Kas 16 2017

'Erdoğan çoğunluğu kaybetti, Atatürkçülüğü azınlık taktiği'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 79’uncu yılı nedeniyle yaptığı konuşmada Atatürk’e övgüde bulunması gündemdeki yerini koruyor.

Baskın Oran'a göre Erdoğan’ın lafzen de olsa “Atatürkçü” kesilmesi ve AKP’yi de yapıvermesi insanları şaşırtmışa benziyor. Bu durumun nedeni, referandum raporu ve kamuoyu araştırmalarının olumsuz çıkmasına bağlanıyor ve 1930 modeli ulus-devletçilere yaranma çabası olduğundan bahsediliyor.

Oran, bunların hepsi doğru olduğunu söyleyerek, Erdoğan gibi imam-Hatip’te İslamcı kültürle büyümüş biri için en azından bunlar kadar önemli bir şey daha olabilir diyerek Hz. Muhammed döneminden örneklere yer veriyor yazısında. Erdoğan'ın Atatürkçü çıkışını da buna bağlıyor:

Sayılamayacak kadar çok sebeple, özellikle de özyönetim yönünde sürekli yürüyen bir dünyaya ters gitmek sebebiyle çoğunluğu artık yitiren Erdoğan, Hz. Muhammed’in azınlık olduğu ilk dönemdeki taktiğini uyguluyor gibi.

Bu sayede tekrar çoğunluk olabilirse, ikinci halife Hz. Ömer’in yaptığının Türkiye versiyonunu yapmaya devam edebilecek.

Oran, İslamiyetin ilk döneminde verdiği örneklerde müslümanların azınlıkta iken o günün koşullarına göre hareket ettiğini, ancak İslamiyet yayıldıktan sonra bu durumun değiştiğine değiniyor. Bugünden örnek olarak ise Hayrettin Karaman'ı gösteriyor. Karaman'ın 2011'de yazdığı 'Tahammül mü hoş görmek mi?' başlıklı yazısını paylaşan Oran, Karaman'ın gönlünün, hiyerarşinin de ötesinde, bugünün “laik” ortamında “tahammül” prensibinin esas alınmasından yana olduğuna yer veriyor.

 

“Çoğulcu bir toplumda yaşayan [ve onu değiştirme imkanını bulamayan] Müslümanın farklı olanlarla zorunlu ilişkisinin adına ben ısrarla ‘hoşgörü’ değil, ‘tahammül’ diyorum” Hayrettin Karaman, 2011.

Kimin kime tahammül ettiği apayrı bir mesele. Ama “mütehammil” ulema bu sözleri Yeni Şafak’ta 2011 yılında yayınlarken muhtemelen hiç düşünmemişti:

Erdoğan’ın, 7. Yüzyılda yaşamadığını hesap etmemek yüzünden bir gün azınlığa düşeceğini.

Bahçeli’nin eline bakacağını. Ülkeyi OHAL’lerle bile yönetemeyeceğini.

Sonunda da (bazı İslamcıların ağzında “gök gözlü Deccal” diye geçen) Atatürk’ten medet umacağını.

Yeniden çoğunluk olmayı umarken 1.395 yıl önceki Medine Vesikası ortamını taklit zorunda kalacağını…