'Hepsi biz uyurken oldu'

Türkiye ile ABD arasındaki saat farkı, New York ve Washington gibi Ankara'yı yakından ilgilendiren merkezlerde kimi zaman yedi kimi zaman da sekiz saat kadar. 

Ancak gündem açısından bakıldığında, her iki ülke de kimi dış politik meselelerde neredeyse birbirine kilitlenmiş vaziyette. 

Özellikle Suriye, Rusya, İran sözkonusu olduğunda, Türkiye deyince ABD, ABD deyince de bir diğeri otomatikman denklemin diğer ucuna oturuveriyor.

Bizde gece yarısıyken, dün gündüz saatlerinde ABD'de çok önemli gelişmeler yaşandı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Suriye gündem maddesiyle toplandı ve ABD, İngiltere, Fransa'nın temsilcileri ABD safında yer alarak Rusya'ya tepki olarak toplantıyı terk etti.

Bu konuda bir yazı kaleme alan Fehmi Koru, Washington’da, Beyaz Saray, Suriye rejimi ile ona destek çıkan ülkeleri (bunu sizler Rusya ve İran olarak anlayın) açıkça tehdit eden ve askeri müdahaleden söz eden çıkışlar yapmış… Başkan Donald Trump, “Gün bitmeden askeri müdahale konusunda bir karar vereceğim” açıklamasıyla yürekleri hoplatırken, günün sonunda vadeyi uzatarak “Askeri bir çok seçeneğimiz var, size yakında haberlerimiz olacak” diye kestirip atmış…" satırlarıyla dünkü hengameyi özetliyor.

Rusya'nın da bu reste restle karşılık verdiğini ifade eden Koru, olan bitenin temelinde Esad rejiminin Guta saldırısının bulunduğunu hatırlatıyor ve ekliyor:

"Guta Suriye’de Şam’ın hemen yanı başındaki bir yerleşim yeri. Özelliği, Guta’nın önemli bir bölümünün rejim karşıtı güçlerin elinde bulunması. Beşşar Esad, rejimine karşı çıkanların başkentinin hemen yanı başındaki bir bölgeye hakim olmasını hazmedemiyor ve ara ara oraya çok şiddetli saldırılar yapıyor, yaptırıyor. Kimyasal silah kullandığı da iddia ediliyor.

Biz uyurken olanlar ne anlama geliyor?

En son bildiğimiz, Trump’ın durduk yerde “Amerikan askerleri Suriye’den çekilecek” mesajı verdiğiydi.

Fransa’nın çekilecek Amerikan askerlerinin yerini almak üzere Suriye’deki askeri varlığını artırma niyeti olduğuna dair spekülasyonlar yapılıyordu. İngiltere ise sanki Suriye ile ilgilenmez gibiydi. Rusya ile İran iç-savaşın sonuna yaklaşıldığı görüntüsü üzerine ‘Esad’lı çözüm’ anlamı taşıyan formülü hayata geçirmek üzere çaba gösteriyorlardı. Türkiye ise kendi sınır güvenliğini sağlamak üzere askerleriyle sınırının ötesinde operasyonlar gerçekleştiriyordu. Karma karışık bir durum."

Dün gece yaşananların Suriye açmazını daha da kötüleştireceği yorumunu yapan Koru, bölgesel ve ulusal bir sorun olan Suriye meselesinin uluslararası güvenlik ve çatışma konusu haline gelme riski taşıdığı uyarısı yapıyor. 

"Suriye’deki yangın etraftaki diğer ülkelere de yaygınlaştırılmak isteniyor gibime geliyor." diyen Koru, satırlarını şöyle sürdürüyor:

"Birinci Dünya Savaşı Avusturya-Macaristan veliahtının suikasta uğramasından tam 37 gün sonra ateşlenen ilk silahla başlamıştı.

Günümüzde sebeple sonuç arasında o kadar uzun bir süre gerekmiyor.

İlgili ülkelerde savaş planları uygulamaya konulmak üzere bir kıvılcım beklenerek hazır tutuluyor.

Suriye iç-savaşı o ülkeyi yeterince tahrip, insanlarını perişan etti; dikkatleri bir başka ülkeye çevirmenin zamanı gelmiş olabilir.

Washington’da her an elini silaha götürebilecek bir yönetimin varlığı dünyamızı patlamaya hazır bir bombaya dönüştürmüş bulunuyor.

Dün gece, FBI, Trump’ın şahsi avukatının bürosunu basıp bütün belgelerine el koydu; böylece ABD başkanının dikkat dağıtıcı bir eyleme her zamankinden daha fazla ihtiyacı olabileceği bir döneme girilmiş oldu.

Ne geceymiş ama…"