Ara 13 2017

'Bitsin Ayasofya blöfü, cami olacaksa da olsun'

 

Batı ile ne zaman bir kriz yaşansa, muhatabın kimliğine, temsil ettiklerine bakılmaksızın hemen Ayasofya'yı camiye çevirmesi önerisi ortaya atılır ki 'Haçlılar'dan nihai intikam alınabilinsin. 

Bir grup milliyetçi gencin hışımla Ayasofya'ya girip, ezan okuduktan sonra namaza durup ardından geldikleri gibi gittikleri tepki eylemleri artık alışageldik görüntülerden.

Bu kez de aynısı oldu ve bir grup Alperen, ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan kararının ardından Ayasofya'ya hücum etti ve o bildik ritüeli tekrarladı. 

 

 

Oysa Hıristiyan dünyası, Kudüs konusunda neredeyse İslam dünyası ile aynı noktada. Ne Vatikan ne de Batı, Kudüs kararından hoşnut. Ancak, bir kez takıntı haline getirilen Ayasofya eylemleri için, gerçekte kimin neyden sorumlu olduğunun pek bir önemi yok. Ayasofya, 'kefere'ye karşı sembol bir kale. 

Ayasofya'nın bu tür reaksiyoner eylemlerin 'arzu nesnesi'ne ve blöf aracı haline gelmesi, Karar Gazetesi yazarı Akif Beki'ye göre aşılması gereken bir takıntı. 

Beki, bu tür arkası boş gösterilerden sıkılmış olmalı ki, "Camiye çevirin gitsin artık Ayasofya'yı" çağrısı yapıyor yazısında. 

Bıkkınlığını ise şu sözlerle dile getiriyor:

Madem her misilleme ihtiyacında aklımıza ilk gelen eylem bu, aklımızda kalmasın, ne duruyoruz, çevirelim Ayasofya’yı camiye gitsin. Çünkü Haçlı İttifakı’nın canını Ayasofya’yla yakma düşüncesi, sürekli karşımıza çıkan bir saplantı haline geldi. Ve bu sabit fikri aşmadıkça da gerçekçi, caydırıcı, dişe dokunur eylem biçimlerine geçmemiz zor görünüyor.

Beki, Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi halinde, kuru retorikle havanda su dövmenin de son bulacağı görüşünde; her ne kadar "Hristiyan dünyasının, Avrupa Birliği’nden Vatikan’a kadar, Kudüs davasında bizim doğal müttefikimiz olduğunu, Trump’a karşı bizim tezlerimize yakın durduğunu, Ayasofya kartıyla oynamanın elimizi güçlendiren bu dayanışmayı da sabote edeceğini anlatın anlatabilirseniz..." diyerek bu adımın saçmalığını izah etmeye çalışsa da.

İronik ve alaycı bir üslupla devam ettiği yazısında Beki, "gavurdan dost olmaz" hamasetiyle başa çıkılamayacağını anlatırken, "Ayasofya’dan yükselsin ezanlar, görsün Haçlılar günlerini, çanlarına ot tıkayalım diyen çocukça bir hamasetle nasıl baş edeceksiniz?" diye de soruyor.