Hazine de bitti: ‘Bankalar daha fazla kredi veremez durumda’

Türkiye, bir ekonomik kriz kıskacında erken seçime giderken ülkenin dev markaları da borçlarını yapılandırmaya gidiyor.

Ülker, Doğuş Holding, Ünal Aysal ve Acun’un şirketleri bunlardan öne çıkanları...

10 yıla yayılan milyar dolarlık kredi borçları bankacıların sırtına yüklendi.

Büyük çoğunluğu ise kamu bankalarında. “Kredilerde sorun yok” mesajıyla piyasaları telkin edici mesajlar verilse de ortaya çıkan tablo vahim gözüküyor.

Eski İş Bankasi Genel Müdürü Ersin Özince ve TEB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Canevi böyle bir kredi finansman modelinin çökeceği görüşünü paylaşıyorlar.

Ekonomist Hakan Özyıldız da, kişisel blog sayfasında bankaların sorunlu kredilerindeki son durumu irdeleyen bir yazı kaleme aldı.

Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) rakamları ve kendi hesaplarını içeren bir tablo sunan Özyıldız, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletleri ve Hazine garantileri sayesinde bu kredilerin verilebildiğini belirtirken sorunlu kredilerin toplamının geçen yıl 181 milyar liraya ulaştığını söylüyor.

Bankaların artık uzun vadeli ucuz fon veya ekstra risk azaltıcı faktörler olmadan daha fazla kredi veremeyeceğii söyleyen Özyıldız, “Dünyada parasal sıkılaşma rüzgârları eserken, bankaların daha fazla kredi verebilmesi için; ya merkez bankası kaynaklarına ya da daha fazla sermaye için hissedarlara başvurmaları gerekebilir” diyor.

kredi

Hakan Özyıldız’ın blogunda yayımladığı yazısının tamamı şöyle:

Türkiye’de genel bir borç sorunu olduğu seçimlerin ana gündemi olmaya başladı. Muhalefet, ilginç (!) borç çözüm önerileriyle seçmenin gönlüne girmeye çalışıyor. (Önerilerin bütçeye ek yük getirmeye yönelik olduğuna dikkatinizi çekip, değerlendirmeyi sonraya bırakacağım)

Uzun yılların birikimi olan borçluluğun talep yanında hanehalkı ve şirketler arz yanında bankalar var. Talep yanındaki sorunları ve rakamları daha önceki yazılarımda defalarca yazdım.

Bugün bankaların tahsil edemedikleri ve/veya tahsilinde sorun yaşadıkları kredilere ait verileri bilginize sunacağım. Yani arz yönündeki bazı bilgileri paylaşacağım. Bu amaçla, Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) rakamları ve benim hesaplarımı içerenaşağıdaki tabloyu hazırlandım.

Önce bir konuyu açıklığa kavuşturmam lazım. Tablonun en sonunda yer alan sorunu kredilerin öz kaynaklara ve ödenmiş sermaye oranları sadece ekonomik bir değerlendirmeye yöneliktir. Gerek BDDK düzenlemeleri gerek uluslararası bankacılık teamüllerinde bir anlam ifade etmemektedir. Bilindiği gibi ödenmiş sermeye öz kaynakların içerisindedir ve önemli bir kalemidir. Bankalar için TGA’ın büyüklüğü önemlidir.

Bana göre sorunlu kredilere yönelik oranlar bize bankaların kredi verme potansiyelini, iştahını göstermektedir. Ne demek istediğimi biraz daha açayım. Yüksek öz kaynak daha fazla kredi verebilme olanağı anlamına gelir. Bilindiği gibi yasal düzenlemeler gereği, bankalar tahsili gecikmiş ve yapılandırılan krediler bir bölümü için, sermayelerinden ayırdıkları kaynağı belirli oranlarda ihtiyat/karşılık olarak tutmak zorundadır.Ayrılan bu para kredi olarak kullandırılamamakta ve bir anlamda bankalara maliyet olarak ek yük olmaktadır.

Bu bağlamda eğer Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletleri ve dolayısıyla Hazine garantileri olmasaydı, geçen yıl bankaların kredi verme arzusu bu kadar olamazdı. Bu sayede bankalar kredilere ayırdıkları karşılıkları azalttılar. Daha çok kredi verebildiler. Böylelikle büyüme oranı da yüzde 7,4’lere ulaşabildi.

Tablonun yıllar itibariyle değişimine bakınca ortaya ilginç bir durum çıkıyor. Sorunlu kredilerin toplamı geçen yıl 181 milyar liraya ulaşmış. Bunların yüzde 23’ü silinen, yüzde 43’ü yapılandırılan krediler, kalanı da tahsili gecikmiş alacak (TGA). Tablodan da görüldüğü gibi, sorunlu kredilerin içinde silinen ve yapılandırılan kredilerin payı artarken TGA payında bir azalma var. Yanı sıra sorunlu kredilerin toplam kredilere ve öz kaynaklara oranında da önceki yıla oranla bir değişim yok.

Tek değişim ödemiş sermayeye olan oranlarda. Bu yüksek oran bankaların, uzun vadeli ucuz fon ve/veya ekstra risk azaltıcı faktörler olmadan daha fazla kredi verme iştahını sınırlayan bir etken. Dünyada parasal sıkılaşma rüzgârları eserken, bankaların daha fazla kredi verebilmesi için; ya merkez bankası kaynaklarına ya da daha fazla sermaye için hissedarlara başvurmaları gerekebilir.

Bunun yerine, daha iyi bir önerim var: Siyasetçilerden, borçlanmaya dayalı büyüme modelinden uzaklaşmak için neler yapılabileceğini dinlemenin tam zamanı.

http://www.hakanozyildiz.com/2018/05/bankalarn-sorunlu-kredilerinde-son-durum.html

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar