Şub 15 2018

'Liberal düzen korunmak isteniyorsa Türkiye'yi Batı ittifakında tutmak şart'

 

Türkiye’nin NATO’dan, ABD ve AB’den, özetle Batı’dan, giderek uzaklaşması, meselenin iki tarafındaki makul sesler tarafından ele alınıyor ve bozulan ilişkilerin tamiri için yapılması gerekenlere dair reçeteler hazırlanıyor.

Özellikle ABD’de faaliyet gösteren ve Türkiye üzerine önemli çalışmalara imza atan düşünce kuruluşları, Türkiye’nin Batı’dan kopma sinyalleri veren adımları konusunda uyarılarda bulunuyor ve süreci tersine çevirmek için yapılacaklara dair tavsiyeler listesi sunuyor.

Son olarak ABD merkezli Brookings Enstitüsü’nde, Türkiye’nin Batı ittifakı içinde tutulması gerektiğini ve bunun için yapılabileceklere dair, TÜSİAD kıdemli araştırmacısı ve Brookings Enstitüsü Türkiye Projesi Direktörü Kemal Kirişçi tarafından bir yazı kaleme alındı.

Kirişçi yazısında, liberal düzenin sürdürülmesi için Türkiye’nin Batı bloğunda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Yazının ana başlıkları özetle şöyle:

Suriye’deki karmaşa yedinci yılına girdi, jeopolitik yan etkileri ise Ortadoğu sınırlarını çoktan aştı. Bu ülkedeki gelişmeler Türkiye’yi de etkiledi. Arap Baharı’ndan önce Türkiye, komşuları arasında yükselen bir yıldızdı ancak o zamandan bu yana geçen zaman içinde sorunlu bir ulusa dönüştü. O dönem, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bölgenin otoriterleri için bir model olarak sunuldu. Türkiye ve Batı arasındaki gerilim bir kırılmaya dönüşürse, çok daha olumsuz jeopolitik etkiler de peşi sıra gelecektir.

2010’da Arap Baharı patlak vermeden önce de Türkiye problemsiz bir ülke değildi ancak yine de pek çok açıdan itibar sahibi idi. Yumuşak gücü ve uluslararası ilişkilerdeki prestiji zirve yapmıştı. “Komşularla sıfır problem” politikası, onun bölgenin zorlu meselelerinde bir arabulucu olarak hareket etmesine olanak sağlamıştı. Özellikle de Suriye ve İsrail arasındaki çatışmada.

Hatta Türkiye, Avrupa’nın ekonomik entegrasyon deneyimini bölgeye taşımaya bile niyetlendi. 2009’da Başkan Obama’nın, Türkiye ile ortak değerlere dayalı model ortaklık kurma umuduyla, Kuzey Amerika dışındaki ilk ziyaretini Türkiye’ye yapması bir tesadüf değildi.

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, 2011’de Kahire’de yaptığı bir konuşmada demokratik ve laik hükümet şeklinin erdemlerinden bahsediyordu. Hiçbir Batılı liderin konuşması, o dönem Arap dinleyiciler üzerinde benzer bir etki yaratamazdı.

Erdoğan, rejimin devrilmesinin keyfini çıkaran dinleyiciler karşısında aleni bir biçimde demokratik değerleri savundu. O dönem, Türkiye’nin bölgedeki etkisi böyleydi, Ortadoğu’da demokratik düzen davasını yayıyordu. 

Ancak bu olumlu tablo çok uzun sürmedi. Arap Baharı, Türkiye’nin ezelden beri başına bela olan demokratik ve politik gerilemelerin başlamasıyla bağlantılı olarak olarak kışa döndü. 2013’teki Gezi Parkı protestoları, daha büyük bir baskıyı beraberinde getirdi.

Bu dönem bir de Mısır’da, Erdoğan’ın müttefiki Mursi hükümetinin devrilmesiyle kesişti. Bunun bir gün kendisine de olabileceğinden korkan Erdoğan daha da otoriterleştiği bir yolculuğa çıktı. 

Türkiye’nin Suriye’deki çalkantıya tepkisi, uluslararası prestijinin de sonunu getirdi. AKP hükümeti, ülke içinden ve uluslararası toplumdan gelen Suriye batağına girmeme uyarılarına kulak asmadı. Batılı müttefiklerle yaşanan anlaşmazlıklar karşısında “değerli yalnızlık” adı verilen romantik bir terim bulundu.

Türkiye şimdi kendini ABD karşıtı kampın içinde buldu. Afrin Operasyonu, Türkiye’deki Kürt sorununa barışçıl çözümü tersine çeviren ortamın düzeltilmesi şansını da ortadan kaldırdı. 1990’ların şiddet, baskı ve yıkım atmosferine geri dönülürken, Türkiye Suriye’de bir askeri müdahaleye sürüklendi. 

Şimdiki durum, 70 yıllık bir müttefiklik geçmişine sahip Türkiye ve ABD’yi karşı karşıya getirme riski taşıyor. Türkiye’nin, trans-Atlantik ittifaktan uzaklaşması ve uluslararası liberal düzenin prensiplerine bağlılığını yitirmesi sözkonusu.

Bir dönem umut veren Türk modelinde sona gelindi. Yine de uluslararası liberal düzenin korunması isteniyorsa, Türkiye’nin trans-Atlantik toplumdaki yeri desteklenerek sisteme yeniden adapte edilmesi gerekiyor. Karşılığında, AKP’nin onu iktidara taşıyan; refah, istikrar ve uluslararası prestij getiren kurucu değerlerine dönmesi gerekiyor.

https://www.brookings.edu/blog/order-from-chaos/2018/02/14/the-new-geopolitics-of-turkey-syria-and-the-west/

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar