bir soru da Türkiye‘nin deniz dronları ile öne çıkması durumunda Anadolu'nun kendisini hava saldırılarından nasıl yeterince koruyabileceği. Ankara, yakında görücüye çıkacak olan Akıncı insansız hava aracının Türk yapımı Bozdoğan (Merlin) ve Gökdoğan'ı (Peregrine) görsel menzil içinde ve görüş mesafesinin dışında havadan havaya füzelerle ateşleyebileceğini iddia ediyor.

Ancak, bu özellikler onları bir savaş uçağı kadar etkili yapmaz.

BlueMelange uzmanları, "Akıncı, daha hızlı olan herhangi bir hızlı savaş uçağına karşı koyacak hız, güç, çeviklik, ivme, elektronik sistemleri, kendini koruma, görüş ve havadan havaya yükten yoksundur" diyor.

Sonuç olarak, büyük olasılıkla önemli hava savunma yeteneklerine sahip diğer savaş gemilerinin Anadolu’ya refakat etmeleri gerekecek. Burada da Ankara'nın bir sorunu var.

Uzmanlar, "Maalesef Türk Donanması, 100 kilometrelik Bölgesel Alan Savunma / Hava Harp Savunması gemilerine sahip değil. TF2035 (daha önce TF2000) hava savaşı karşıtı fırkateyn programı 1990'ların sonlarından bu yana sürekli olarak ertelendi ve rafa kaldırıldı" ifadelerini kullanıyor.

Bütçe eksikliği ve gereken ileri teknoloji göz önüne alındığında, Türkiye'nin en azından 2030'ların ortalarına ve hatta 2040'lara kadar yedi TF2035 destroyerini denize indireceğine de şüpheyle bakılıyor. 

Bu arada Türk Donanması'nın hava savunma kabiliyeti, örneğin eski ABD Donanması Oliver Hazard Perry sınıfı güdümlü füze fırkateynleri modernize edilen G sınıfı ve daha küçük Alman tasarımı Meko sınıfı savaş gemileri ile güvence altına alınacak. 

"Bu fırkateynler, TCG Anadolu'yu yalnızca yerel olarak, gelişmiş elektronik ve RIM-162 ESSEM karadan havaya füzeler ile koruyabilir ve savunabilir" diyen uzmanlar, "Ancak Anadolu'nun, düşman uçakları ve füzelerinin uzun menzilli engellenmesi için F-16 savaş uçaklarının CAP korumasına ihtiyacı var" ifadelerini kullanıyor. 

Sonuç olarak uzmanlar, Anadolu için Türk yapımı bir güç destekli STOBAR ve TB3, Aksungur ve Akıncı gibi yeni deniz dronları “ek fon, zaman ve çaba gerektiren çok zorlu fikirler” olduğunu tekrarlıyor ve ekliyorlar;

“Türkiye bu SİHA'ları sahaya sürmeye devam ederse, Anadolu'ya F-35B'lerin sağlayacağı ek bir yetenek ve rol getirmeyecek.”


@Ahval Türkçe