Kas 13 2017

AKP, anti-emperyalist kurtuluş savaşı mı planlıyor?

Bu yıl 10 Kasım’ın AKP cenahı tarafından da hiç olmadığı kadar coşkuyla anılması, AKP’ye yakın medyada tam sayfa hatırlanması şüphesiz ki, iktidarın yeni stratejilerinden birini temsil ediyordu.

Çoğu yorumcuya göre bunun, içeride, 2019 seçimlerinde daha geniş kitlelere ulaşmak için bir hamle olduğu su götürmezdi.

Ancak İrfan Aktan, Gazete Duvar’da Pazartesi günü yayınlanan yazısında, Erdoğan’ın içeride Atatürkçülük, dışarıda Kemalizm kavramını kullandığına dikkat çekiyor ve iktidar, “İflas etmiş olan ‘ılımlı İslam’ projesinin yerine bu ideolojiyi ikame ederek Batı’yla yeniden ilişkilenmek istiyor” diyor.

Aktan, Ayşe Çavdar’ın 2012 yılında Express dergisinde yayınlanan yazısında bahsettiği ‘boş gösteren’ kavramına atıfta bulunuyor.

Ernesto Laclau ‘demokrasi, insan hakları’ gibi herkes tarafından aynı şekilde tanımlanamayacak, ancak “işaret ettiği değerler itibarıyla büyük kalabalıklar için referans noktası olabilecek siyasi kavramları ‘boş gösteren’ olarak tanımlıyor.”

AKP için de, nitekim, Atatürkçülük ve Kemalizm ‘boş gösteren’ler.

“Peki bunca yaşanandan sonra Kemalist kesimler (bürokrasi dahil) bunu yer mi?” sorusunu gündeme getiriyor Aktan ve “AKP’nin Kemalist söylemi daha da yükseltip kendi kaderini ülkenin bekasına bağlaması, Kemalist/Atatürkçü kesimleri yeni bir ‘anti-emperyalist kurtuluş savaşına’, Kuvayı Milliye ruhunda birleşmeye çağırması muhtemel” diyor.

Batı, AKP’nin 'Kemalist açılımını' satın alırsa -ki bu, AKP’ye karşı güçlü bir muhalefetin örülmemesi halinde ihtimal dahilinde- başta Kürtler olmak üzere Türkiye’deki ezilenleri, yenilenmiş ve Atatürkçülükle barışmış, Batı’yla uzlaşmış yeni bir sağ hegemonyanın sultası bekliyor demektir. Erdoğan bu yeni 'boş gösteren'i anti-Kemalist İslamcı tabanının tepkisini çok çekmeden ama 'şefkate' muhtaç Atatürkçüleri de tatmin edecek şekilde paketlemeyi başarır ve Batı’ya da aynı başarıyla pazarlayabilirse iktidardaki ömrüne ömür katması işten bile olmayabilir (mi acaba?).