Can Teoman
Ağu 28 2019

Bankalara göre konutların gerçek değeri etiketin yarısı

Hükümet ekonomiyi toparlamak için kamu bankalarının aracılığıyla konut satışlarını artırmayı hedeflerken, bankacılık sektöründen yansıyanlar yeni bir başarısızlığın sinyallerini veriyor.

Geçen ay Reuters, dün ise Sabah gazetesine konu olan haberlere göre bankalar ile inşaatçılar arasında sorunlu kredilerin yapılandırılmasındaki görüşmeler tıkanmış durumda.

Bu görüşmeler Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın açıkladığı ve bankacılıktaki sorunlu kredilerin yapılandırılmasını içeren reform paketi kapsamında gerçekleşiyordu. Bir benzeri enerji sektörü için de yapılıyor.

İnşaat şirketleri ve bankalar arasında dört aydır süren görüşmeleri çözümsüzlüğe iten asıl konunun ise satışa çıkarılan projelerin değeri olduğu anlaşılıyor.

Yani bankalar ve inşaatçılar, vitrinde duran ev ve dükkânların fiyatları konusunda anlaşamıyor.

Oysa kredilerin yapılandırılması konusunda hemen her şey bu fiyatlara bağlı. Yapılandırma formülüne göre inşaatçıların elindeki sıfır konut ve dükkânlar bankaların kuracağı bir fon tarafından satın alınacak. Alınan konutların değeri inşaatçıların kredi borçlarından düşülecek. Böylece konut firmaları kredi borcu baskısından kurtulacak ve iflastan kurtulmuş olacak, ekonomik toparlanma için fırsat yaratılacak.

Buna karşın Sabah’ta yer alan bilgilere göre bankalar ve inşaat firmalarının gayrimenkullere biçtiği değerler arasında astronomik bir fark var.

Bankacılar inşaatçıların 100 lira etiket fiyatı koyduğu mülklere 50 TL fiyat biçiyor. Hatta ekspertiz raporlarına göre özellikle lüks konutlardaki değer düşüşü yüzde 60’a yakın.

İnşaatçılar ise böyle bir hesaplamayla ellerindeki projelerin kredi borcunu karşılayamayacağını belirtiyor. Şirketleri kurtarmak için yapılan görüşmelerin iflas masasından farksız olduğunu vurguluyor.

Yaşanan bu tartışma inşaat sektörünün geçmişteki hesapsız yatırımları ve bankacılık sektörünün hatalı kredilerini göstermesi açısından önemli. Çünkü inşaat sektörü kaynaklı sorunlu kredilerin en az 10 milyar doları bulduğu tahminleri yapılıyor.

Ancak tartışmada gelinen noktanın ekonomideki tüm beklentilerin temeli olan varlık fiyatları üzerinde yarattığı belirsizlik daha büyük bir sorun.

İnşaatçının ‘Fiyatı 100 lira’ dediği daireye, bankacının ‘Biz ölçtürdük piyasada en fazla en fazla 50 liraya satılabilir’ demesi karanlığı büyütüyor!..

Bu pencereden bakıldığında krizin daha çok başında olduğumuz anlaşılıyor. Talebin toparlanması için sadece faizler değil gayrimenkul yani varlık fiyatlarında da iskonto gerektiği ortaya çıkıyor.

Basit bir soru bile bu gerçeği görmek açısından yeterli:  Faiz oranları düştü, aylık taksit birkaç yüz lira ucuzladı diye, piyasa değeri etiket fiyatının yarısı olan bir mülkü kim satın almak ister?

Tüketici ya da yatırımcı olsun hemen herkes bu soruyu soruyor olmalı ki, faiz oranlarının düşmesine rağmen konut cephesinden olumlu sinyaller gelmiyor. Yüzde 0.99’luk faiz oranlarına karşın bankaların konut kredisi stoku azalmaya devam ediyor.

Özetle inşaat sektörü ya da ekonomideki sorunun sadece bankaların tüketici kredisi ya da diğer faiz oranlarını indirerek düzeltilemeyeceği anlaşılıyor.

Dolayısıyla AKP’nin inşaat sektörü ve ekonomiyi kurtarmak için attığı adımlar da sorunların çözümü açısından işe yarayacak gibi gözükmüyor. Durgunluk uzuyor…


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.