Oca 06 2018

'28 Şubat generallerine müebbet verilirken mağduru olan bana da müebbet isteniyor'

 "‘FETÖ’nün medya ayağı"na mensup olmakla suçlanan ve hakkında ağırlaştırılmış müebbet istenen yazar Mehmet Altan, 22 Eylül 2016’dan bu yana cezaevinde.

“Bana bugünkü ceza mevzuatında tanımlanmış bir ‘suç delili’ göstersinler, ömrüm yettiğince hapis yatayım” diyor Silivri’den gönderdiği mektubunda. 

“Cumhuriyeti kalıcı bir şekilde demokratikleştirmek yerine, tıknefes demokrasinin kolunu kanadını kırmak, buraların zaman zaman ortaya çıkardığı eski bir illetidir” diyen Altan, ekliyor:

“Bu illet 28 Şubat 1997’de de depreşmişti, sonraları da, bugün de…”

 28 Şubat generallerine “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye, devirmeye iştirak” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet” verilmişti hatırlarsanız.

“Çok şaşırdım” diyor Altan… Çünkü 28 Şubat döneminin mağdurlarından biri olan kendisi için de, savcı esas hakkındaki mütalaasında “anayasal düzeni cebir ve şiddet kullanarak yıkmak” ve “din devleti” kurmaktan “ağırlaştırılmış müebbet” istiyor.

28 Şubat döneminde de şimdilerde olduğu gibi andıçlandığını hatırlatıyor Mehmet Altan, ancak şu şerhi düşüyor.

“Bırakın haksız hukuksuz zorla hapse atılmayı, ciddi mağduriyete ve sınırlamalara rağmen, zor ve tatsız zamanlar yaşadım ama yazı yazma imkânı tamamiyle ortadan kalkmadığı gibi, “üniversiteden atmak” gibi inanılmaz bir düşmanlığa da hedef olmadım.”

Altan, “Askerî ya da sivil vesayete karşı olmanın bedeli ağır bu topraklarda” diyor ve şimdilerde o arzu ettiğim ülkeden daha da uzaklaştığını ifade ediyor.

2012 yılında TBMM’deki “Darbeleri Araştırma Komisyonu’na” hem darbelerin önüne geçilmesi için yapılması gerekenleri formülleştirdiği Darbelerin Ekonomisi adlı kitabın yazarı olması sebebi ve uzman kimliğiyle, hem de 28 Şubat’ın mağduru olarak davet edilmişti Altan. Ancak bugün gelinen noktayı şu sözlerle özetliyor:

“Heyhat, gelin görün ki, O ifadeden 4 yıl sonra, siyasal iktidar hiçbir eleştiri istemediği ve her aykırı sesi susturmak istediği için,  tüm hayatımı askerî darbelere karşı ve “demokratik bir cumhuriyet” için heba etmiş olmama rağmen, yüzü kızarmayan bir pişkinlikle “cebir ve şiddet kullanarak” anayasal düzeni yıkmak ve “din devleti” kurmayı hedefleyen bir darbeye “fiilen” katılmakla suçlayıp, ağırlaştırılmış müebbede mahkûm edilmek isteniyorum. Gülmeyin, vallahi de, billahi de, durum aynen bu.”