Yunan-Türk ilişkilerinde gerçekleri görme zamanı

Yunanistan ve Türkiye'nin bugün biririne karşı iyi olma şansı var mı? Cevap hayır gibi görünüyor. Safça tersini düşünen herkes, farklı bir zamanda yaşadığımıza, farklı bir Türkiye ve farklı bir Recep Tayyip Erdoğan ile karşı karşıya olduğumuza inanıyor.

1975 ile bugün arasında onurlu ve kabul edilebilir bir çözüm için fırsatların olup olmadığı farklı bir konudur ve geleceğin tarihçileri tarafından incelenmelidir. Şimdi bu konuyu tartışmanın bir anlamı yok. Şu ana kadar ki dokuz Yunan başbakanı - Konstantinos Karamanlis, Georgios Rallis, Andreas Papandreou, Konstantinos Mitsotakis, Kostas Simitis, Kostas Karamanlis, George Papandreou, Antonis Samaras ve Alexis Tsipras – bu Gordian düğümünü çözemediler.

Bazıları boşa çabalarken, hiçbiri Yunanistan'ın karasularını 12 deniz miline çıkarmayı başaramadı. O dönemde, Türkiye tek taraflı araştırmaları yasakladı ve Imia (Kardak) adasının egemenliğini sorgulanır hale getirmeyi başardı, ancak Ege'yi ortadan ikiye bölme planında başarısız oldu.

Ankara müzakere duruşunu sertleştirdi ve Yunanistan için kırmızı çizgiler olan iki konuyu masaya getirmekte ısrar ediyor: adaların ve sözde "gri bölgeler"in askerden arındırılması - hem yerleşimin olduğu, hem de olmadığı bu adalarda Yunan egemenliğine meydan okuyor. Aynı zamanda Yunan adalarının karasularının kısmi genişlemesini bile tartışmayı reddederken, aynı zamanda üçüncü ülkeler Libya ve Mısır'ın çıkarlarıyla ilgili olduğu bahanesiyle Doğu Akdeniz'de Yunan hakları meselesini ikili görüşmelerden men ediyor. Bu kadar sert sabit duruşlarla hiçbir müzakere çok ileri gidemez.

Yunan dışişleri bakanı, Perşembe günü Ankara'ya gitmeden önce resmin tamamını biliyordu, bu yüzden durumu olduğu gibi anlatmaya karar verdi. Er ya da geç, gerçek dile getirilecekti. Yunanistan’ın çözüme ulaşmamış tüm konulardaki tutumu, deneyimli diplomatik ekibi tarafından müzakere masasında tekrar tekrar ifade edilecektir.

Bir çıkmaza girdik. Diplomaside, bu tür çıkmazlar ya her iki tarafa da uyduğu için yapay olarak buz üzerinde tutulur ya da ısınabilecek bir soğuk savaşa dönüşür. Ne de olsa 46 yıldır olan da bu.

*Bu yazı Katimerini gazetesinden alınmıştır