Yetiş ya Ayasofya!: 'Camiye çevirmek için halı siparişi verildi'

AKP iktidarı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Ayasofya Müzesi'ni camiye çevirmek için girişim başlatırken, eski AKP'lilerden de muhaliflerden de böylesi bir popülist adımın olumsuz etkileri olacağı yönünde uyarılar geliyor.

AKP'li sunucu ve gazeteci Ahmet Anapalı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ayasofya için halı siparişi verildiğini öne sürdü.

Anapalı, "Kesin bir bilgiyi paylaşayım sözüm senettir. Ayasofya Camii için bugün halı siparişi verildi" ifadelerini kullandı.

Son olarak AKP'den ayrılarak Gelecek Partisi'ni kuran Ahmet Davutoğlu, Ayasofya Müzesi'nin camiye dönüştürülmesi amaçlı adımları eleştirdi ve, "Şimdi belli ki artık siyaset üretilemiyor, demokrasi üretilemiyor, adalet üretilemiyor, hepsinden önemlisi ekonomi üretilemiyor. Şimdi sıkıştınız yeniden kutsal değerlere ve Ayasofya’ya sarılıyorsunuz" tepkisini gösterdi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 'FETÖ' ve iktidar bağlantıları ile ilgili yazdığı yazılarla bilinen, İçişleri Süleyman Soylu ile PKK tartışması nedeniyle mahkemelik olan ve dün (8 Haziran Pazartesi) günü gözaltına alınan Oda TV Ankara Temsilcisi, gazeteci Müyesser Yıldız da, bir gün önceki yazısında Ayasofya talimatının Erdoğan'dan gidip gitmediğini sorgulamıştı. 

ayasofya

Yıldız, "Erdoğan “Ayasofya ödevi” verdi mi vermedi mi" başlıklı yazısında, müzenin camiye dönüştürülmesi talimatını Erdoğan'ın verdiğini şu sözlerle aktarmıştı, "(Hürriyet'in manşetindeki) 'Ayasofya ödevi verdi) başlıklı haberde, Erdoğan başkanlığında yapılan son Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında, Ayasofya'nın da gündeme geldiği ve Erdoğan'ın, 'Ayasofya’da namaz da kılınır, Fetih Suresi de okunur. Buna ancak ve ancak aziz milletimiz karar verir' dediği aktarıldı" ifadelerini kullandı ve ekledi:

"Ayrıca Erdoğan'ın, 'Ayasofya için bir çalışma yapın. Değerlendirip, konuşalım' talimatı verip, 'Bu konunun iyi araştırılmasını, acele edilmemesini ve çok hassas olunmasını' istediği bildirildi. Haberde başka detaylar da vardı: Ayasofya'da Fetih Suresi okunmasının tüm partilerden büyük ilgi gördüğünün konuşulduğu; 1945'te Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülen İstanbul'daki Kariye Camii'yle ilgili Danıştay'ın geçen yıl aldığı, burasının yeniden cami olmasının önünü açan kararının emsal olabileceği değerlendirmesinin yapılıp Ayasofya için bunun göz önünde bulunduran bir formülün aranacağı gibi..."

ayasofya

İktidarın, ekonomik kriz ve kamuoyu araştırmalarına göre AKP'ye verilen desteğin dibi gördüğü bir zamanda, siyasetin en kullanışlı konusunu gündeme getirmesine muhalif yorumculardan da tepki geldi.

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Bursalı, "Ayasofya kullanışlı bir seçim aracı ve yeniden dış düşman yaratma politikası" başlıklı yazısında, "Neden şimdi" sorusunu sordu ve ekledi:

"Bir süredir Ayasofya’yı gündemine aldı Saray. Hangi ortamda? Neden şimdi? Soruları bizi ilgilendiriyor.

Ülkenin ekonomik olarak çökertildiği, işsizliğin alıp başını yürüdüğü, tüm ekonomik krizin toplumun çalışan kesimin sırtına yıkıldığı ve her zamanki gibi gelirleri son derece baskılayarak ve pahalılığı körükleyerek krizden çıkmaya çalışıldığı bir ortamda...

...yetiş Ayasofya.."

ayasofya

Bursalı, AKP'nin liberal çizgiden, köktenci, milliyetçi-muhafazakarlığa dönüş yaptığını ise şu satırlarla aktardı:

"Bu kadar değil tabii ki, AKP ilk zamanlardaki 'liberal' görünümün ardından, bugün köktenci, milliyetçi-muhafazakâr politikalara, yönetime sarılmış durumda. Hem de milliyetçi muhafazakârlığın ne kadar aşırı unsuru varsa, hepsini kucaklayarak iktidarda kalmanın yeni temelini yaratma çabasına girdi.

Ayasofya'nın dış düşman yaratmak için de kullanıldığını ifade eden Bursalı, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"Ayasofya, Saray’ın bu politikasının bir parçası. Belki de en önemli konularından biri. Bu aracı erkenden gündeme soktu AKP.

Düşüncesi: Ne olur ne olmaz, seçimler erken mi olur, zamanında mı henüz bilmiyoruz, ama biz süreci başlatalım, kervanı düzelim...

Ekonomide, toplumda kaybettiği itibarını Ayasofya üzerinden telafi etmeye soyunmaktadır.

Ayasofya politikası aynı zamanda gelecek dış tepkileri de düşünerek önümüzdeki dönem, daha önce de gördüğümüz gibi, dış düşmanlar yaratma sürecine de girileceğinin işaretidir." 

ayasofya

T24 yazarı Murat Belge de, Ayasofya'yı 'kaşımanın' nedenleri ve sonuçlarına dair kaleme aldığı, "Ayasofya, popülizm, çoğunlukçuluk..." başlıklı yazısında, bir zamanlar Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesine karşı çıkan Erdoğan'ın tutum değişikliğine dikkat çekti:

"Burada bir "dönüş", bir politika değişikliği söz konusu, çünkü bu "camiye çevirme" projesinin sözü edilmiş, bana o zaman akıllıca gelen sözlerle Erdoğan set çekmişti. 'Hele Sultanahmed’i doldurun, o zaman düşünürüz' demişti. Yani, 'Öyle şey olmaz' dememişti. Genel seçmeninin karakteri düşünüldüğünde 'olmaz' demek oy kaybettirebilirdi. Böyle bir talepte bulunmanın 'provokatif' olduğuna dair suçlayıcı sözler de söylemişti -suçlayıcı sözler söylemekten kendisini almasının hayli güç olduğunu görüyoruz."

Belge yazısını şu ifadelerle sürdürdü:

"Gündem değiştirmek"ten sık sık söz ediliyor. Hükümet öncelikle ekonomide başa çıkamadığı güçlüklerle karşılaştıkça, yapay sorunlar icat edip dikkatleri başka yerlere çeviriyor... Teori bu. Doğru olabilir. Çünkü böyle bir kalıpla sık sık karşılaşıyoruz. Ama çok da ikna edici bulmuyorum, çünkü 'icat' edildiği söylenen bu konular sonuçta Erdoğan’ın 'yapılacaklar' listesinde yeri olan şeyler. Ve aynı zamanda gerginlik yaratacak türden şeyler. Dikkat dağıtmaktan çok gerilim yaratmanın Erdoğan’ın benimsediği politika olduğunu söylemek mümkün. Bu Ayasofya hikâyesi de böyle: 'Önce Sultanahmed’i doldurun' derken Erdoğan kapıyı kapatmamış, ertelemişti. Belki günün koşulları gündeme getirmesini 'tacil' etti. Belki o bile değil: 'Fetih Kutlaması' kendiliğinden gündeme getirdi.

Öyle ya da böyle, sonuçta bu da 'dindar toplum' yaratma projesi içinde bir yere oturuyor. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ın başından bu yana süregelen politikasına ve politika yapma yöntemine uygun. Bu yöntemin 'İslamcı popülizm' olduğunu söylemek de herhalde çok aykırı bir tespit olmaz." 

ayasofya

T24 yazarı Mehmet Yılmaz da, "Ayasofya giden oyları geri getirir mi" başlıklı yazısında, "AKP’nin oyu yüzde 30’lara kadar inmiş. 30 yaşın altındaki 19 milyon seçmenin yarısı mevcut siyasi aktörlerden bu arada Erdoğan’dan da umudu kesmiş durumda. Siyaseti sertleştirerek ve dini sembolleri alabildiğine kullanarak partisinin eski tabanını toparlayabileceğini düşünüyor olmalı" yorumunu yaptı.

Yılmaz'ın tespitlerinin satır başları şöyle:

"şimdi durduk yerde Ayasofya’nın ibadete açılması konusunu gündeme getirmesinin bir anlamı olmalı.

O anlamı Bekir Ağırdır’ın sözünü ettiği araştırmanın satır aralarında bulabiliriz gibi geliyor bana.

Ağırdır’ın açıklamasına göre AKP’nin oyu yüzde 30’lara kadar inmiş.

30 yaşın altındaki 19 milyon seçmenin yarısı mevcut siyasi aktörlerden bu arada Erdoğan’dan da umudu kesmiş durumda.

Kuşkusuz ki Erdoğan da bunun farkında.

Siyaseti sertleştirerek ve dini sembolleri alabildiğine kullanarak partisinin eski tabanını toparlayabileceğini düşünüyor olmalı.

Şimdi heyecan içinde muhalefetin Ayasofya konusunun üzerine atlamasını bekliyordur.

Bakalım muhalefet bu kez Erdoğan’ı yanıltabilecek mi?"

Kültür ve Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay ise, Gülten Sarı ile Konuşa Konuşa'ya yaptığı açıklamada, iktidarın Ayasofya istismarına ihtiyacı olduğunu belirtmişti.

Günay, "İşsizlik yüzde 33'lere doğru gidiyor. Böyle bir tablo karşısında, bu tartışmalar lüzumsuzdur. Gündemi saptırma da, toplumun asıl meselelerini konuşulmasını engelleyen bir araç. Bu konuyu, çok eskiden beri Türkiye'nin sağ siyaseti kullanır. Ayasofya'yı yeniden ibadethane yapmak gibi" ifadelerini kullanmıştı.