Türkiye'de vatandaş en çok neden korkuyor?

2020 pandemi, doğal afetler, ekonomik kriz ve birçok konuda tüm dünyanın sınandığı bir yıl oldu.

Barem, insanların günlük kaygılarının arttığı bu dönemde gerçekleştirdiği araştırmayla, Türkiye’de en çok kaygı yaratan başlıkları belirledi.

İstanbul’da yaşayanlarda en çok deprem, genç nesilde (18-34 yaş arası) işini kaybetmek ve işsizlik, kadınlarda şiddet, erkeklerde savaş ve terör, 35-54 yaş grubunda ise küresel iklim değişikliği konularına dair anlamlı oranda fark tespit edildi.

Marketing Türkiye'nin aktardığına göre Barem, Türkiye’yi temsil eden 1000 kişiyle, “Kendilerine ve ailelerine zarar vermesinden en çok çekindikleri” üç tane kaygı unsurunu sıralamalarının istendiği bir araştırma yürüttü. Koronaya yakalanmak endişesi ilk sırada yer alırken bunu depremden zarar görmek ve işsiz kalmak izledi. İrdelenen diğer endişeler;  geçinememek, kadına şiddet, savaş, iklim felaketleri ve terör oldu.

Koronaya yakalanma, her beş kişiden üçü için (yüzde 61) endişe edilen ilk üç riskten biri olarak çıktı. Toplumun tüm kesimlerinde insanların yarıdan çoğunun korona kaygısı mevcut. Kadınlarda bu oran yüzde 65’e, ev kadınlarında yüzde 69’a ve orta sosyoekonomik grupta (C1) yüzde 67’ye yükseliyor.

Deprem Türkiye genelinde  yüzde 42 oranda ilk 3 endişe arasına giriyor. İstanbullular’ın  yüzde 54’ü korona kaygısı taşıyorken deprem endişesi olanlar yüzde 56 oranında. Esnaf yüzde 49, ev kadınları yüzde 48 ve alt orta sosya ekonomik statü grubu (C2) yüzde 48 ile depremden toplum geneline göre daha çok endişe eden kesimler olarak görünüyor.

Görüşülen kişilerin yüzde 36’sı işini kaybetmekten veya iş bulamamaktan korkuyor. Gençlerin (18-34 yaş grubu – yüzde 47) korkusu daha fazla. İşsizler, öğrenciler ve en düşük gelir gruplarında bu korkuyu taşıyanların oranı yüzde 50’ye yükseliyor.

Görüşülen kişilerin yüzde 34’ü geçinememeyi ilk 3 endişesinin arasında ifade ediyor. Bu oran tüm kesimlerde benzerken en düşük gelirli kesimde yüzde 47’ye kadar çıkıyor.

Kadına şiddeti ilk 3 endişeden biri olarak sayanların oranı yüzde 34. Doğal olarak bu oran kadınlarda (yüzde 43) ve ev kadınlarında (yüzde 45) daha yüksek. Öğrenciler (yüzde 44) ve en düşük gelir grubu (yüzde 40) bu oranın toplumun geneline göre yüksek olduğu kesimler. Kadına şiddet kaygısının düşük olması beklenen kesimlerde bile 4 kişiden biri bunu ilk 3 endişe arasında ifade ediyor. Oran; üst sosyoekonomik statü grubunda (AB ses) yüzde 25, üniversite ve üzeri eğitimli kesimde yüzde 26 olarak seyrediyor.

Toplumun dörtte biri (yüzde 24) olası bir savaşı ilk 3 endişesi arasında sayıyor. Erkeklerde (yüzde 28), üst eğitim (yüzde 30) ve üst sosyoekonomik statü gruplarında (AB ses – yüzde 29) bu oran biraz daha yükseliyor. Terör için de benzer bir durum söz konusu. Terör olayları her 5 kişiden birinin (yüzde 19) ilk 3 endişesi arasında yer alıyor. Oran üst sosyoekonomik statü (yüzde 31), üst eğitim (yüzde 25) grupları ve erkeklerde (yüzde 24) daha yüksek.

Toplumun yalnızca yüzde 22’si küresel iklim değişikliğinin yaratacağı kuraklık, sel gibi felaketleri kendisi ve ailesi için bir tehdit olarak algılıyor. Bu konuda yaş arttıkça bilinç artıyor. Oran 18-35 yaş gençlerde yüzde 17 iken, 35-54 yaş grubunda  yüzde 23’e, 55 üstü grupta ise yüzde 29’a çıkıyor.

Katılımcılara dünyanın koronadan kurtulması için gereken süre de soruldu. Tahminlerin ortalaması 25 ay. Görüşülen kişilerin yarısı koronavirüs salgınından en geç bir yılda kurtulmayı bekliyor, diğer yarının verdiği süreyse bir yıldan daha uzun. Koronavirüs salgınının bir yıldan az sürede biteceğini düşünen iyimserler görüşülen kişilerin yalnızca yüzde 17’si. Bir yılda biteceğini düşünenler yüzde 35, 2 yılda kurtulacağız görüşünü ifade edenler  yüzde 31 oranlarında. Daha karamsar yüzde 18’lik grup ise bu sürenin 3 yıl veya daha uzun olacağı kanısında.