Tuna Altınel: İktidar kendi totaliter karakteri güçlendikçe akademinin içini boşalttı

Sokağa çıkma yasakları sırasında Cizre’de bodrum katlarında öldürülen siviller hakkında Fransa’da gerçekleşen bir konferansa katıldığı gerekçesiyle Türkiye’de tutuklanan Barış Akademisyeni Tuna Altınel, yarın Balıkesir 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikinci kez hâkim karşısına çıkacak.

80 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Tuna Altınel’in hakkında adli kontrol ya da yurt dışı yasağı bulunmamasına rağmen, pasaportu verilmiyor.

Yarın görülecek duruşma öncesi Duvar’a konuşan Tuna Altınel, AKP iktidarının Türkiye’deki akademik ortamın içini boşalttığını söylüyor. Altınel “Siyasi iktidar ‘çözüm üretme’ bahanesiyle hem akademiyi daha da sorunlu hale getirdi hem de kendi totaliter karakteri güçlendikçe onun içini boşalttı” diyor. Akademiye “çölleşme”nin dayatıldığını ve buna karşı direnen birçok akademisyen olduğunu ifade eden Altınel “Kimisi işlerini kaybetti, kimisi hala bir şekilde devam ediyor. Onların mücadelesi daha olumlu bir akademik geleceğin en temel güvencesi” ifadelerini kullanıyor.

“Türkiye’de eskiden de var olan hassas fay hatlarına yenileri ekleniyor, eskileri daha da derinleşiyor” diyen Altınel, şunları söylüyor:

 “Bunun sonuçlarından biri de cezaevlerinin dolup taşması, koşulların giderek kötüleşmesi. Cezaevlerindeki ağır sorunlara karşı duyarlılık yaratmak, bunların bazıları için çözümler üretilmesine katkıda bulunmak ihtiyacımız olan toplumsal barışa bizi yaklaştıracaktır. Bu yüzden sık sık ‘Barışa giden yol cezaevinden geçiyor’ cümlesini dile getiriyorum. Tabii bu cümleyi düz anlamıyla da yorumlayabilirsiniz. Barış mücadelesi vermek insanı cezaevine de gönderebiliyor. Tıpkı benim başıma geldiği gibi.”

Türkiye’nin durumunu da değerlendiren Altınel, şöyle devam ediyor:

“Olumlu şeyler söylemek zor. Kriz halinde bir ekonomi, baskıcılığı artan totaliter bir rejim, son günlerde sık sık dile getirildiğine tanık olduğum gerçeklik duygusunun yitirilmesi, sürekli pompalanan ve kaçınılmaz olarak toplumu da etkisine alan savaşçı bir dil… Bunlara karşı ses çıkaranlar da çeşit çeşit tacizlere, baskılara uğruyorlar. Uğradığımız bu baskılar bizleri yıldırmamalı, sesimizi kısmamalı. Sesimizi kısmak, susmak bizleri korumaz. Sıra döner dolaşır bize de gelir.”

Haberin kaynağına buradan ulaşabilirsiniz