Aydın Doğan’dan hakkındaki yakalama kararına tepki

Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan’ın "Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" suçlamasıyla yargılandığı davada zorla getirme kararı çıktı. Doğan tepki gösterdi “Onur kırıcı davranış biçimini hak etmiyoruz” açıklaması yaptı.

Geçen yıllarda Aydın Doğan, kızı Hanzade Vasfiye Doğan Boyner, İmre Barmanbek ve Ali Rıza Temuroğlu hakkında, kağıt ve baskı malzemesi temin eden şirketlere haksız kazanç sağlandığı gerekçesiyle "Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" suçundan İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı.

Mahkeme, suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Aydın Doğan'ın da aralarında bulunduğu dört sanığın beraatine karar vermişti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 7. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozmuştu.

Yerel mahkemenin kararında direnmesi üzerine dosya, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gelmişti.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunda 23'e karşı 24 üyenin oyu ile alınan kararda, uyuşmazlık konusu olarak öncelikle sanıklar hakkında usulüne uygun açılmış kamu davası bulunup bulunmadığı irdelenmiş, Kurulun 24 üyesi, "davanın usulüne uygun açılmadığı"na hükmetmişti.

Söz konusu dava yeniden görüldü. Ancak Aydın Doğan, Almanya’da tedavi gördüğü için duruşmaya katılmadı. Doğan aile yurt dışında olan Hanzade Vasfiye Doğan Boyner hakkında zorla getirme kararı çıkarıldı.

Aydın Doğan, avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, hakkında “yakalama kararı” çıkarıldığıyla ilgili haberler etepki gösterdi. Yaazılı açıklamada dava süreci anlatıldı ve şöyle denildi:

“Ancak en son olarak da yine aynı bozma kararı verildiğinden dosya 28 Nisan’da İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gelmiştir. Bu mahkeme hakimi de ilk kez bu dosya ile karşılaşmıştır.”

Aydın Doğan’ın hastalığı nedeniyle yurtdışında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, Doğan’ın hastalığının ayrıntıları ve tedavi süreci de anlatıldı. Buna göre, Aydın Doğan’ın 2015 yılından bu yana omurilik rahatsızlığı vardı ve sürekli ertelediği ameliyatı için Doğan Medya Grubu’nun satışından sonra karar aldı. 12 Nisan’da tedavi için Münih’e gitti.

18 Nisan’da da daha önce planlandığı gibi bir operasyon geçirdi. Bu operasyondan sonra 7 Mayıs’ta İstanbul’a döndü ancak doktorunun çağrısı üzerine dokuz gün sonra Münih’e geri döndü. Açıklamada “Halen de orada yoğun bir tedavi görmektedir. Bu tedavi 31 Temmuz’a kadar devam edecek bilahare doktorları tarafından değerlendirilecektir” denildi.

Avukatların açıklamasında şunlar kaydedildi: 

“11.06.2018 günlü duruşmada bu kez tarafımızdan üç doktor imzalı ve konsolosluk onaylı rapor sunulmuş ve operasyona katılan Türk doktor da tanık olarak dinlenmiştir. Buna rağmen duruşmayı yine de 18.6.2018 tarihine bırakmış ve yine yokluğumuzda, kararda belirtmediği halde hem İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazarak yurt dışında olup olmadığını sormuş hem de adreslerine zorla getirme kararı çıkarmıştır. Müdaafii olarak biz bu karara itiraz ettiğimiz gibi sayın hakimi de HSK’na (Hakimler ve Savcılar Kurulu) şikayet ettik.”

Açıklamada ayrıca “yasal ve haklı mazeretimize karşın böyle zorlayıcı ve onur kırıcı davranış biçimini ne müvekkillerimiz ne de savunma makamı olarak bizler hak etmiyoruz” ifadeleri de yer aldı.