Tem 05 2018

Kati Piri yorumu: AP Türkiye’ye kapıları kapatmaya hazırlanıyor

Türkiye’de iktidara yönelik eleştirileri ile bilinen Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörü Hollandalı parlamenter Kati Piri, 24 Haziran seçimleri sonrası AP’nin Ankara ile üyelik müzakerelerinin formel olarak askıya alınması çağrısında bulunacağını açıkladı.

Piri’ye göre AB’ye üyelik modeli Türkiye için opsiyon olmaktan çıktı.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın sorularını yanıtlayan Piri, “Seçim kampanyasının adil olmadığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Televizyon kanallarında adaylara ayrılan süre kesinlikle eşit değildi” diyor.

Yeni başkanlık yönetiminin başkanın kuvvetler ayrılığı olmaksızın hiçbir demokraside görülmemiş ölçüde güce sahip olacağı anlamına geldiğini söyleyen Piri, “Başkan Erdoğan dünyanın en büyük demokratı da olsa kuvvetler ayrılığı her siyasiye gerekli. Ancak yeni sistemde bu yok artık” görüşünü dile getiriyor.

Piri, sonuçların Avrupa Parlamentosu içinde nasıl karşılandığına ilişkin olarak, “Ne yazık ki Türk hükümeti de hiçbir değişiklik yapmadı. Bu şartlarda ve en azından gelecek beş yıl süresince üyelik müzakerelerinin devam edebileceği hayalini bırakmak gerekiyor. Bizim açımızdan kırmızı çizgi aşıldı. Bu yılki Türkiye raporunda müzakerelerin kesin olarak askıya alınması çağrısında bulunacağız” ifadesini kullanıyor.

“AB üyeliği için liberal bir demokrasi olmanız gerekiyor” diyen Piri, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu, siyasiler yargıçları atayamaz demektir. Yeni anayasaya bakarsanız, Başkan kararnamelerle ülkeyi yönetiyor. Parlamento veya bir başka ortak yasama organı olmaksızın yasa yapabiliyor. Parlamentonun hiçbir söz hakkı olmadan kabine oluşturuyor. Parlamentoyu feshedebiliyor. Tek bir kişinin elinde bu kadar güç olması tipik bir liberal demokrasi özelliği değil. Avrupa Konseyi de Venedik Komisyonu aracılığıyla aynı şeyi söylüyor. Gelecekte anayasa değişmez demiyorum, fakat bu anayasa yürürlükte kaldıkça ve Türkiye’de temel haklar, insan hakları ve azınlık hakları konusunda mevcut şartlar devam ettikçe, dürüst olmalı ve ilişkimizin bu şekilde hiçbir yere gidemeyeceğini görmeliyiz. Başkan Erdoğan da politikalarıyla Türkiye-AB ilişkilerini riske soktuğunu çok iyi bilmekteydi. İçerdeki politikaları Batı ile ilişkilerinden daha önemliydi sanırım.”

Avrupa’nın bölünmüş olduğunu ve Erdoğan’ın da bu durumun farkında olduğunu söylüyor Piri. 

Türk hükümetinin “Şu kişiyi serbest bırak karşılığında şunu al” gibi pazarlıklara değil, jestlere ihtiyacı olduğunu düşünen Piri, “Bu jestler ülkenin normalleşme iradesi olduğunu göstermeli. Bir bakıma hukuk devletine dönüş” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Son seçim kampanyası sırasında Batı karşıtı retoriğe fazla yer verilmemiş olması olumlu bir işaret. Kampanya daha çok iç sorunlara odaklandı. Dış güçlerin Türkiye’yi yok etmeye çalıştıkları söyleminin gerçekle alakası yok. Sıkı kültürel ve ekonomik bağlarımızın olduğu en büyük komşumuz Türkiye’nin ekonomik olarak zayıf ve istikrarsız bir ülke olması nasıl bizim çıkarımıza olabilir? Bu senaryo Avrupa’da hiç kimsenin çıkarına değildir. Ülkede gördüğümüz otokrasi bizi bu nedenle kaygılandırıyor.”

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar