uy
Şub 27 2018

Sidon Lahidleri yağmura karşı!

Dünyaca ünlü İskender Lahdi’nin de aralarında bulunduğu Sidon Nekropolü Lahidleri, İstanbul Arkeoloji Müze binalarının restorasyon çalışmalarında kar ve yağmur sularına maruz kalarak geri döndürülemez zararlar aldı. Sebep ise, restorasyon sırasında, kış ayları da dahil olmak üzere, müze pencerelerinin kapatılmaması.

Müze bu kışı da penceresiz geçirmeye devam ediyor. Eserler hala büyük tehlike altında.

Lahidlerin aldığı zararlar, lahidleri bulan ve İstanbul’a getirerek Arkeoloji Müzesi’nin kurulmasına öncülük eden, müzenin ilk müdürü Osman Hamdi Bey’in kemiklerini sızlatacak gibi görünüyor. İstanbul Arkeoloji müze binasının dış cephesi yapılırken esinlenilen İskender Lahdi ise, kar ve yağmur sularından büyük zarar gördü.

İstanbul Arkeoloji Müze binalarında 2011’de başlayan restorasyon çalışmalarında sona yaklaşılırken, restorasyon sırasındaki bir ihmalkârlık müzenin durumunu gözler önüne serdi.

Restorasyon boyunca müze binası, İstanbul’un yoğun karlı ve yağışlı kış ayları da dahil olmak üzere, 2016, 2017 ve 2018 yıllarını penceresiz geçirdi. Müzenin pencelerinin kapatılmamasınından dolayı dünyaca ünlü İskender Lahdi’nin de aralarında bulunduğu Sidon Nekropolü Lahidleri içeriye giren kar ve yağmur suları ile birlikte nemin etkisi altında kaldı.

Müze binalarındaki restorasyon çalışmaları 2011 yılında başlamıştı. Aralık 2016’da ise çalışmalar, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki İstanbul Arkeoloji müzesinin binasının restorasyon protokolü sona erdiğinden durmuştu.

Müzede yarım kalan ve durdurulan tadilat nedeniyle, Roma ve Bizans dönemi eserleri ile İskender Lahdi ve Ağlayan Kadınlar Lahidleri’nin aralarında bulunduğu Sidon Nekropolü Lahidleri bölümleri ise ziyarete kapatılmıştı.

Dışarıdan ziyaretçilere kapatılan lahidlerin ne halde olduğunu ise, 20 Ocak 2017 tarihinde  İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvar Müdürlüğü tarafından İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne yazılan rapor ortaya çıkardı.

Raporda; müze pencerelerinin takılmaması sebebiyle suların İskender Lahdi ve Sidon Nekropolü Lahid’lerine kadar ulaşarak, lahidlerin nem altında kaldığı ve zarar gördüğü ifadelerine yer verildi:

  • Sidon Nekropol Lahitlerinin bulunduğu her iki salonda, doğu ve batı cephe pencerelerinin takılmadığı, salonların yağış aldığı, yağışın lahitlerin korunduğu alana zeminden ulaştığı görülmektedir.
müze

 

  • Yağışla gelen suyun  mermer  üzerinde teşhir edilen lahit tabanından 30-40 cm.kadar  yükseldiği gözlenmiştir.
müze

 

  • Pencerelerin takılmaması sebebi ile yağışın içeri girmesi ve dış ortam neminin yüksek olması sebebi ile (Kış aylarında nem oranı İstanbul’da yüzde 95 lere ulaşmaktadır.) lahitlerin bulunduğu kapalı bölmelerde yapılan ölçümlerde yüzde 80 lere varan değerler gözlenmiştir.Bu değerler yoğun nemi tahliye etmekte yetersiz kalan tyveklerin altında da ölçülmüştür.
müze

 

  • İskender Lahtinin içinde bulunduğu cam bölme yüzeyinde yoğuşma gözlenmemiştir.
lahit

 

Raporda çözüm önerileri de yer aldı. Öneriler arasında müzenin penceresiz geçen ve geçecek olan dönemine vurgu yapıldı. Diğer yandan, müze müdiresinin ve idaresinin iki yıl boyunca, kendi kapalı pencerelerinden müzenin açık pencereleri içerisinden içeriye dolan kar ve yağmura nasıl seyirci kaldığı ise merak konusu.

Döneminin en önemli keşfi olarak görülen, İskender Lahdi’nin de aralarında bulunduğu, Sidon Nekropolü (Sadya, Lübnan) kazıları İstanbul Arkeoloji müzesinin kurulmasına ön ayak oldu.

1887–1888 yıllarında nekropolde yapılan kazılarda Osman Hamdi Bey tarafından ortaya çıkarılan 18 lahidin 11 tanesi İstanbul’a getirildi. İçlerinde en eskisi Mısır Firavunlarının kullan­dığı antropoid (insan biçimli) Tabnit Lahdi olmak üzere, Satrap Lahdi, Likya Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi ve İskender Lahdi gibi önemli lahidler İstanbul’a taşındı.

Bu kazılarda bulunan İskender Lahidi ise arkeoloji dünyasının başyapıtlarından sayılmaktadır. İskender Lahdi’nin milattan önce 4’üncü yüzyılda Sidon Kralı Abdalonymos'a ait olduğu düşünülmektedir.

Kral Nekropolü Kazıları’ndan İstanbul’a getirilen İskender Lahdi ve Tabnit Lahdi gibi önemli eserlerin sergilenebileceği bir müze binasına ihtiyaç duyulması üzerine, Osman Hamdi Bey önderliğinde ve Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adıyla kurulan Arkeoloji Müzesi 13 Haziran 1891 tarihinde ziyarete açıldı.

Mimar Alexadre Vallaury, İstanbul Arkeoloji müze binasının dış cephesini ise İskender Lahdi ve Ağlayan Kadınlar Lahitleri’nden esinlenerek yaptı.