e-belediye sistemi: Ankara canı istediğinde düğmeyi kapatacak mı?

Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker, 31 Mart seçimleri sonrası belediye meclislerinin öne çıkmasına değindiği yazısında, 'meclis' sözcüğünün 17 yıldır sistematik olarak işlevsizleştirilen TBMM'den çok belediye meclislerini akla getirdiğini belirtiyor.

"Ekrem İmamoğlu'nun yayına açtığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki (İBB) görüşmeleri iki oturumda 3.5 milyon kişinin izlemesi bunun kanıtı" diyen Toker, bu gelişmenin seçmenle siyasetçi arasındaki ilişkilerde köklü değişiklik
yaratmaya başladığını söylüyor.

Ve böyle bir dönemde İçişleri Bakanlığı'nın, tüm belediyeleri tek
sistemde toplayacak e-Belediye Bilgi Sistemi'nin yaygınlaşması için 
talimatları hızlandırması kayda değer buluyor.

“Sanal kayyum” olarak nitelediği bu sistemin tektipleştirici, vesayeti çoğaltıcı
etkisine daha önceki yazılarında değinen Toker, toplam 68 modülden oluşan projenin 48 modülünü İçişleri, 20 modülü ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın
yapacağını vurguladıktan sonra şöyle devam ediyor:

"İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasıyla giden yazıda, belediyelerin başka bilgi sistemlerine yatırım yapmaması isteniyor. Sektör aktörleri ise bu durumun pek çok güçlük/sakınca yaratacağı görüşünde. Belediyelerin
rekabetçi hizmet anlayışından çıkıp “devlet gibi” çalışacağını, akıllı şehir uygulama ve araçlarını üreten firmaların giderek bu üretimden vazgeçeceğini, belediye otomasyonu, kent bilgi sistemi uygulamalarının
zarar göreceğini, başkanların taahhüt ettiği IT projelerinin yapılamayacağı gibi bir dizi sakınca sıralanıyor."

e-belediye sisteminin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı ihlal edeceğine dikkat çeken Çiğdem Toker o maddeleri şöyle hatırlatıyor:

Madde 3. Özerk Yerel Yönetim Kavramı
– Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen
sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi
sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme
ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır.

Madde 4. Özerk Yerel Yönetimin Kapsamı
– Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır.
Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkiler öteki merkezi veya
bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya
sınırlandırılamaz.

Toker yazısını şu sorularla sonlandırıyor:

"Belediyeler verilerinin sahibi olabilecekler mi, belediye verilerinin merkezi yönetimce manipüle edilmeyeceğinin garantisi nedir, Ankara canı istediğinde “düğmeyi” kapatacak mı?"

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz