Anketler ne diyor?

ParaAnaliz’in bir prensibi, bir de takıntısı var. Takıntısı anket, anket, anket.  Nasıl ekonomide veri olmadan analiz sade suya kenevir çorbasına benzerse, siyaset biliminde de anket olmadan bol keseden atmak, eh bol keseden atmaya benzer işte. Prensibimiz ise anketleri hiç yorum yapmadan yayınlamak, eğer yorum yapacaksak, başına YORUM diye büyük harflerle yazmak. Bu inceleme bir yorum değil. Fakat, bir çok değişik konuda anketi bir araya getirdiği için kafa karışıklığına engel olması için YORUMSAL başlığı altında siteye girerek yeni bir çığır açıyoruz.

Çin malı KONDA anketi: Öncelikle. KONDA her ay anket yapar, ama kafasına tabanca dayasanız kamuoyuyla paylaşmaz. Bu yüzden birçok basın organında yayınlanan ve CHP’nin stratosferik yükselişini gösteren KONDA anketi Çin malıdır. Wuhan’a üretilmiştir, çakmadır.

Optimar anketi: Biz gerçek anketler gelelim ve bu vesileyle muhalefetin paramiliter kalesi olarak bilinen ParaAnaliz’in aslında sadece ekonomi ve finans gazeteciliği yapmaya çalışan mütevazi bir gizli terör örgütü olduğunu hatırlatalım. Ve…işte geliyor:  Optimar anketi:

Optimar, son yaptıkları anket verilerini sosyal medya hesabından paylaştı. Ankete göre, yükselişini sürdüren AK Parti, yüzde 42, 2, CHP 24,2, MHP 11,2, HDP 10,4.  İYİ Parti ise 9,2 oy oranıyla baraj altında kalıyor.

Araştırmada; Ahmet Davutoğlu’nun partisi 1,0 oy alırken, parti kurması beklenen Ali Babacan ise 0,3 oy oranına sahip. Ankette diğer partileri tercih edenler ise 1,3.

Katılımcılara, “Suriye’nin İdlib kentinde Türk Silahlı Kuvvetlerimize Esad rejimi tarafından düzenlenen saldırıda şehit düşen askerlerimiz için yapılan operasyonları nasıl karşılıyorsunuz?” sorusu da yöneltildi.

Cevap: Yüzde 50.4 olumlu, yüzde 31.6 olumsuz, kararsız yüzde 18.

Barış Kalkanı’na destek ne kadar?

Hazır Barış Kalkanı’ndan söz açmışken, bir başka ankete değinelim:

Metropoll Araştırma’nın şubat ayı anketine katılanların yüzde 48.8’i Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin İdlib kentinde asker bulundurmasını gerekli görmüyor.

Şirketin her ay düzenlediği ‘Türkiye’nin Nabzı’ başlıklı çalışmada ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib’de bulunması Türkiye için bir gereklilik midir’ sorusuna katılımcıların yüzde 30.7 “Evet” yanıtını verdi.

Katılımcıların yüzde 20.5’i soruya yanıt vermedi.

Halkımız Suriye’li kardeşlerimizi bağrına bastı mı?

Hazır Suriye’den söz açmışken, yine Metropoll’un anketinden halkımızın din kardeşimiz “sığınmacılar” hakkında ne düşündüğünü de öğrenelim:

Ankete göre katılımcıların yüzde 70.5’i sığınmacıların ekonomiye zarar verdiğini savunuyor.

Katılımcıların yüzde 60’i sığınmacıların Suriye’deki savaştan sonra ülkelerine dönmeyeceğini düşünürken, yüzde 76.6’sı sığınmacılara Türk vatandaşlığı verilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Bugün seçim olsa?

İstanbul Ekonomik Araştırmalar, artık abonelerine her ay düzenli olarak yaptığı anketleri yolluyor. Bence abone olun, linki buradadır.

İEA’ın taze fırından çıkan “bugün seçim olsa?” sorusuna verilen cevapları tablo şeklinde yansıtacağım, çünkü daha gidecek çok yolumuz var:

k

 

Ardından da siyasetçilerin başarı puanını sunalım, bakın Sevgili Başkanımız Erdoğan en beğenilen siyasetçi, hiç sansürledik mi, “ama artık  halkın neredeyse yarısı beğenmiyor!” diye çamura yattık mı?:

k

 

Peki ne istiyor yahu bu millet?

En çok ilgimizi çeken anket  ise ABD’de faaliyet gösteren “Pew Resarch Center” tarafından düzenlenen ve farklı bölgelerden 34 ülkeyi kapsayan bir araştırma. Haberdar.com’dan arakladığımız, onların da başka bir kaynaktan arakladığı bu araştırmaya göre, düşünce ve basın özgürlüğü talebinin son beş yılda en fazla arttığı ülkelerin başında Türkiye’nin geldiği bulgulandı.

Araştırmaya katılanlara, “ülkenizde hükümetin sansürü olmadan herkesin istediğini söylemesi ne kadar önemli?” sorusu yöneltildi.

Buna göre, 2015 yılında ifade özgürlüğüne destek Türkiye’de yüzde 43 iken, bu oran 2019 yılına gelindiğinde 22 puanlık artışla yüzde 65’e çıktı.

Bu sıralamada Türkiye’yi Fransa izledi. 2015 yılında ifade özgürlüğüne destek Fransa’da yüzde 67 iken, bu oran 2019 yılına gelindiğinde 16 puanlık artışla yüzde 83’e çıktı.

Macaristan’da ise 2015 yılında ifade özgürlüğüne olan destek yüzde 74 iken, 2019’a gelindiğinde yüzde 87’ye yükseldi. ABD’de ise aynı dönem için ifade özgürlüğüne destek yüzde 71’den yüzde 77’ye çıktı.

Araştırmaya göre, İsrail ve Hindistan’da ise ifade özgürlüğünü destekleyenlerin oranı son beş yılda artış değil, tam tersine düşüş gösterdi.

Basın özgürlüğüne destek oranı: Araştırmanın ikinci bölümünde ise ankete katılanlara “Ülkenizde hükümetin sansürü olmadan basının özgür bir şekilde çalışmasını ne kadar önemli buluyorsunuz?” sorusu yönetildi.

Buna göre, Türkiye’de 2015’de basın özgürlüğünün önemine inananların oranı yüzde 45 iken, 2019 yılında 19 puanlık artışla yüzde 64’e çıktı.

Bu oran aynı dönem için Fransa’da yüzde 46’dan yüzde 65’e, İngiltere’de yüzde 58’den yüzde 77’ye yükseldi.

Bu oranlar, Almanya’da ise yüzde 73’den, yüzde 67’ye, İtalya’da yüzde 64’den yüzde 56’ya, Rusya’da yüzde 46’dan yüzde 38’e, Brezilya’da yüzde 71’den yüzde 60’a indi.

Bu noktada yırtık tayttan çıkan şey gibi lafa burnumuz sokup “Bakın, OdaTV’ye yapılan operasyon sandıkta kafanıza taş gibi yağacak” diyor muyuz?

Din özgürlüğü, düzenli seçim, özgür sivil toplum: Bu araştırmaya katılanlara ayrıca adil yargı, cinsel eşitlik, din özgürlüğü, düzenli seçim, özgür internet, özgür sivil toplum ve özgür muhalefet partisinin önemine yönelik sorular yöneltildi.

Araştırmada ayrıca, “devletin herkesin yararına çalıştığına inanıyor musunuz?” sorusu yöneltildi. Bu soruya 2002 yılında yüzde 79’u evet diyen Türk vatandaşlarının oranı, 2019 yılına gelindiğinde yüzde 66’ya geriledi.

Tabii, biz tevatür taciri değil, hakiki gazeteci ve provakatör olduğumuz için, KONDA anketi kumpasına gelmeyelim diye, gerçekten böyle bir araştırma var mı diye, “araştırdık”, yani araştırmacı gazetecilik yaptık. Var, sonuçlar da yukarıda sıraladıklarımızla tutarlı. Linki de nah buradadır:  Democratic Rights Popular Globally but Commitment to Them Not Always Strong

Sonuçta diyeceğimiz hiçbir şey yok. Yorum yapmadık, halkımızın yüce takdirine sunduk. Umarız bu YORUMSAL’da bilmeden bir devlet sırrını deşerek —mesela halkın değişim ve demokrasi istemesi gibi— hakkında dava açılacak bir suç işlemedik. Ama olsun, yine de bizi içeri tıkın. Çünkü, Kutsal Kitap ne demiş? Şeytan azapta gerek!


Bu yazı Para Analiz'den alınmıştır.