Şub 12 2018

'Benim Tayyip Erdoğan'dan farkım ne?'

Türkiye'de 150'den fazla gazeteci cezaevinde. Kimileri hakkında, görüşlerini açıkladıkları için müebbet hapis cezası isteniyor, bir kısmı ise 'silahlı terör örgütüne üyelik'le suçlanıyor.

Buna karşın medyada da, kimi gazetecilerin devam eden davalarıyla ilgili bir ayrışma sözkonusu. Geçmiş hesapların etkisiyle, bazı davalar 'takip edilebilir ve basın özgürlüğü davaları' kategorisinde ele alınırken, kimi davaların görüldüğü duruşma salonunda çok az sayıda gazeteciye rastlanıyor.

Bu bakış açısındaki yanlışlığa dikkat çeken isimlerden birisi de deneyimli gazeteci Aydın Engin. 

Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşesinde Engin, Cumhuriyet'ten tutuklu bulunan Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık'ın duruşma günlerinin yanısıra, diğer tutuklu gazetecilerin duruşma takvimlerini de tuttuğunu açıklıyor:

"Not ediyorum: Şu gün Enis Berberoğlu yine yargıç karşısına çıkacak… Ahmet Altan’ın şu gün, Mehmet Altan’ın filanca gün duruşması var… Zaman gazetesi yazarlarının bundan sonraki ilk duruşması şu gün… Ahmet Şık’ın başka bir davasının duruşması filanca gün… 
Unutmamak, kaçırmamak için bir bir not ediyorum… 
Ediyor idim… 
Dün sabah elektronik takvimimi düzenlerken fark ettim. Epeydir ne duruşma günü işlemişim, ne yeni bir dava… 
Utandım. 
Utandım, çünkü bu alışmak demek. 
Hızla İslami soslu bir diktatörlüğe tırmanan bir rejime alışmak, onun hukuku taammüden yok etmesini olağan karşılar hale gelmek demek. 
Utandım… Kendime okkalı bir çimdik attım…"

Yine de 12 Şubat'ta, Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan'ın hakim karşısına çıkacağını not ettiğine değinen Aydın, "Beş gün aralıksız sürecek bir duruşma bu. Son gün belki de karar verilecek. Belki beraat; belki tahliye; belki hüküm…Savcı onları “FETÖ’nün medya yapılanması” içinde yer almakla suçluyor, 15 Temmuz darbe girişiminin düşünsel düzeyde hazırlayıcıları olduklarını iddia ediyor ve… Ve ister inanın, ister inanmayın haklarında ömür boyu hapis cezası verilmesini istiyor… Savcıların ortaya kanıt koyamadıkları halde ağır hapis cezaları isteyebildikleri bir hukuk(suzluk) döneminde yaşıyoruz. O yüzden savcıyı boş verin. Asıl siz ne diyorsunuz? Hüküm ömür boyu hapis cezası mı olsun, yoksa beraat kararı mı verilsin?" diye soruyor.

Engin, Ilıcak ve Altanlar'ın durumu ile ilgili şu tespitte bulunuyor ve sonunda da can alıcı bir soru soruyor:

"Sadece yazı yazmış ve başka da bir iş yapmamış, başka bir eylemin içinde, yanında, kıyısında yer almamış bu üç gazetecinin tutuklu yargılanmalarını, günümüzde pek çok örneğini gördüğümüz bir “iddianameye” dayanılarak hapse mahkûm edilmelerini doğru bulanlardan mısınız? 

Soruyu ve cevabınızı yayın, genişletin. 
15 Temmuz akşamı komutanlarının buyruğuna uymaktan öte suçu bulunmayan gencecik Kara, Deniz ve Hava Harp Okulu öğrencilerine genişletin. O çocuklar tutuklu yargılanıp hapse mahkûm mu edilmeli? 
Zaman gazetesi yazarlarına genişletin. 

Dicle Haber Ajansı’nın habercilerine,Özgür Gündem’deki gazetecilere genişletin. 
Sizden farklı düşünenin, ideolojik çizgisi sizden farklı olanın, hatta taban tabana zıt olanın tutuklanmasını, hüküm giyip hapsedilmesini olağan karşılıyor ve doğru buluyorsanız kendinize bir soru daha sorun: 
-Peki o zaman benim Tayyip Erdoğan’dan farkım ne?"