May 14 2018

Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye kötü not

Strasburg merkezli Avrupa Konseyi (AK), yıllık demokrasi raporunda Türkiye’yi yoğun olarak eleştiriyor. Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin yıllık ‘Demokrasi, İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü’ raporu Türkiye’de geriye gidiş tespit ediyor.

Eleştirilerin odağında yargı bağımsızlığı ve ifade hürriyeti var. Türkiye bu iki başlıkta en çok eleştirilen ülkeler grubunda yer alıyor.

17 Nisan’da yayınlanan AB ilerleme raporu da Türkiye’nin dev adımlarla AB kriterlerinden uzaklaştığı tespiti yapmıştı. AB ve AK raporlarındaki eleştiriler büyük benzerlikler gösteriyor.

AK Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland imzasıyla yayınlanan Beşinci Yıllık rapor popülist siyasetçilerin demokrasiye verdiği zarara dikkat çekerken son 12 ayda bu siyasetçilerin demokratik kurumlara tehditlerinin arttığı tespiti yapıyor.

Avrupa Konseyi  47 üyesindeki demokratik kurumların işleyişini ve demokratik kültürün durumunu değerlendirdiği raporunda 5 ana alana yoğunlaşıyor. 105 sayfalık rapor etkili, tarafsız ve bağımsız yargı; ifade hürriyeti; toplanma ve örgütlenme özgürlüğü; demokratik kurumlar ve kapsayıcı toplum alanlarındaki gelişmeleri ele alıyor.

Rapor, yargı bağımsızlığı alanında 2017’de kabul edilen anayasa değişikliklerinden sonra yargı bağımsızlığının tehdit edildiğini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) 4 üyesinin doğrudan Cumhurbaşkanı, 7 üyesinin ise Meclis tarafından atandığını vurguluyor. HSYK’nın siyasi etkilere açık hale geldiğine işaret eden rapor hem Venedik Komisyonu’nun hem de AK İnsan Hakları Komiserinin Türk hükümetini uyardığını hatırlatıyor.

Yargı bağımsızlığı bölümünde, mahkeme kararlarının uygulanmasına da değinen rapor gazeteciler Şahin Alpay ve Mehmet Altan davalarını gündeme getiriyor.

Anayasa Mahkemesi kararına rağmen yerel mahkemelerin iki gazeteciyi serbest bırakmadığını, AYM’nin ikinci kararından sonra Şahin Alpay’ın serbest kaldığı ancak Mehmet Altan’ın tutukluğunun devam ettiğini belirten AK, 20 Mart’ta AİHM’nin her iki gazetecinin ifade hürriyeti, güvenlik ve özgürlük haklarının ihlal edildiğine hükmettiğini kaydediyor. Rapor, AK Genel Sekreteri Jagland’ın konuyu yakından takip edeceğini vurguluyor.

AK Genel Sekreteri Norveçli Jagland Türkiye’deki insan haklarına sessiz kalmakla ya da tepkilerini yumuşak tutmakla eleştiriliyor.

AB raporunda olduğu gibi ifade hürriyeti konusunda Ankara’ya ciddi eleştiriler getiren rapor Türkiye, Rusya ve Azerbaycan’da çok sayıda gazetecinin tutuklu olduğuna işaret ederek, bu üç ülkedeki gelişmelerin endişe verici olduğunu kaydediyor.

Venedik Komisyonu ve İnsan Hakları Komiserinin Olağanüstü Hal’i eleştirerek yüzlerce gazetenin OHAL kapsamında kapatıldığı ve mallarının hazineye devredildiği belirtiliyor. Türkiye’de internet yasaklarının da orantısız olduğuna işaret ediliyor.

Toplanma ve örgütlenme özgürlüğünde ise Türkiye’de barışçıl toplantılara katılanların terör örgütü üyeliği ile gözaltına alındığı ve LGBT derneklerinin yürüyüşlerine izin verilmediği kaydediliyor.

Rapor, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra 1400 derneğin kapatıldığını, kapatma işlemlerinin delillere dayanmadığı ve bunun kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.

Raporda Büyükada’da tutuklanan insan hakları savunucularına da değiniliyor.