MİT'in yurtdışı 'muhalif kaçırma operasyonu' ve Balkanların cevabı

Zia Weise, Politico’da yayınlanan haberinde Türkiye’nin Balkanlarda artan nüfuzunu ve AB’nin buna bakışını değerlendirdi.

Avrupa Birliği Balkanların batısındaki kontrolünü arttırmanın yollarını ararken blok sadece daha iddialı bir Rusya ile değil, aynı zamanda Türkiye'nin artan hırslarıyla da savaşmak zorunda kalacak.

Bu Perşembe AB liderleri Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya, Karadağ ve Sırbistan’dan mevkidaşlarıyla Sofya’da buluştu. 2003’ten beri ilk defa gerçekleşen zirvede Balkan liderleri AB üyeliği için gerekli olan reformları yerine getirmeyi vadederken AB de kapıları bölgeye açık tutacağını yeniden ifade etti.

AB’nin arka bahçesine yönelik bu yeni ilgisi büyük oranda Moskova’nın bölgedeki rolünün korkusuyla canlandı. Ama Rusya bölgede gücü ve nüfuzu olan tek güç değil.

Avrupalı liderler Türkiye’nin Balkanlarda artmakta olan etkisine yönelik endişelerini dile getirmişti, özellikle de Türkiye daha da otoriteryenleştiğinden beri. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geçen ay Avrupa Parlamentosu’na yaptığı konuşmada Ankara ve Moskova’yı aynı çuvala koyup Balkanların “Türkiye’ye ya da Rusya’ya dönmesini istemediğini” söylemişti.

Erdoğan’ın 15 yıllık iktidarı boyunca Türkiye Balkanların batısında siyasi, kültürel ve ekonomik gücünü arttırmak için ciddi miktarda çaba ve para harcadı.

Ama Ankara’nın siyasi emellerinin karanlık bir tarafı da var. Erdoğan ve Türk bakanlar Batı Balkan ülkelerine, Fethullah Gülen destekçilerine karşı önlem almaları için baskıda bulundu.

Mart ayında, MİT Gülenci olduğundan şüphe edilen altı kişiyi Kosova’dan Türkiye’ye getirdi. Belli ki bu Kosova Başbakanı’nın bilgisi dışında gerçekleşti.

Erdoğan’ın 20 Mayıs’ta Saraybosna’da bir seçim mitingi yapma planı bölgedeki etkisinin büyüklüğünü de gösteriyor.

Yine de Türkiye’deki birçok kişi, hükümeti eleştirenler bile, ülkenin Balkanlar’daki rolünün AB’nin planlarıyla çatışmadığını söylüyor.

 

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili de AB’nin eleştirileriyle ilgili benzer bir şey söyledi. “Açıkçası AB’nin Türkiye’nin Balkanlardaki etkisi hakkında neden endişelendiğini anlamıyorum” diyen yetkili, “Bizi iyi ilişkiler kurmaya çalışıyoruz, ticaret yapmak, Avrupa-Atlantik entegrasyonu desteklemek istiyoruz. Burada herkes kazanıyor” diye konuştu.

Yüzyıllar süren Osmanlı egemenliği, Batı Balkanlar ile Türkiye arasındaki mübadele ve göçler iki tarafta da büyük diasporalar yarattı.

TÜSİAD Genel Sekreteri Bahadır Kelağası “Türkiye’de ne zaman sosyal bir ortama girseniz yarısının Balkanlarla aile bağları olduğunu görürsünüz dedi.

SETA’nın Balkan analisti Murat Uğur resmi rakamların Türkiye’nin Batı Balkanlarla ticaret ilişkisinin 2002’de 435 milyon dolarken 2016’da 3 milyar dolara çıktığını söyledi.

Bu artışa rağmen Balkanlar Türkiye’nin ticaretinin sadece bir kısmını oluşturuyor. Örnepin AB ile ticaret hacmi 145 milyar Euro civarında.

 

Kaleağası, Balkanların Türk işinsanları için cazip olduğunu çünkü hem Türkiye’nin hem de bölgedeki ülkelerin üye adayları olarak AB ile ilgili düzenlemeleri yerine getirmeye çalıştığını söyledi. Ama Türk yatırımcıların çoğunun Bulgaristan gibi zaten AB üyesi ülkelerle iş yapmayı tercih ettiğini de ekledi.

Asıl şaşırtıcı olan Türk karşıtı duyguların çok olduğu Sırbistan ile ticari ve siyasi ilişkilerin artması oldu.

Ekonomik çıkarlar da iki ülkeyi yan yana durmaya ikna etti.

Sırbistan’ın Türkiye ile ticaret hacmi neredeyse 1 milyar Euro’ya ulaştı. Sadece iki yıl önce bu rakam 745 milyar Euro idi.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić geçen ay altyapı projeleri ve diğer meseleleri konuşmak için Ankara’da Erdoğan’ı ziyaret ettiğinde Türkiye’yi “Balkanlardaki en büyük güç, en güçlü ülke” olarak ilan etmişti.

 

 

Ayrıca yatırımcıları Sırbistan’a getirdiği için Erdoğan’a teşekkür etmişti.

Ama genel olarak Türkiye’nin ekonomik varlığı Ankara’nin Avrupalı müttefiklerini endişelendirmiyor. Asıl Türkiye’nin Brüksel’in pahasına siyasi nüfuz kazanmasından korkuyorlar.

Ankara, Moskova, Çin ve Körfez ülkeleri bölgeye ilgi gösterirken Batı Balkan hükümetleri de demokratik standartlara AB’den daha az ilgi gösteren ortaklarla yakın ilişkiler kuruyorlar.

Bununla birlikte Ankara defalarca Batı Balkan ülkelerinin AB üyeliği planlarında desteğini açıkladı. Ülgen Moskova’nın aksine Türkiye’nin “rakip sisyasi model” kurmak gibi bir önerisi olmadığını söyledi.

Arnavutluk Dışişleri Bakanı Ditmir Bushati de geçen ay Brüksel’de gazetecilere “Bizim için AB üyeliğine bir alternatif yok” dedi.

Yine de bazı analistler Erdoğan’In kavgacı yaklaşımının Batı Balkanlardaki etnik gruplar arasındaki gerilimleri arttıracağından korkuyor.

Hala Yugoslavya’nın dağılmasının ardından çıkan savaşın yaraları taşıyan bölge için bu tehlikeli bir alan.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin Soya ofisine başkanlık eden Vessela Tcherneva “Bu şeyler ülke içinde kullanılabilir, ancak bu konuşma tarzının yankıları vardır” dedi, milliyetçilerin ve dindarların damarlarına basmanın “Balkanlarda başka yerlerde olduğundan daha ağır sonuçları olur” diye ekledi.

Tcherneva, Erdoğan’ın Balkanlarda seçim mitingi yapma planlarını özellikle endişe verici buluyor. Türkiye’nin eski Belgrad Büyükelçisi Suha Umar da onun endişelerini paylaşıyor, böylesi bir mitingin “çok riskli” olduğunu söylüyor.

Ama diğerleri bela yaratmanın Türkiye’nin çıkarına olmadığını söylüyor. SETA analisti Ekinci “Bölgedeki herhangi bir gerilim Türkiye’nin daha iyi ekonomik ilişkiler kurma imkanını azaltacak” dedi.

Çoğu analist de devam eden tarihsel bağları göz önünde bulundurulduğunda, her halükarda, AB'nin Türkiye'nin varlığını azaltmaya çalışmasının boşuna olacağını savunuyor.

Ülgen, Türkiye’nin Balkanlar ile ilişkisinin İngiltere’nin İngiliz Milletler Topluluğu ile arasındaki ilişkiden pek farklı olmadığını söylüyor.

Ülgen, “Türkiye’nin etkisinin engelleyemeyecekleri bir gerçeklik olduğuna AB’nin kendisini alıştırması gerek” dedi, “Bakışları şu olmalı: Türk etkisini kabul ediyoruz, bu yüzden ortak hedefler için nasıl birlikte çalışabiliriz?”.

Valerie Hopkins ve Andrew Gray bu habere katkı sundu.

https://www.politico.eu/article/turkey-western-balkans-comeback-european-union-recep-tayyip-erdogan/