Oca 10 2018

'10 bin gazeteci sektör dışına itildi, Güneydoğu medyasız bırakıldı'

Bugün Çalışan Gazeteciler Günü…

Türkiye, Gezi olayları başlayan ve 15 Temmuz ile tırmanan uzunca bir süreçte basın özgürlüğü konusunda hızla geriye doğru gitmeye devam ediyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın resmi internet sitesinde yer alan verilere göre, 146 gazeteci ve medya çalışanı şu anda özgürlüklerinden mahrum olarak cezaevlerinde tutuklu. OHAL’le birlikte kapatılan gazete ve televizyonlarla birlikte birçok gazeteci de işinden olmuş vaziyette.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın iddiasına göre, cezaevindeki gazeteci sayısı 30. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Türkiye'de gazetecilikten dolayı hapiste olan hiç kimsenin olmadığını” öne sürüyor. Bunu Temmuz 2017’de BBC’ye verdiği mülakattan biliyoruz.

En son, Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ), Aralık 2017’de yayımladığı raporda, en fazla gazetecinin cezaevinde olduğu ülke olarak kayıtlara geçti Türkiye.

Sınır Tanımayan Gazeteciler’in, 2017 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde "kara liste" olarak isimlendirilen en kötü durumdaki ülkelerin arasına girmesine sadece dört sıra kaldı Türkiye’nin.

Örgütün Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, son 10 yılda 10 bine yakın gazetecinin sektör dışına itildiğini belirtiyor. Önderoğlu’na göre, Güneydoğu'da ise gazetecisiz coğrafi bir bölge yaratılmış durumda.

DW Türkçe’den Başak Demir’in sorularını yanıtlayan Önderoğlu, işten çıkarmalar nedeniyle bugün ana akım medyanın yüzde 80 oranıyla iktidara ideolojik ya da çıkar ilişkileri bakımından bağlı olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Ana akım medyaya eleştirel haberciliğin yok edildiği bir mecra olarak bakabiliyoruz.”

İşlerinden olan gazeteciler arasında aldığı tazminatla Anadolu’da bir köy evine yerleşen de olduğunu; evini, arabasını satıp annesi ve babasının yanına yerleşen de olduğunu ifade ediyor Önderoğlu ve şu örnekleri veriyor:

“3-4 kişi bir arada yaşamlarını sürdürmeye çalışanlar veyahut da başka şirketlerin basın ve halka ilişkiler departmanında çalışanlar da var. Son yıllarda çaycılık yapan ya da uzun zamandır işsizliğini sürdürmek zorunda kalan da var. En idealist olanlardan bazıları da alternatif medya ortamları, siteleri kurarak biraz daha özgür hareket edebilecekleri projeler geliştiriyorlar.”

Bugün OHAL altında gazetecilerin sistematik bir biçimde yargının tacizine uğradığından ve keyfi tutuklamalara maruz kaldıklarından bahsediyor Önderoğlu ve Kürt sorununa getiriyor konuyu…

Son yıllarda barış sürecinin sonlandırılması ile birlikte Kürt sorunu tekrardan çok yakıcı bir şekilde tabu haline geldi. Ve orada yabancı gazetecilere kadar medya temsilcilerinin tutuklanması, gözaltına alınması, sınır dışı edilmesi, basın kartlarının iptal edilmesi gibi nedenlerle aslında orada gazetecisiz bir coğrafi bölge yaratıldı. 

Gazeteciler her eleştirdiklerinde casuslukla, ajan ya da örgüt üyesi olarak suçlandığı müddetçe, basın özgürlüğünün düzelmesini beklemediğini vurgulayan Önderoğlu, aşağı yukarı her üç ayda bir 20-25 gazetecinin Cumhurbaşkanına hakaret iddiası ve 4 yıl 8 ay hapis tehdidi ile mahkemelerde vakit geçirdiğini söylüyor.

Önderoğlu, Türkiye’nin ifade ve basın özgürlüğünü notunu ise 100 üzerinden 20-30 arasında bir noktada değerlendiriyor.