AYM Başkanı Arslan: Osman Kavala’nın Gezi olaylarına katılması ve desteklemesi suç olamaz

Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi Parkı olaylarının “yöneticisi ve organizatörü” olmakla suçlanan ve 600 günü aşkındır cezaevinde bulunan iş insanı Osman Kavala’nın başvurusuna verdiği ret yanıtının gerekçesini açıkladı. 

Karara karşı çıkan beş üyeden biri olan AYM Başkanı Zühtü Arslan, Gezi iddianamesini eleştirdi ve Osman Kavala’nın Gezi olaylarına katılmasının ve bu olayları desteklemesinin tek başına bir suç belirtisi olarak kabul edilemeyeceğini belirtti. Arslan, “Barışçıl olmak kaydıyla herkes toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyebilir, düzenlenenlere katılabilir ve bunların yaygınlaşmasını isteyebilir” ifadelerini kullandı.

Gezi Parkı olaylarının iki farklı şekilde yorumlandığını belirten Arslan, şu değerlendirmeyi yaptı:

 “Bazıları eylemleri çevreci duyarlılıkla başlayan ve daha sonra birçok alanda hükümet politikalarını kitlesel eleştiriye dönüşen gösteriler olarak nitelendirirken toplumun bir kesimi de yerleri değiştirilen ağaçlar bahane edilerek başlatılan hükümete karşı yurt dışı destekli bir kalkışma olarak değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin görevi bu nitelendirmelerden birini kabul etmek değildir.”

AYM Başkanı Arslan’ın görüşleri şöyle:

“Osman Kavala’nın 15 Temmuz darbe teşebbüsüne katıldığına dair iddialar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamış.

Soruşturma makamları bu olguların (tape ve fotoğraflar) tek başına ya da bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun tutuklanması için gerekli olan suç işlediğini gösteren kuvvetli belirti oluşturduklarını ortaya koyamamıştır.

Şiddet olayları ile başvurucu arasındaki bağlantının ortaya koyulduğu söylenemez.

Soruşturma makamları telefon tapelerinde geçen gaz maskesi ve deniz gözlüğünün şiddet olaylarında ve terör örgütü mensuplarınca kullanıldığını gösteren bir bilgiye yer vermemişlerdir. Dahası Gezi olayları sonrasında açılan bir çok davada mahkemeler sanıklar hakkında beraat kararı verirken gaz maskesi ve deniz gözlüğü gibi eşyaların barışçıl amaçla da kullanılabildiğini, sanıkların bunları ‘eylem sırasında güvenlik kuvvetlerinin atmış oldukları göz yaşartıcı gaza karşı yanlarında bulundurduklarını’ kabul etmişlerdir.

Başvurucunun telefon görüşmelerinde gösterilerin ‘siyasi durumu nasıl değiştireceği ve Anadolu’ya yaygınlaştırılması’ gibi konulara ilişkin söyledikleri de konuşmaların bütünlüğünden ve bağlamından soyutlanarak ele alınıp yorumlanmamalıdır.

Açıklanan gerekçeler ışığında başvurucunun hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunu işlediğini gösteren olgusal temellerin, bu kapsamda başvurucunun tutuklanması için gerekli kuvvetli belirtinin soruşturma makamlarınca gösterilemediği anlaşılmaktadır.”

İş insanı Osman Kavala, 1 Kasım 2017'te tutuklanmıştı. Kavala'nın avukatları, "tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin hakim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği" iddialarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştu. AYM, “hak ihlali olmadığı” gerekçesiyle başvuruyu reddetmişti. Geçen pazartesi günü başlayan Gezi davası kapsamında Kavala ilk kez hâkim karşısına çıkmıştı. Mahkeme, davanın tutuklu sanıklarından sivil toplum yöneticisi Yiğit Aksakoğlu hakkında tahliye kararı vermiş, Osman Kavala'nın ise tutukluluğunun devamına hükmetmişti.


Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz