701 sayılı KHK'nin trajikomik akademisyen hikâyesi

Başbakan Yıldırım’ın günler öncesinden duyurduğu, ancak açıklanması geciken 701 sayılı KHK ile 199 akademisyen ile üniversitelerden 52 idari personel de ihraç edildi.

Dokuz Eylül Üniversitesitesi’nde (DEÜ) “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı barış bildirisini imzalayan akademisyenler hakkında soruşturma başlatan eski rektör Adnan Kasman ile bildiriye imza atan akademisyenler de ihraç edilenler arasında.

Cumhuriyet’ten Hakan Dirik’in haberine göre eski Rektörün de kendileriyle birlikte ihracını ‘trajikomik’ diye nitelendiren öğretim görevlileri, “İmzamızın arkasındayız, bir gün elbet döneceğiz” dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki barış imzacıları son KHK’yle ihraç edilirken bu kez barış akademisyenlerine soruşturma başlatan eski Rektör Prof. Dr. Adnan Kasman da Prof. Dr. Cem Terzi, Prof. Dr. İzge Günal, Prof. Dr. Ayşen Uysal, Prof. Dr. Yeşim Edis Şahin, Prof. Dr. Halil Resmi, Doç. Dr. Halis Ulaş, Dr. Nuri Erkin Başer ile araştırma görevlileri Aydın Arı, Serap Sarıtaş, Emel Yuvayapan, Dilek Karabulut ve Özer Yersüven’le birlikte ihraç edildi. 

Geri adım atmaya niyetlerinin olmadığını belirten Aydın Arı, şunları söylüyor:

“İmzamızın arkasındayız. Yaptığımız ‘eylemin’ sorumluluğunu üstleniyoruz. Hala barış istemeye devam ediyoruz. Demokrasi ve adalet isteğimiz buna ekleniyor. Bugünler geçecektir. Ülkenin bir süre sonra demokrasiye bir şekilde kavuşacağını umut ediyoruz. Kişisel olarak üzgünlüğüm yok, onları çok dert etmiyorum, ama memleketin en çok demokrasiye ihtiyacı olduğunu görüyorum” dedi. Kendilerini açığa alan rektörle birlikte aynı KHK kapsamında üniversiteden atılmalarını da “trajikomik” olarak değerlendiren Arı, “O kendi dramını yaşıyor. Bizimki dram değil, trajikomedi.”

Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Halil Resmi ise şunları kaydediyor:

“Bu hukuksuz durumla karşılaşana dek hayatımda hiçbir gazeteye bir şey söylemişliğim yok. Yaşamının yeni bir yolunu bulacağız. Nasıl ki Türkiye düze çıkacak, biz de mesleğimize öğrencilerimize geri döneceğiz.” Dilek Karabulut, “vazgeçmeyeceğiz” mesajını yüksek sesle dillendirenlerden. Karabulut şunları söyledi: “Bizim sadece üniversiteki kamu görevimizi aldılar. Gerçeği araştırma, ifade etme, yazma gücümüzü; vicdanımızı; aklımızı elimizden alamazlar. Yalan, baskı, kötülük ve savaş hiç bir zaman doğru, özgürlük ve barış karşısında çok uzun süre direnemez. Yeter ki hep beraber bunlar için mücadele etmekten vazgeçmeyelim, biz vazgeçmeyeceğiz.”

Kararnameyle uluslararası alanda pek çok akademisyen de üniversiteden uzaklaştı. DEÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. İzge Günal, uluslararası alandaki pek çok ödülün sahibi olmasının yanı sıra “Günal-Seber- Başaran Sendromu”yla tıp literatürüne geçen üç bilim insanından biri. 

Günal, daha önce Prof. Dr. Emin Alıcı’nın rektörlüğü sırasında üniversite işçilerinin yanında yer aldığı için de işinden olmuştu. 17 gün boyunca randevu vermeyen rektörle, özel muayene ücretini ödeyerek işçiler için görüşmüş ve “rektörü aşağılamakla” suçlanarak üniversiteden atılmıştı. Son KHK’yle de aynı akıbete uğrayan Günal, “Açığa alındıktan sonra zaten kendimi atılmış gibi görüyordum. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki bu politik bir süreç. Elbette günün birinde geri döneceğim. Bu, Türkiye’nin politik anlamda değşimesiyle birlikte olacak. OHAL kalksa da mantığı devam ettiği sürece OHAL var demektir. Diktatörlüğün ortadan kakması lazım ki biz geri dönelim. 12 Eylül’de atılan 1402’likler de, zaman alsa da dönmüştü. Muhakkak geri döneceğiz” diye konuştu.

Akademik dünyanın kayıpları arasında Prof. Dr. Cem Terzi de yer alıyor. Tıp unvanının yanı sıra, bugüne dek 100 binin üzerinde mülteciye ulaşarak, onlara ‘sağlık’ götüren Halkların Köprüsü Derneği gibi sivil toplum örgütlerindeki çalışmalarıyla da tanınan Terzi, birlikte atıldığı arkadaşlarıyla ortak açıklama dışında şu anda konuşmama kararı aldığını söyledi. Açığa alındığı günden bu yana pasaportlarına da kısıtlama getirildiği için İsviçre’de Fribourg Üniversitesi’nde ders vermeye gidemeyen, Fransa’daki çeşitli üniversitelerin ders ve konferans davetlerine de katılamayan İktisat Fakültesi’nden Prof. Dr. Ayşen Uysal kararı öğrenince “İhraç listesine adımızı koyan zavallılar ve bunu uygulayanlar, annemin gözyaşının bir damlası etmezsiniz!” paylaşımında bulundu.

Halkların Köprüsü Derneği Başkanı, barış imzacısı, hekim Prof. Dr. Cem Terzi, dün Resmi Gazete’de yayımlanan 701 sayılı KHK ile Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edildi. Terzi, 5 yıl önce kurulan Halkların Köprüsü Derneği ile 100 bini aşkın mülteciye ulaştı. Mültecilerin sağlık taramasından geçirilmesinde, mültecilere gıda ve barınak sağlanmasında gönüllü hekim olarak çalıştı. Terzi, özellikle Suriyeli mültecilerin yaşam koşullarını rakamlarla ortaya koyan konferanslar düzenledi. Prof. Dr. Cem Terzi, Haziran 2017’de barış bildirisini imzaladığı için Dokuz Eylül Üniversitesi’nce açığa alınan 12 akademisyenden biriydi. Terzi, rektörlüğü protesto etmek için düzenlenen eylemde, “İnsan olarak bizi değerli kılan tek şey; eşitlik, özgürlük, adalet ve barış için ödemeye gönüllü olduğumuz bedellerdir. barış talebi her tür bedeli ödemeye değer. Biz bedel ödeyelim, yeter ki analar ağlamasın” demişti.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/1020972/Yolumuzdan_donmeyiz.html