Kas 11 2017

'AKP'nin Atatürk dostu bir parti olmadığını biliyoruz'

 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki AKP'nin son dönemlerde Atatürk'ü aşırı öven söylemleri ve Atatürk'ün mirasını hatırlatan eylemlere yönelmesi bir 'ikiyüzlülük' mü? 

Siyasi varlığı gereği kendini her daim Atatürk ve ilkelerinin karşısında konumlandıran AKP'nin bugünün ateşli bir Atatürkçülük savunucusu olması inandırıcı bulunuyor mu?

T24 köşe yazarı Murat Belge de bu sorunun yanıtını arayanlardan. Belge öncelikle Atatürkçülüğün bir dönem, toplumun belli bir kesimi tarafından jakoben ve baskıcı uygulamaların aracı olarak kullanıldığını hatırlatıyor. 

Darbelerin dahi Atatürk adına işlendiğine değinen Belge, buna gerekçe olarak da Atatürk'ün ilkelerinden sapılmasının gerekçe gösterildiğini belirtiyor. 

"Böylece Atatürk, hiç değilse bir kesimimizin zihninde, demokrasi içermeyen bir rejimin simgesi oldu."

AKP'nin yeni türeyen 'Atatürk sevgisi' içinse Belge açık bir yorum yapıyor

"AKP’nin “Atatürk-dostu” bir parti olmadığını biliyoruz. Önde gelen özelliği bu. Bu özelliğiyle 2002’de iktidara geldi ve gitmedi. Topluma yukarıda özetlemeye çalıştığım özelliklere sahip bir “Atatürkçülük” önerenlerin, toplumdan gelen bu cevap üstüne düşünmeleri kanımca iyi olur."

Buna karşın AKP'nin son 15 yılda ülkeyi terörize ettiğini yazan Belge, bugünkü algıya göre Atatürk'ün baskıcı, otoriter bir rejimin değil, özgürlüklerin sembolü haline dönüştüğünün altını çiziyor.

"Çünkü Türkiye toplumunun yaklaşık yarısının sindirdiği hayat tarzının yolunu açan da o, Atatürk. Bu insanlar, “Kadınlar yüksek sesle gülmemeli” diyebilen bir zihniyetin fırsat bulduğu ölçüde neler yapabileceğini anlıyorlar. Ve bu zihniyet OHAL’iyle, şusuyla busuyla, o fırsatları yaratmaya ve “idealindeki toplum”u kurmaya çalışıyor."

AKP'nin politik hamlesinin sebepleri üzerine kafa yoran Belge, AKP'nin iktidarını tehdit edenlere karşı 'derin devletle' ilişki kurmasının bu sonucu doğurmuş olabileceğine değiniyor.

Bu yönüyle AKP önderliğinin hareket alanı olan politik zemin hayli oynak buluyor ve "Her an her şey değişebilir" düşüncesinin bu siyasete hakim olduğunu vurguluyor.

Atatürk'ün, "Fikri hür, vicdanı hür nesiller" mottosunun yerini, "Tayyip Erdoğan’ın yetiştireceği “dindar nesiller…” aldığını ancak bu nesillerin neden olduğu yıkımın net olarak görüldüğüne dikkat çeken Belge, her türlü kutsallaştırmadan vazgeçilmesi gerektiğini belirtiyor.