Kas 30 2017

"Biz yazarız, siz yargılanırsınız; tarih de kaydeder"

6 Aralık'ta 'Red Hack Davası'ndan ikinci duruşması görülecek gazeteci Tunca Öğreten, Evrensel gazetesine cezaevinden yazdığı mektupta... diyor. 

Öğreten 11 aydır, Berat Albayrak'ın e-postlarını hackleyen aktivist grup RedHack’le bağlantıda olduğu için, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla cezaevinde. Aynı davada BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat de cezaevinde.

Öğreten, Evrensel'e yazdığı mektupta duruşmaya günler kalmasına rağmen hala bir savunma metni hazırlayamamış olmasını "Ciddiyet eksikliği mi dersiniz, yoksa 'Zaten karar bellidir' isteksizliği mi" diye açıklıyor. 

Öğreten, "Ne yazacaksın ki abi? Ne anlatacaksın?" sorusuyla içinde bulunduğu durumu sorguluyor. 

"'Sayın mahkeme heyeti...Bizim işimiz kirli çamaşırları ortaya çıkarmak, hoşa gitmeyen hakikatleri yazmak...' desem. Sonra devam etsem: 'İki ihtimal var. Ya bu yüzden bana ceza vereceksiniz...Ya da hukukun gereğini yapıp, vermeyeceksiniz. Böylece basının özgür olduğunu anlayanlar, hijyene önem verecekler. Vereceğiniz karar, çocuklarımıza nasıl bir ülkede yaşamayı reva gördüğünüzü de anlamamızı sağlayacak. Lütfen yargıyı bulmak istediğiniz gibi bırakın!'"

"Her mühimmatın bir menzili var ama bir paragraflık iddianameyle ne kadar daha yatacağının tahmini yok" diyen Öğreten, 'Oğuz abiye, 52 saniye görünmüş tweet yüzünden 3 yıl hapis cezası veren yargının', kendisini 'Silivri'ye demirbaş yapmasından' endişe ediyor. 

“Oğlum Tunca” diyorum; “Oğuz abiye, 52 saniye görünmüş tweet yüzünden 3 yıl hapis cezası veren yargı, seni Silivri’ye demirbaş yapar”

"Her mühimmatın bir menzili var ama bir paragraflık iddianameyle ne kadar daha yatacağının tahmini yok" diyen Öğreten, şöyle devam ediyor:

Ve o zaman insan daha iyi anlıyor... Ali Tatar’ın canına neden kıydığını; Ahmet Şık’ın niye bu kadar öfkelendiğini; Şahin Alpay’ın umutsuzca ömrünün son demlerini yaşadığını düşünüp, onu da ailesiyle geçirmek adına mektup kaleme aldığını...

Beri yandan kendini şanslı da hissediyor insan...11 aydır her hafta aynı heyecan ve aşkla görüş kabininde beliren muhteşem bir eşe; fırtınalı denizde bir fener gibi uzaktan göz kırparak cesaret veren meslektaşlara sahip olduğu için...

6 Aralık mı? Valla biz yazarız, siz yargılanırsınız. Tarih de kaydeder...