May 19 2018

‘Ölen bir Kürt çocuğu yerine Belçikalı olsa böyle mi olurdu?’

Belçika, perşembe günü hayatını kaybeden iki yaşındaki Kürt çocuğu Mawda Shawri’nin ölümünü tartışıyor.

Shawri'nin ailesi ise, "Bizim çocuğumuzun hiç mi değeri yok. Ölen bir Belçikalı olsa böyle mi olurdu?" diye isyan ediyor.

Belçika polisinin 30 Kürt mültecinin bulunduğu minibüse ateş açması sonucu yaşamını yitiren Shawri, ülkede siyasi gündeminde ana merkezine oturmuş durumda.

BBC Türkçe’nin haberine göre küçük çocuğun ölümü, Flaman kökenli hükümet üyeleri ile Fransızca konuşulan Valon bölgesindeki insan hakları örgütlerini karşı karşıya getirdi.

Bu örgütler, Flaman kökenli İçişleri ve Göç bakanlarının istifasını istiyor. İçişleri Bakanı Jan Jambon ise polisin kusurlu olmadığını savunuyor.

Olay perşembe günü Namur kenti yakınlarındaki E - 42 karayolunda meydana geldi. Belçika polisinin aktardığına göre, şüphe üzerine durdurulmak istenen, 26 yetişkin ve 4 çocuğun bulunduğu minibüs, dur ihtarına uymadı.

Yolcularının tamamı Kürt mültecilerden oluşan minibüs, yaklaşık 80 kilometrelik kovalamaca sonunda Mons kenti yakınlarında durdurulabildi.

Bu kovalmaca sırasında polisin açtığı ateş sonucu, vücuduna iki kurşun isabet eden 2 yaşındaki Mawda Shawri, hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti.

Savcılık, ilk gün mülteci kızın polis kurşunuyla öldüğünü ısrarla yalanlarken cuma günü yapılan otopside, kız çocuğunun polis tarafından öldürüldüğü belirlendi. 

Belçika medyası, savcılığın "utançtan kızarmış bir suratla" bu bilgiyi gazetecilerle paylaştığını duyurdu.

Bu gelişmenin ardından, mülteciler konusundaki katı tutumuyla bilinen federal hükümet eleştirilerin hedefi oldu.

Yaklaşık 250 kişi, Brüksel'de göçmenlik bürosu önünde toplanarak sığınma ve göçten sorumlu bakan Theo Francken ile İçişleri Bakanı Jan Jambon'un istifasını istediler. "Katil hükümet" sloganı atan göstericiler, Yeni Flaman İttifakı (NV - A) üyesi bakanları, "Belçika'yı polis devletine çevirmekle" suçladı.

De Standaard gazetesine konuşan insan hakları savunucusu Deswaef, hükümetin uyguladığı politikaların sadece insan kaçakçılarını zengin ettiğini savundu. İnsan Hakları Ligi Başkanı'ına göre hükümet mültecileri, insan tacirlerinin kucağına itiyor.

İçişleri Bakanı Jambon'un kullandığı "kabadayı" dilin polisi cesaretlendirdiğini savunan Deswaef, polisin artık yasal çerçevenin dışına çıkabileceğine ilişkin endişesini dile getirdi.

Belçika hükümeti, insan kaçakçılığı ile ilgili sert önlemlerin devam edeceğini vurgulayarak, "nasıl başladıysak öyle devam edeceğiz, bu konuda değişiklik yok" mesajını verirken olaydan sonra minibüsteki diğer mültecilerle birlikte gözaltına alınan Mawda'nın ailesi ise, adalet istediklerini söylüyor. Annesi, "Benim çocuğumun hiç mi değeri yok. Ölen bir Belçikalı olsa böyle mi olurdu?" diye sordu.

Shawra ailesi, 2015 yılında Irak'ın kuzeyindeki Ranya kasabasından Almanya'ya gelmiş. Mawda'nın doğumundan sonra, geçen yıl akrabalarının bulunduğu İngiltere'ye giden aile, burada sığınma başvurularının reddedilmesi üzerine Almanya'ya geri gönderilmişti.

Belçika'da bir süre yasa dışı olarak çalışan Shawra ailesinin, Perşembe günü minibüsteki diğer Kürt mültecilerle birlikte tekrar İngiltere'ye gidebilmek için yola çıktıkları belirtildi.