Tem 07 2018

Celalettin Can'ın istihbarat sorgusunda 'baskın seçim' itirafı

Türkiye, rejim değişikliği için de ilk adımın atıldığı bir baskın seçimi geride bıraktı. Erdoğan liderliğindeki AKP, 16 yıllık iktidarını Cumhur İttifakı ile sürdürerek yoluna devam ediyor.

Yakın zamanda tahliye edilen 78’liler Girişimi Sözcüsü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) PM üyesi Celalettin Can, gözaltına alındığı gün Emniyet’ten önce iki istihbarat elemanının kendisini sorguya çektiğini belirterek o dönem baskın seçim olacağını istihbaratçıların söylemlerinden anladığını söylüyor. Öyle ki “Hiç istemezdik senin alınmanı. Ama burada kal, seçim olacak çok yorulursun” dediklerini kaydediyor.

Can, şöyle devam ediyor:

“Yukarıdan geldiklerini söylediler. 2013 ile 2018 arası çok fazla halk toplantıları aldığımı söylediler. ‘Suç unsuru var mı?’ diye sorduğumda ‘Yok ama beka sorunu var. Bazen söz silahtan daha tehlikeli olur’ dediler. Başka teklifler yapmaya çalıştılar ama cesaret edemediler.”

Celalettin Can, beş ay Silivri Cezaevi’nde hapis yattı. 

Yaşadıklarını Taksim Hill Otel’de düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşan Can, “Gözaltına alındığımda evdeki bütün elektronik araçlarımız alındı. Evimi epeyce dağıttılar. Vatan’daki TEM’e götürüldüğümüzde genelde tek tutuldum. Bazen IŞİD’lilerle aynı hücrede tutulduk. Kaba işkence yok ama psikolojik işkence çok yapıldı” diyor.

Mezopotamya Ajansı'nın aktardığına göre, İstanbul 4’üncü Sulh Ceza Mahkemesinin özel bir mahkeme olduğunu dile getiren Can, “Hakim her ara verdiğinde beni sorgulayan polisler hakimle birlikte arka odaya gidiyordu. Kararı polislerle birlikte verdiler” görüşünü öne sürüyor.

Celalettin Can
Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

Can, cezaevinde sağlık problemlerinden dolayı ihtiyaçlarımı karşılayamamış.

O dönem yaşadığı sıkıntıları şöyle anlatıyor:

“Cezaevine birlikte giren tutukluların hepsini hemen birbirinden ayırıyorlar. Fiziksel ve psikolojik tecrit hemen uygulanıyor. Silivri’deki gardiyanlar seçilmiş insanlardı. İnsan karşıtı, sosyal işkence yapıyorlar. Silivri’de tutukluları insan altı görüyor. Siyasi tutsaklar arasında dayanışma ve sosyalleşme yasak. Silivri bir gösteri merkezidir. Biz tanındığımız için belki bize daha yumuşak davrandılar. 9 No’lu da tam bir tecrit yeri. Çok sayıda tutuklu hasta ama tedavisi yapılmıyor. Tedavi hep aksatıyorlar. Tedaviye götürülenler de Silivri Devlet Hastanesi’nde bodrumda saatlerce kelepçeli bekletiliyor. Mektuplar nadiren veriliyor. Hükümet, tutsakların özgürlük taleplerine kaygısız. Bir tek MHP kaygılı o da Alaattin Çakıcı’ya. Çözüm yeni cezaevi yapmakta değil, çözüm siyasi tutsaklara özgürlüktedir. Bu yüzden siyasi tutsaklara sahip çıkalım.”

Aynı toplantıda söz alan İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin ise  Başbakan Binali Yıldırım’ın “Biat et rahat et” sözlerini hatırlatıyor ve “Biat etmiyoruz, rahat etmiyoruz” diyor ve ekliyor:

“Türkiye Silivri’de yönetilse çok demokratik olurdu. Çünkü tüm entelektüeller orada. Devletin kendi içinde kurduğu ittifaklara gören değişen durumlara göre hareket edemeyiz. Biz aynı biziz. Şu an cezaevleri 90’larla aynı duruma gelmiş. Özellikle Kürdistan cezaevlerinde uygulanan kamera kontrolüyle kadın mahpuslar kendilerini taciz edildiğini hissediyor. İnsanlar hastaneye gitmekte karar veremiyor. Çünkü götürülürken de ayrı bir işkence yapıyorlar.” 

Toplantının konuşmacılarından bir diğer isim Prof. Ümit Biçer ise, devletin herkese sağlık hakkını eşit uygulamadığı mesajını Alaattin Çakıcı’ya verilen tartışmalı rapor üzerinden anlatıyor:

“OHAL’le hasta tutukların talepleri dikkate alınmıyor. Alaattin Çakıcı’ya verilen rapor sağlık çalışanlarına yönelik yapılan baskının da göstergesidir belki. Bunu yapanlar hakkında gerekli soruşturma yapılmıyor. Mutlaka sağlık insanların en temel haklarından olduğunu, tüm bireylere eşit verilmesi gereken bir konu olduğunu bilmek gerekiyor. Tüm sağlık çalışanlarının da tüm baskılara rağmen etik ilkelerini unutmadan mahpuslarla ilgili sağlık sorunlarında mücadele vermesi gerekiyor. Bir an önce Adalet Bakanlığı’nın İHD tarafından tespit edilen sağlık durumu ciddi olan insanlar için acilen adım atması gerekiyor.”