Şub 13 2018

Türkiye'de yabancı gazeteci olmak ne demek?

Tutuklu gazeteciler sayısıyla dünyanın ik beş ülkesi arasına giren Türkiye’nin gazetecilikte altın çağını yaşamadığı sıklıkla tekrarlanıyor.

Tutuklu yabancı gazeteciler arasında uluslarası kamuoyunda en fazla ses getiren isim Die Welt muhabiri Deniz Yücel, bir yıldır cezaevinde. Yücel gibi Türkiye'de çalışan yabancı ülkelerin vatandaşı gazeteciler nasıl bir deneyim yaşıyor?

Yücel'in özgürlüğünden mahrum kaldığı bir senenin sonunda, meslektaşlarıyla konuşan Deutsche Welle Türkçe, yabancı gazetecilerin Türkiye’de gazeteci olmak üzerine duygu ve deneyimlerini paylaştı.

Alman gazeteci Ulrich von Schwerin, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’ye gelenlerden. Gazeteciler için kısıtlamalar olduğunu ve zorluklar çekebileceğini tahmin ederek Türkiye'ye adım atan Schwerin, gelmeden Türkiye'de yaşayan meslektaşlarıyla konuştuktan sonra kararını vermiş. Durumun zor olduğunu ama giderek kötüleştiğini düşünen Schwerin, Deniz Yücel'in tutuklanmasını örnek göstererek, ‘’Kimse yabancı bir gazetecinin tutuklanacağını ve cezaevinde bir sene tutuklu kalacağını hayal edemezdi" diyor.

Ulrich von Schwerin

Ulrich von Schwerin

Yabancı gazetecilerin basın akreditasyonu alamamalarının normalleştiğini anlatan Schwerin, bu sebepten Türkiye'den ayrılmak zorunda kalan çok tanıdığı olduğunu paylaşıyor.

Türkiye'de gazeteci olarak karşılaşılan temel zorluklardan biri, resmi kaynaklardan haber teyit ettirme. "Bir konu hakkında yabancı bir gazeteci olarak bakanlığı ya da emniyeti arayarak anlaşılır bir cevap almak zor" diyor. Schwerin, Alman gazeteci yine de Türkiye'den haber yapmayı seviyor ve gündemin bu kadar hızlı değiştiği bir ülkede gelişmeleri takip etmek ilginç geliyor.

Yine darbe girişiminden sonra Türkiye'ye gelen ve adını vermek istemeyen yabancı bir kadın gazeteci, isim vermeden konuşacak haber kaynağı dahi bulmakta zorlandığını anlatıyor.

Hükümet yetkililerinden çok nadiren görüş alabildiğini ve bu durumun da işini etkilediğini anlatan gazeteci, "Yetkililer ya da sıradan bir insan, eleştirel bir şey söylerlerse başlarına bir şey gelecek diye korkuyorlar. Bunun sadece iktidar kaynaklı bir korku olduğunu düşünmüyorum. Toplumun öfkeli kesiminden çekinenler de var" diyor.

"Başına iş açacak" haber yazmamasına rağmen basın akreditasyonu alırken sıkıntı çektiğini anlatan gazeteci, "Sadece biriyle röportaj yaptığınız için bile başınızın belaya girebileceğini gördük" diyor.

İsmini vermek istemeyen bir diğer yabancı bir gazeteci ise Gezi eylemlerinin kendileri için de kırılma noktası olduğunu  paylaşıyor. Türkiye'deki yabancı gazetecilerin 2013'e kadar göreceli şekilde bir çeşit dokunulmazlıklarının olduğunu ifade eden gazeteci, yabancı gazetecilerin artık daha fazla gözaltı ve sınır dışı gibi muamelelere maruz kaldığını ancak Türkiyeli gazetecilere göre daha az risk altında olduklarını paylaştı.

"Bizler başka bir yerde hayata başlayabiliriz, Türkler için daha zor" diyen gazeteci, gözaltına alınan, hakkında soruşturma açılan ya da sınır dışı edilen yabancı gazetecilerin sayısı medyaya yansıyandan daha fazla olduğunu bildiriyor.

Sosyal medyayı kullanmayı bıraktığını ekleyen gazeteci,"Herhangi bir sorunla karşı karşıya kalacaksam bir 'tweetten' olmamasını tercih ederim" diyor. Haber yaparken karşılaştığı sorunların başında yetkililerin çekindikleri için konuşmamaları ile resmi kurumlara ulaşmaktaki zorlukların geldiğini paylaşıyor.

Alman Der Spiegel dergisinin Türkiye muhabiri Maximilian Popp, 2016 yılından beri Türkiye’de ama öncesinde burada okuduğu için yabancılık çekmemiş. Deniz Yücel'in tutuklanmasının şok etkisi yarattığını ve yabancı gazetecilerin de hedef olabileceği fikrinin oluşmasında önemli olduğun paylaşan Popp. "Sadece Deniz'in değil, diğer bütün gazetecilerin tutuklanmasını depresif bir durum yaratıyor ve hayal kırıklığı oluyor" diyor.

Maximilian Popp

Maximilian Popp

Bağımsız gazeteci olmanın cesaret gerektiren bir şey olduğunu paylaşan Popp, "Cezaevine girme riskleri yüksek. Yabancı gazeteciler için durum farklı. Rahat bir şekilde haber yapabildiğimi, hükümet kaynaklarına bir şekilde erişim sağlayabildiğimi düşünüyorum. Ya da hala iş için seyahat edebiliyorum" diyor.

Popp’a göre Türkiye'deki durumun öngörülemez olması en büyük sorunu teşkil ediyor. Bu durumun gerilim ve baskı yarattığını ancak günlük işleri etkilemediğini kaydediyor.

Popp, sözlerini, "Ben burayı Avrupa olmadığını bilerek seçtim,’’ diyor.  O yüzden şikâyet etmek istemiyor.  

http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyede-yabanc%C4%B1-gazeteci-olmak/a-42561498