Türkiye’de aşı yapacak kurumlar gerekli donanıma sahip mi?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Bilim Kurulu üyeleri, yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı Çinli Sinovac şirketi tarafından geliştirilen aşıyı yaptırdı.

Aşının Brezilya’daki test sonuçlarında koruma oranının yüzde 50.4 seviyesinde kalması akıllarda soru işaretleri uyandırsa da Türkiye’nin aşı politikasındaki tek problem bu değil. 

Sağlık meslek örgütleri ise aşı temininde geç kalındığını ve yaygın aşılamanın bir an önce başlaması gerektiğini vurguluyor. 

Türk Tabipleri Birliği'ne göre (TTB), bu şartlarda aşıya yaygın erişimin 2021 ortası-sonundan önce sağlanması söz konusu değil. 

Sağlık Bakanlığı, "başta Aile Sağlığı Merkezleri olmak üzere bütün hastaneleri de kapsayan" yaygın aşı uygulamasının lojistik organizasyonunun tamamlandığını söylüyor.

 Ancak Türkiye'de birinci basamak sağlık kuruluşları olan aile sağlık merkezleri, Covid-19 için yaygın aşılamaya geçildiğinde çeşitli sorunlarla karşılaşılabileceğine dikkat çekiyor. 

Aile hekimliklerinde aşı sürecine dair kaygıların başında fiziki yetersizlikler geliyor. 

Sağlık meslek örgütlerine göre, Türkiye'deki toplam 27 bin aile hekimliği birimini hem insan kaynağı hem de lojistik imkanlar açısından birbirinden oldukça farklılık gösteriyor. 

İstanbul Aile Hekimliği Derneği, mevcut aile hekimliklerinin 2 bininde hekim, 3 bininde ise aşılama hizmetlerinin olmazsa olmazlarından olan bir hemşire ya da ebenin bulunmadığını söylüyor. 

Türkiye'de toplamda 7 bin civarında aile sağlığı merkezinin olduğunu ifade eden dernek, bunların bir kısmında yalnızca tek aile hekimliği biriminin çalıştığını, bazılarında ise 15'ten fazla birim bulunduğunu aktarıyor. 

Dolayısıyla pandemi sürecinde olmazsa olmaz sayılabilecek, sosyal mesafeye izin veren fiziksel imkanlar birbirinden farklılık gösteriyor. 

Türk Tabipleri Birliği Aile Hekimliği Kolu üyesi Dr. Emrah Kırımlı, İstanbul'daki aile hekimliği merkezlerinin yüzde 30'unun kiralık apartman dairelerinden oluştuğunu söylüyor. 

Sağlık Bakanlığı yayımladığı genelgede, aşı odasının bulunduğu yerde geniş ve ferah bekleme alanı oluşturulması gerektiğini belirtiyor ancak Kırımlı, "Aile sağlığı merkezleri genel olarak küçük yerlerdir ve bekleme alanlarımız sosyal mesafe için dar" diyor. 

Dr. Emrah Kırımlı, Türkiye'deki aile hekimliklerinin yüzde 20'sinde hiç ebe ya da hemşire bulunmadığını, her aile sağlığı merkezinde en az bir hekim ya da hemşirenin eksik olduğunu kaydediyor.

Kırımlı, "Tam kapasite çalışan çok az sayıda aile sağlığı merkezi var. Türkiye'deki sağlık çalışanı insan gücünün sadece yüzde 5'i aile sağlığı merkezlerinde çalışıyor ancak buna karşın, Türkiye'de verilen poliklinik hizmetinin yüzde 35'ini biz yapıyoruz" diyor. 

Kırımlı, aşı için gerekli soğuk zincir ekipmanlarının neredeyse tamamının, aile sağlığı merkezlerine ayrılan "kısıtlı" bütçeden karşılandığını anlatıyor:

"Her bir aile sağlığı merkezine belli miktar bütçe ayrılıyor ve sonrasında merkezin personel giderleri dahil tüm ihtiyaçlarının bu bütçeden karşılanması bekleniyor. Örneğin Sağlık Bakanlığı kamu hastaneleri için piyasa fiyatı 7 bin 300 TL olan bir aşı dolabı satın alırken, biz kendi kısıtlı bütçemizden ayırıp bu dolapları satın alamıyoruz. Onun yerine 2 bin 500 liraya standart buzdolabı alıyoruz. Aşıları koyacağımız iç hacimleri tabii ki diğerlerine göre daha küçük oluyor."

Kırımlı, pandemi sürecinde zatürre aşılarına karşı artan talep ve uzaktan eğitim sürecinde okullarda yapılan çocuk aşılarının yapılamaması nedeniyle aile sağlığı merkezlerinin aşı dolaplarının hali hazırda dolu olduğunu söylüyor. Vatandaşların aşı yaptırmak için toplu taşıma kullanarak uzaktaki bir hastaneye gitmek yerine, evine yakın adreslerdeki aile sağlığı merkezlerini tercih edeceğini ve bu durumun merkezlerdeki yoğunluğu artıracağını öngörüyor.

"Eğer siz bütün toplumu aşılayacaksınız bunun yeri aile sağlığı merkezleridir" diyen Kırımlı, aile sağlığı merkezlerinin yaygın aşılama için gerekli fiziki şartlara erişebilmesi için kendilerine ayrılan bütçenin yeterli olmadığını savunuyor.

Özel Hastaneler Platformu Başkanı Dr. Mehmet Altuğ, aşı sürecinde hizmet verecek özel hastaneler için daha iyimser bir tablo çiziyor. 

Şu an da her özel hastanenin kendi yatak kapasitesine bağlı olarak aşı odası açma hazırlığında olduğunu ifade eden Altuğ, özel hastanelerde aşı sorumlusu doktor ve sağlık personellerinin belirlenip sağlık müdürlüklerine bildirildiğini aktarıyor:

"Aşı uygulamasının randevulu olması nedeniyle sürecin rahat işleyeceğini düşünüyoruz. Bazı hastanelerimiz yeterli aşı oda sayılarını karşılamakta güçlük yaşayacak olsa da genel itibariyle yapısal olarak ciddi bir sorunla karşılaşacağımızı düşünmüyorum."

Aşı randevuları için, özel hastanelerdeki randevu altyapısının MHRS ile uyumlu hale getirildiğini söyleyen Altuğ, "Aşı uygulaması başladığında tüm hastanelerimizin randevulu olarak 08:30-24:00 saatlerinde hizmet vereceğine inanıyorum" diyor. 

Özel hastanelerin aşı uygulaması için vatandaşlardan ücret talep etmeyeceğini söyleyen Altuğ, bu hizmet için kamu kaynaklarından da pay talep edilmeyeceğini belirtiyor: 

"Pandemi sürecine bakıldığında özel hastanelerimizin ciddi anlamda devletimize destek olduğu ve hastaların tedavi süreçlerine ciddi bir katkısı olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu süreçte her ne kadar sorunlarımız olsa da başta Sağlık Bakanımız ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımız ile görüşmeler yaparak çözüme kavuşturduk. Aşı uygulamasını milletçe bu salgın hastalıktan kurtulmamızın önündeki en büyük fırsat olarak görüyoruz. Dolayısıyla herhangi bir pay talebimiz bulunmamaktadır."

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz