Tiny Url
http://tinyurl.com/y7en3mbh
Zülfikar Doğan
Oca 13 2019

Banknot matbaasına fazla mesai, büyükelçilere enflasyon!

Erdoğan Hükümeti, devletin frenini boşaltacak düzenlemeleri peş peşe devreye sokuyor. Diplomasiyi, Merkez Bankası bağımsızlığı ve kurumsallığını, futbol kulüplerini iktidar kontrolüne alacak değişiklikler, alelacele yasa, yönetmelik, protokollerle yürürlüğe konuluyor.

Diplomasiyi ‘kariyer mesleği’ olmaktan çıkartan, büyükelçi unvanının Cumhurbaşkanının tercihi doğrultusunda, dilediği kişilere ‘ömürlük’ olarak verilmesinin önünü açan Torba Yasa sert tartışmalara rağmen meclisten geçti.

CHP Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer “Ulufe dağıtır gibi Büyükelçi unvanı dağıtmanın amacı nedir? Büyükelçi yaptığınız eski AKP milletvekilleri yetmedi mi?” diyerek tepki gösterse de düzenleme AKP-MHP oylarıyla kabul edildi.

Çok sayıda kanunda değişiklik içeren 71 maddelik torba yasanın 12’inci maddesiyle, “Büyükelçi unvanı verilerek özel bir misyonla görevlendirilenlerin bu unvanının Cumhurbaşkanınca geri alınmadıkça devam edeceği” hükmü getiriliyor.

Son dönemde başta Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, eski Cumhurbaşkanı danışmanı ve halen Sanayi ve Teknoloji Bakanı olan Mustafa Varank, Cumhurbaşkanı İletişim Danışmanı Lütfullah Göktaş, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün lider kadrosunda yer almaktan yargılanan Tümgeneral Mehmet Dişli’nin kardeşi ve eski AKP milletvekili Şaban Dişli’nin de aralarında yer aldığı çok sayıda isme Cumhurbaşkanı kararıyla büyükelçi unvanı verildi ya da büyükelçi olarak yurtdışına atamaları yapıldı.

Şimdi AKP tarafından verilen yasa teklifiyle, farklı kurum ve mesleklerden olup, yurt dışında ya da uluslararası kuruluşlarda büyükelçi gibi akredite edilmeksizin, büyükelçi unvanı verilerek özel misyonla görevlendirilenlerin büyükelçi unvanının, ‘Cumhurbaşkanı geri almadıkça ömür boyu sürmesi’ hükmü getiriliyor.

Uzun yıllar diplomasi-dış politika-savunma muhabirliği ve yazarlığı yapan gazeteci kökenli milletvekili Çakırözer, yapılmak istenen değişikliğin Dışişleri Bakanlığı’nı yok saymak, saygınlığını tahrip etmek anlamına geldiğini belirtti:

“Büyükelçilik, istisnai bir kadrodur, devleti, bayrağı temsil eden önemli bir kurumdur ama şimdi Cumhurbaşkanı kimi isterse onu büyükelçi yapabilecek. Dışişleri ve devlet geleneğine aykırı bu maddeyi kimler için çıkarıyorsunuz?

Diplomasi bir liyakat işidir. Kâtiplikten başlarsınız, ataşelik, konsolosluk, maslahatgüzarlık ve büyükelçiliğe uzanan bir yol. Türk hariciyecilerinin on yıllardır dünyanın en saygın diplomatları arasında sayılmasının en önemli sebebi, uzun meslek yıllarının süzgecinden geçirilerek kazanılan bu liyakat ve tecrübedir. Profesyonel ölçülerini korumalarıdır, kendi kariyer sistemini işletebilmeleridir. Ancak son dönemde bakanlığa yapılan büyükelçi atamalarında, liyakatin yerini partiye ya da lidere sadakatin alıyor olması kaygı vericidir.”

Meclis Genel Kurulu’nda Hollanda’ya, Çin’e, Japonya’ya, Kuveyt’e, Endonezya’ya, Malezya’ya, Vatikan’a, Makedonya’ya, büyükelçi olarak atanan eski AKP milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı danışmanlarını isimlerini sıralayan Çakırözer; “Büyükelçi olmanın kriteri bu ülkede siyasi hayatının bir bölümünü AKP'de geçirmek ya da Cumhurbaşkanına danışmanlık yapmak mıdır? Hani liyakat, hani gelenek, hani profesyonel ölçüler, hani dirsek çürütme? Hiçbiri yok” diye konuştu.

Dışişleri Bakanlığı’nı devreden çıkartıp, büyükelçi enflasyonuna yol açacak bu düzenlemeyle, Osmanlı’dan bu yana 700 yıllık mazisi olan hariciyeci-diplomat kariyeri ve saygınlığı ortadan kaldırılırken,  dış politika tamamıyla Erdoğan ve büyükelçi unvanı dağıtacağı yakın çevresinin inisiyatifine alınıyor.

Diğer yandan Resmi Gazete’de yayınlanan kararla, bir başka köklü kurum Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda da (TCMB) ‘Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği’ yürürlükten kaldırıldı.

TCMB personelinin atama, yükselme, kariyer ve unvan kriterlerini düzenleyen yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması, ‘siyasi-partizan kadrolaşma’ amacına dönük olarak yorumlanıyor.

TCMB’nin 2018 kârının acilen Hazine’ye aktarılması için, üç ay öne çekilerek nisan ayından, 18 Ocak 2019’a alınan olağanüstü genel kuruldan önce atılan bu adım sonrası oluşan hukuki boşlukta, TCMB’nin kritik birimlerine, herhangi bir bağlayıcı kural olmaksızın atama ve görevden almaların yapılması bekleniyor.

TCMB İdare Meclisi, Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü, Emisyon Genel Müdürlüğü, faiz, kur, para ve enflasyon politikalarının belirlendiği Para Politikası Kurulu’na (PPK) yapılacak bu atamalarla, bankanın tamamıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak’ın kontrolüne alınacağı, nadiren gösterilen ‘bağımsız karar alma’ refleksinin tümüyle ortadan kaldırılacağı öne sürülüyor.

TCMB’nin faiz politikasını sürekli eleştiren ve faiz indiriminde ısrarlı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu taleplerine, ekonomik koşulları, iç ve dış piyasaların durumunu gözeterek kimi zaman direnen TCMB, muhtemelen yasal boşluk döneminde yapılacak atamalarla oluşacak yönetim değişikliği ardından, ilk iş olarak faiz indirimi kararı alacak.

Son dönemde sıklıkla gündeme gelen, TCMB’nin karşılıksız para bastığı, karşılıksız emisyon yaratıldığı iddialarının reddedilmesine karşın, Merkez Bankası ve Banknot Matbaası yönetimlerinde olası değişiklilerle, yerel seçim öncesi Banknot Matbaası’nın ‘fazla mesaiye başlaması’ sürpriz olmayacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı, 25.6 milyon kredi kartı borçlusunun 103.4 milyar liralık (19 milyar dolar) kart borcunun kapatılması için Ziraat Bankası’nın dağıtacağı 24-60 ay vadeli, yüzde 1.10-1.20 faizli kredilerin finansmanı da büyük olasılıkla, banknot matbaasının karşılıksız basacağı parayla karşılanacak.

Yüzde 23 faizle mevduat toplayan Ziraat Bankası, kredi kartı borçlusu milyonlarca kişi ve kuruluşa, Erdoğan’ın ilan ettiği seçim vaadi nedeniyle, yılık yüzde 14 faizle, 5 yıl vadeli ‘borcu borçla kapatma’ kredisi verecek. Ziraat’in neredeyse yarı yarıya faiz farkından doğacak kaybı, ‘görev zararı’ olarak yazılacak.

Bu zarar, bütçeden Hazine’ye, Hazine’den de Ziraat’a aktarılacak kaynakla kapatılacak. Diğer deyişle ortaya çıkacak ağır fatura tüm topluma ödetilmiş olacak. Kanuni takibe alınan ve icraya verilen 685 bin kart borçlusu ise bu kredi imkânından yararlanamayacak.

Bütçe kaynakları, Hazine’nin borçlanma ihtiyacı dikkate alındığında, yerel seçim öncesi devlet bankalarının sırtına bindirilen bu yük için, karşılıksız para basılması kaçınılmaz görünüyor. Bunun için de önce Merkez Bankası’nın, bağımsızlığının, liyakat, unvan, yönetim ve ilkelerinin bertaraf edilerek, bu işi yapacak ‘kıvama getirilmesi’, banknot matbaası ve darphanenin de itiraz etmemesi gerekiyor.

Bu yüzden de önce “Merkez Bankası Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği” yürürlükten kaldırılarak, söyleneni “itirazsız” yapacak kadroların iş başına getirilmesinin yolu açıldı.

Seçim öncesi Ziraat Bankası’na sadece kredi kartı borçlularının borçlarını kapatmak değil, yüzde 0.98 faizle iktidara yakın inşaat şirketlerinin konut projelerini kredilendirmek, altı ayı ödemesiz, yüzde 1.54 faizle 40 bin işletmeye 20 milyar TL ‘değer kredisi’ dağıtımına öncülük etmek görevleri de verildi.

Son olarak, batık kredileri ve borçları 10 milyar TL’ye varan, fiilen konkordato ve iflas konumundaki futbol kulüplerinin borçlarını yeniden yapılandırma görevi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘talimatı ve oluru’, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın desteği ile Ziraat Bankası tarafından üstlenildi.

Kulüplerin 15 farklı bankaya olan borçlarının tümü, yapılandırma planıyla Ziraat Bankası’na devredilecek. Yüzde 80’den fazlası Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor olmak üzere en büyük ve en köklü dört kulübe ait olan bu borçları, Ziraat Bankası yapılandıracak.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bünyesinde kulüplerin mali ve bilanço denetimlerini yapmak üzere oluşturulacak. Lisans Denetim Kurulu’nda (LDK) bankacılar da yer alacak.

LDK, yapılandırma koşullarını yerine getirmeyen, bütçesi, gelir-gider dengesi, transfer ve diğer sözleşmeleri uygun bulunmayan kulüplere, küme düşürme, Avrupa kupalarından men, mal varlıklarına, tesislerine, statlarına el koyma ve son aşamada kulüp yönetimine kayyum atamaya kadar varan yaptırımlar uygulayabilecek.

Bu yolla, devlet bankası Ziraat üzerinden her birisi asırlık, milyonlarca taraftarı olan ve ‘dört büyükler’ olarak anılan kulüplerin de iktidarın kontrolün girmesinin yolu açılmış olacak.

Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın şu ana kadar şirket ve holdinglerin, işletmelerin bankalarca yeniden yapılandırılan kredi borçlarının tutarının 118 milyar liraya (21.5 milyar dolar) ulaştığını açıkladı. Bu aynı zamanda bankaların bu tutardaki alacaklarının dondurulduğu, dağıtılabilecek kredilerin de bu tutar kadar azaldığı anlamına geliyor.

Seçimi kazanabilmek için her yöntemi deneyen, kamu bankalarını seçim ekonomisinin ve vaatlerinin finansmanıyla görevlendiren Erdoğan hükümeti, futbol kulüplerini kurtararak, taraftarları yanına çekmeyi, kamuoyunu etkileyebilecek kimi isimlere büyükelçi unvanı dağıtmayı, banknot matbaasını aralıksız çalıştırmayı ve böylece seçime kadar önüne çıkması muhtemel engelleri aşmayı kafasına koymuş görünüyor.