AP 2018 Türkiye İlerleme Raporu önerisi: Türkiye ile üyelik müzakereleri askıya alınsın

Avrupa Parlamentosu 2018 Türkiye İlerleme Raporu'nu, Parlamento'nun onayına sunmak üzere hazırlayan AP Türkiye Raportörü Kati Piri, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin resmi olarak askıya alınmasını istedi.

Piri'ye göre “Var olan şartlar dahilinde Türkiye’nin AB üyesi olması süreci için devam etmekte olan pazarlıkların sürmesi konusuna güvenilirlik tamamen yitirildi."

Raporda, Piri şu tavsiyelerde bulundu:

"Yeni yürürlüğe giren, kuvvetler ayrımını tamamen görmezden gelen Cumhurbaşkanlığı sisteminin açıkça despot yapısı bir yana, aralarında darbe girişimi sonrasında hapse atılan gazetecilerin, politikacıların ve insan hakları savunucularının da bulunduğu 50.000 kişi ve gerekli yasal işlemler görülmeden tasfiye edilen 150 bin devlet memuru hakkında hukuk egemenliği ilkesinin giderek değer kaybetmesini görmezden gelmek imkansız”.

“Türkiye hükümetinin AB’ye karşı giderek daha dostane hale gelen ve özellikle Hollanda ile diplomatik ilişkilerin tekrar tamamen yürürlüğe girmesini isteyen açıklamaları bile bu gerçeklerin üzerini örtemiyor”.

“Avrupa Konseyi, geçtiğimiz dönemde, Avrupa Parlamentosu’nun defalarca öne sürmesine rağmen, Türkiye’deki rejimi, demokrasi ve hukuk egemenliği konuları altında sorumlu tutarak ilgili pazarlık maddelerini tekrar görüşmeye açma konusunda oluşan fırsatları değerlendirmedi ve bu konudan kısmen sorumlu. Artık tüm bu konularda kesin bir gerileme olduğunun bilindiği günümüzde, aynı Konsey üyelik görüşmelerinin gerçek manada durduğunun farkında olmasına rağmen kırmızı çizgi çekmeyi reddediyor. Hem AB (en azından üye ülkelerin çoğu), hem de Türk hükümeti üyelik ihtimali gerçekte var olmasa da, teoride var olduğuna inanmaya devam ediyorlar. Görünüşe göre işi çıkmaza sürmek iki taraf için de tercih edilen yöntem. Bunun sonucu olarak da AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler giderek sadece işlevsel hale dönüştü.

Türkiye’nin üyelik görüşmelerinin askıya alınmasını tavsiye eden raportör Piri, Türk nüfusuna kapının kapatılmasına da karşı. “Demokratik ve ekonomik istikrara sahip bir Türkiye, Avrupa Birliği’nin çıkarlarına uygundur.

Bu yüzden Türkiye’yi, AB ve temsil ettiği değerlere bağlı tutmak için her türlü yol kullanılmalıdır. Türkiye reformlar konusunda samimi davrandığı sürece, Gümrük Birliği’nin modernleştirilmesi ve yenileştirilmesi demokratik şartlar açısından olumlu olacaktır. Bu sayede, Türkiye’nin şu ana kadar vahim davranışlar gösterdiği küresel ısınma ve işçi hakları konusunda tartışmalar için daha somut bir zemin yaratılabilir  

Vize özgürlüğü, özellikle öğrenciler, iş dünyası temsilcileri ve AB ülkelerinde akrabaları olan Türk vatandaşları için büyük önem taşıyor. Bu nedenle, öncelikle Türkiye’nin anti-terör kanunlarının AB standartlarına uygun hale getirilmesiyle birlikte, Türk hükümetinin 72 kriterin tamamına uymasını teşvik ediyorum.

Aksamakta olan entegrasyon sürecinin etrafından çeşitli yollar bulmaya çalışmak, Türkiye’de var olan rejime karşı düşünceye sahip ve farklı bir ülke isteyenler için önemli bir sinyal olacaktır. AB’nin ajandasını Gümrük Birliği’nin geliştirilmesi ve vize özgürlüğü gibi konularla ilişkilendirmek sayesinde Türk halkı AB’nin Türkiye’yi dışlamak istemediğini anlayabilir. Ancak, her iki adım da Ankara’dan gelecek olumlu adımlara olduğu kadar ülkede yapılacak gerçek demokratik reformlara ve ülkede hukuk egemenliğinin geri getirilmesine de dayanıyor."

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz