Ergin Ataman ve Anadolu Efes mucizesi

EuroLeague’de normal sezon sona erdiğinde Türk basketbolseverler gurur doluydu. Ülkenin iki takımı Avrupa’nın en iyileri arasına girmişti. Devamında sevinç daha da arttı. Fenerbahçe Beko ile Anadolu Efes, son sekizdeki rakiplerini eleyerek Final-Four’a kaldı. Yarı final eşleşmeleri sebebiyle de, daha maçlar oynanmadan finaldeki yerimizi ayırtmış olduk.

Son yılların en başarılı basketbol takımı Fenerbahçe’nin yeri sürpriz değildi. Sarı-Lacivertliler normal sezonu lider tamamladığı gibi, aynı zamanda üst üste beşinci kez Final-Four’a katıldı. Fenerbahçe’nin finallerde olması değil, olmaması haber değeri taşıyor ve bir müddet daha öyle bir haber almayacağız gibi gözüküyor.

Dengeyi değiştiren Anadolu Efes oldu. Hem Türkiye basketbolunun istatistiklerini yeniden yazdı hem de EuroLeauge’e unutulmaz bir hikâye hediye etti. Koraç Kupası zaferi (1996) sayesinde Türkiye’ye basketbolu sevdiren Anadolu Efes, ayrıca en üst seviyede Final-Four oynayan ilk (1999-2000 ve 2000-2001) takımdı.

Fakat o günlerin üzerinden çok zaman geçti. Lacivert-Beyazlılar bir süredir istenen başarıları ortaya koyamıyordu. Geçen sezon ise adeta bir çöküştü. Efes EuroLeague’de normal sezonu son sırada bitirmiş, Türkiye Ligi’nde de finalin dışında kalmıştı. Sezon ortasında gelen Ergin Ataman, tablonun esas sorumlusu değildi ama yeni sezon ona emanetti ve işi oldukça zordu.

Efes, yeni sezona da iyi başlamadı. Adeta baştan aşağı değişen kadro uyum sorunu yaşadı. Oyuna ve sisteme adapte olmak zordu. Roller henüz belli değildi. Mücadele gücü geçmişe göre daha yüksekti ama kazanan takım karakteri ortaya çıkamıyordu. O görev için transfer edilen oyun kurucu Shane Larkin, bekleneni veremeyen isimlerin başına geliyordu.

Larkin, EuroLeague’deki ilk beş maçının dördünde çift haneli sayılara ulaşamadı. Aralık - Şubat arasında oynanan dokuz maçta da katkısı düşüktü; sadece 50 sayı ve 24 asist üretebildi. Yani yaklaşık beş sayı ortalama ile oynadı. Önceki sezon NBA’de konferans finali oynamış takımdan (Boston Celtics) gelen biri için yetersiz istatistiklerdi.

Ataman, Larkin’den bekleneni alamasa da diğer oyuncular her geçen hafta performanslarını yukarıya çekti. En başta da Sırp Vasilije Micic yıldızlaştı ve Larkin’in etkisiz kaldığı dönemde sazı eline aldı.

Efes, normal sezonun son bölümünü muhteşem geçirdi. Son dokuz maçın yedisini kazandı. Bu sayede ilk dörde girerek play-off’ta saha avantajını elde etti. Yarı finalde Barcelona’ya kendi sahasında yenilerek turu zora soksa da deplasmanda 34 sayıyla kazanılan maç adeta bir resitaldi. Serinin yıldızı ise sezonun sessiz ismi Larkin’di.

Basketbolda sezona nasıl başladığınızdan ziyade, sezonu nasıl bitirdiğiniz önemlidir; zira belirleyici olan play-off aşamasıdır. O dönemdeki performans; sezonun tüm sevaplarını ve günahlarını unutturabilir.

Sezon boyunca normal hızda gidip son dönemde vites yükseltmek şampiyonluk kapısını açabilir. Ataman’ın Efes’i de bunu yaptı. Fenerbahçe karşısında favori olmasalar da rakiplerinin eksiklerini iyi değerlendirdiler ve finale çıktılar. Üstelik ezici bir oyun ortaya koydular. Sezon başında kimsenin tahmin edemeyeceği büyük bir sürprizdi.

Ergin Ataman da EuroLeague’de final oynayan ilk Türk koç oldu. Tecrübeli basketbol adamının kariyer başarılarına baktığımızda iki ortak özellik bulabiliriz. Birincisi dar rotasyondan maksimum verim alabilmesi…

Beşiktaş’ı ve Galatasaray’ı ligde şampiyonluğa taşırken, Avrupa’da kupa kazandırırken adeta altı-yedi oyuncuyla sezon geçiriyordu. Efes’te de kenardan gelen katkı, özellikle sezon ortasında çok azdı. Ataman’ın bir diğer özelliği ise çok iyi bir oyun kurucunun etrafına yerleştirdiği takım oyuncularıydı.

Carlos Arroyo ve Errick McCollum ile kurduğu ilişkinin benzerini Larkin’den beklemesi de bundan olsa gerek. İlk başlarda, oyuncusundan verim alamadı ve sendeledi. Fakat o sırada takımın diğer parçalarına rollerini ezberletti. Larkin devreye girince de eksik parça tamamlanmış oldu.

İspanya’daki finalde CSKA Moskova’ya yenilseler de, sezon boyunca göstermiş oldukları mücadele ve geldikleri nokta alkışı hak ediyor. Ataman’a ve Efes’e tebrikleri yollayarak biraz geçmişe dönelim.

Başarılı koçun, beş yıllık Galatasaray serüveni sürpriz bir şekilde sona ermişti. Sarı-Kırmızılı kulüp, şubede küçülme kararı aldığında ilk önce koçundan vazgeçti. Ataman takımda kalmak için dirense de ve “Parasız çalışırım” açıklamasını yapsa da Dursun Özbek yönetimi bu isteği geri çevirdi.

Şimdilerde Galatasaray Euro Cup’ta grubundan çıkamayan, Türkiye Ligi play-off’larında finali uzaktan düşleyen bir takıma dönüştü. Ergin Ataman ise yeni takımına Avrupa finali oynattı. Acaba, aklı hâlâ Galatasaray başkanlığında olan Dursun Özbek bugünlerde ne düşünüyordur?

Peki ya Tuncay Özilhan? Efes’in başkanı kesinlikle gurur doludur. Fakat o da, 2009’da kulübe üç kupa birden kazandıran Ataman ile ayrı düşmüştü. O dönemden sonra kulübe birçok kariyerli koç gelse de başarı uğramadı. Görev Ataman’a bir kez daha teslim edilince, bu sefer kulüp tarihinde daha önce görülmemiş bir başarıya ulaşıldı.

Şimdi güzel günler; mutlu zamanlar yaşanıyor. Belki de böylesine günlerde suyu bulandırmamak gerek ama insan sormadan edemiyor. Acaba Özilhan ve kurmayları aradan geçen zamana hayıflanıyorlar mıdır? Sonuçta ilk sezonda final büyük başarı ama Anadolu Efes’in halen bir Euro Leaue kupası yok…

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.