Prof. İlber Ortaylı cevapladı: Yurt dışına gitmeli mi yoksa kalmalı mı?

Tayyip Erdoğan’ın 17 yıllık liderliğindeki Türkiye, Gezi süreci ile başlayan, 15 Temmuz darbe girişimi ile tırmanan süreçte kapsamlı bir baskı iklimi ile karşı karşıya.

Bunlara sarsılan ekonomi de eklenince beyin göçü ön alınamaz bir duruma dönüştü.

Devlet istatistiklerine ve analistlere göre, Türkiyeliler ülkeyi gruplar hâlinde terk ediyorlar ve Erdoğan’ın vizyonuna yönelik büyük ve endişe verici bir güven kaybına işaret edecek şekilde kendileriyle birlikte yetenek ve sermayelerini de götürüyorlar.

Son iki- üç yılda, sadece öğrenciler ve akademisyenler değil, aynı zamanda her şeylerini satan ve aileleriyle paralarını yurtdışına çıkaran girişimciler, işadamları ve binlerce varlıklı kişi de ülkeyi terk etti.

Tarihçi Prof. İlber Ortaylı, ''Gençler yurt dışına gitmeli mi yoksa kalmalı mı?'' sorusuna kapsamlı bir analizle cevap verdi.

CeoTudent’in Tuhaf dergiden aktardığına göre Ortaylı, Tuhaf dergisinde yayımlanan yazısında, "Bu göç dalgası, yalnızca büyük şehirlere özgü de değil: Anadolu’daki herhangi bir üniversiteyle İstanbul’un alaturka muhitleri arasında, gitme isteği açısından belirgin farklılıklar yok. Türkler arkalarına bakmadan ülkemizi terk etme eğilimindeler. Maalesef bu eğilimlerinin karşısında duracak bir sosyal devlet yapısı da gözükmüyor” diyor.

"Türkler yurt dışında hiçbir ülkede görülmeyecek bir işçi sınıfını temsil ediyorlar” diyen Ortaylı, Almanya örneğini veriyor:

“Türk milleti çalışır, biriktirir, suç potansiyeli düşüktür. Milletimizin, yaşadığı ülkenin ekonomisine katkısı yüksektir.”

Entelektüellerin göçünün ise işçi sınıfına kıyasla daha büyük uyumsuzluklar doğurduğundan bahseden Ortaylı, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Göç eden entelektüellerimiz kendi renkleriyle ortaya çıkamadıkları için silikleşiyorlar. Türk aydını, ancak gittiği ülkenin moda fikirlerine ayak uydurduğu takdirde o ülkede barınabileceğini düşünüyor; bu büyük ve vahim bir yanılgıdır. Kendi kültürünü beraberinde götürmeyen, kendi rengini yansıtmayan bir entelektüel sınıfı, kimsenin istemeyeceği gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Söz gelimi, Almanya’da bibliyofiller vardır: Her meslekten on-on beş kişi hafta aşırı ya da on beş günde bir buluşur, kitapları tartışırlar. Böyle gruplarda Türk aydınlarına pek rastlayamazsınız. Yine Fransız aydın çevrelerinde de Türklerin fazla yeri yoktur."

Amerika’ya göç edenlerin daha çabuk bir uyum yakalayabildiğini söyleyen Prof. Ortaylı, “İyi yaşamlar kurabiliyorlar. Nobel alan insanlarımız bile Amerika’dan çıkıyor. Kürsülerinde en çok Türk bulunan ülke Amerika. Türklerin her zaman bu uğurda aşması gereken birtakım bariyerler vardır: Bu yüzden insanlarımız, bu ülkeden gitseler de bunun bir kurtuluş olmadığını bilmeliler” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

"Emeklerinizin karşılığını bulamayabilirsiniz, sevdiğiniz ve özlem duyduğunuz mevkilere gelemeyebilirsiniz. Bu konuda büyük zorlukları aşmak için mücadele ederken renginizden ödün vermeyip silikleşmemek ilk koşulunuz olmalı. Çünkü gitmek, tek başına kurtuluş değildir. Gençlerimiz, hep söylediğim gibi dünyayı tanımalı, farklı coğrafyalara dair tecrübe taşımalılar. Fakat ne yazık ki bir Türk’ün, kendi ülkesi dışında ebedi bir mutluluk taşıyabileceğini düşünmüyorum. Eğer bir toplum, işleyişini bazı grupların taleplerine ve yağmacı hegemonyasına göre şekillendirirse orada gelecek olmaz. İran bu duruma örnektir: Altı milyon insanın göçünü gördük, çünkü insanların saplantılı doktrinler altında yaşama tutunması imkânsızdı."

"Peki bugünlere nasıl geldik?” sorusuna da cevap arayan tarihçi, “En büyük payı beceriksiz iş adamlarına veriyorum. Hayata yalnızca maddi menfaatleri üzerinden bağlanan bu insanlar, gemiyi ilk terk edenler oldular ama gittikleri ülkelerde de umduklarını bulamadılar” diyor.

Ortaylı, son olarak "İstikbalimizi oluşturan gençlerimiz, tüm bu sebepler yüzünden, kurtuluş umudu taşıyarak, çoğu zaman mutluluğu bulamayacakları ve hep yabancısı kalacakları coğrafyalara gidiyorlar ve onlar gittikçe yaşadığımız topraklar daha da çekilmez oluyor” yorumunu yapıyor.


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.