Oca 10 2018

Şahin Alpay, anjiyo oldu: Bunca rahatsızlığıma rağmen tahliyeden pek umutlu değilim

Şahin Alpay; devrimcilikten vesayet karşıtı liberal sosyal demokratlığa uzanan bir fikir dünyasının usta kalemi…

Askeri muhtıra sürecinde gerilla eğitimi için gittiği Filistin’den ayrılarak İsveç’e sığınan; fabrikalarda çalışan, temizlikçilik ve bekçilik dahi yapan; aynı zamanda bir yandan da devlet bursu kazanarak Stockholm Üniversitesi’nde doktora eğitimi almış bir isim.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından birçok gazeteci gibi 73 yaşındaki Şahin Alpay’ın da evi basılarak gözaltına alındı ve sonrasında 31 Temmuz 2016’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi.

Kayyum atandıktan sonra kapanan Zaman gazetesinde yazıyordu Alpay, son olarak. Tutukluluğunun 9’uncu ayında ancak iddianamesi hazırlanıp mahkemeye çıkarılmıştı.

“Artık tutuksuz yargılanmak istiyorum. Hapisten çok ama çok yoruldum” diyordu Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’in kendisini cezaevindeki ziyareti sırasında.

Açık görüş gününe anjiyo koymuşlardı Alpay’ın, ancak o sık görüşemediği eşi ile görüşmeyi tercih ederek ameliyatı ertelemişti. Alpay, geçen hafta (2 Ocak 2018) anjiyo oldu ve çıkar çıkmaz Silivri’den bir yazı kaleme aldı P24’te, okurları için.

Kendisine sağlık dileyen tüm dostlarıma teşekkür eden Alpay, Hürriyet’teki köşesinde (31 Aralık 2017) “Sevgili Şahin Alpay, 12 Eylül askerî döneminde bile Cumhuriyet’in kitap sayfasında neler yaptık birlikte… Sağlığın için duacıyız” mesajı gönderen Ertuğrul Özkök’e özel olarak teşekkür ediyor.

Daha önceden geçireceğini haber verdiği anjiyonun öyküsünü anlatıyor yazısında Alpay.

“Önce birkaç gün arayla iki kez Halkalı’daki Mehmet Akif Hastanesine götürüldüm. Elektrokardiyografi, kan tahlilleri ve ekokardiyografi yapıldı. Her iki defasında da, nezarethane gibi kullanılan cezaevi arabasında bütün gün, kelepçeli olarak tutuldum. Bu yolculuklarda taşınan insan olmaktan ziyade ‘yük’ olduğum hissine kapıldım” diyor.

2 Ocak 2018 günü için randevu alan Alpay, ancak hastaneye gittiği o gün randevunun başka tarihe ertelendiği bilgisini aldığını söylüyor. Anjiyo olmaktan vazgeçtiği anda da, bu kez ilgili çavuşun, “Yatak bulundu, seni alıyorlar” çağrısı ile geri döndüğünü belirtiyor:

“Tekerlekli sandalyede, kelepçeli ve üç jandarmanın korumasında anjiyo katına çıkarıldım. Jandarmalardan biri halime acımış olmalı ki, kelepçeleri çözdü. Asılı saat 13:15’i gösterdiğinde geniş salonlardan birine alınıp, bir kalas genişliğindeki operasyon masasına yatırıldım.”

İşlemin “Ne zaman başlayacağını” sorduğu görevlilerden bilgi alamamış Alpay. Ve sonunda anjiyonun başladığını şöyle anlatıyor:

“Genç bir doktor geldi. ‘Anjiyo gerecini yerleştireceğim. Bilekten yapılırsa daha rahat edersiniz. Olmazsa kasığa geçilir…’ dedi. Sol elimi popomun altına koymamı söyledi, sağ bileğime birşeyler yaptı. Çok hafif bir sızı duydum. İçimde bir tereddüt yok değildi. ‘Acaba kolumdaki ince ve derinde damarlarım uygun olur mu?’ diye aklımdan geçti, ama bilekten anjiyonun çok rahat olduğunu söylemişlerdi. “Herhalde doktorlar doğrusunu bilir’ dedim ve beklemeye devam ettim. Bir çeyrek daha geçti ve genç bir kadın doktor geldi. ‘İşlem başlıyor mu?’ soruma, ‘Evet’ cevabı verdi. Kulaklarım yarı yarıya sağır olduğu için duymuyordum ama az sonra yanındaki birisiyle telaşla konuşmaya başladı. Kafamı kaldırıp baktığımda alnında ter taneleri biriktiğini görünce, gayrı ihtiyari “Bir sorun mu var?” diye sordum. ‘Yok’ dedi. Fakat biraz sonra daha kıdemli olduğu belli bir erkek doktor işlemi devraldı.” 

Endişe ettiği durum, kadın doktorun “Bilekten anjiyoyu sen mi istedin?” sorusu ile ortaya çıkmış Alpay’ın. “Bir daha sakın bilekten olma, e mi!.. Damarların çok karışık” tembihi, bir komplikasyon olduğu endişesine kapılmasına neden olmuş:

“Nihayet, 3 saat kadar sonra koğuşa götürüldüm, kelepçesiz olarak. Herhalde hafif anestezi nedeniyle, ancak bir süre sonra kafamı toparlayabildim ve kendimi tuvalete attım. (Kolit ve prostat büyümesi dertlerim var.) Ben tuvaletteyken, bir yetkili anjiyo raporunu getirmiş; koğuştakilere ‘İyidir, sorun yok’ demiş ve gitmiş. Sabahın 8’inden gecenin 11’ine kadar anjiyo yaptıkları için hayli yoğunlar…”

Bir süre sonra bir personelin gelerek, 24 saat sonra normal yaşama dönebileceğini, aynı gece de Silivri’ye geri gideceğini bildirdiğini söylüyen Alpay, “Sevindim” diyor. 

O gece araç içine kelepçesiz olarak artık “eve” dediği Silivri’ye döndüğünü belirten Alpay, kronik bel fıtığı için 5 Ocak’ta Silivri Devlet Hastanesi’nde MR çekildiğini söylüyor. 

Mahkemenin, 19 Eylül 2017’de kendisini Adlî Tıp Kurumu’na, sağlığımın cezaevinde kalmaya elverişli olup olmadığına karar vermesi için sevk ettiğini hatırlatıyor sonra. 

Yaklaşık 4 ay sonra bütün tetkikler tamamlandı Alpay hakkında. Yakında Adlî Tıp’a gönderilebilir. 

Şahin Alpay, rahatsızlığı nedeniyle tahliye olup olamayacağına dair ise “Adlî Tıp Kurumu, 74’ü bulan yaşım ve kronik hastalıklarım nedeniyle tahliyemi uygun görür mü? Pek umutlu değilim” diyor.