Oca 31 2018

BM'den Türkiye'deki insan hakları ihlallerine ödül gibi görev

İnsan hakları sicili nedeniyle eleştirilerin hedefinde olan ve uluslararası insan hakları endekslerinde her geçen yıl alt basamaklara gerileyen Türkiye, bir kez daha Birleşmiş Milletler Sivil Toplum Kuruluşları Komitesi Başkan Yardımcılığı görevine seçildi. 

29 Ocak'ta gerçekleştirilen seçimin sonuçlarına göre, daha önce de bu görevi yürüten Dışişleri memuru Ceren Hande Özgür, BM'nin bu kuruluşunun başkan yardımcılığına yeniden seçildi. 

BM kuruluşu, insan haklarıyla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarına tavsiyelerde bulunan ve onları denetleyen de bir kurum. 

Bu durumda, sivil toplum kuruluşlarını (STK) ezen, onlarca STK'yı kapatan ve geçen yıl da yine Türkiye'nin çabalarıyla üç sivil toplum kuruluşunun BM'deki 'istişari statüleri'nin iptal edilmesini sağlayan Türkiye, bu önemli koltuğa getirilmiş oldu. 

Seçim sonucunu gösteren belge:

 

Sosyal medyada, Türkiye'nin yeniden bu göreve getirilmesi ile ilgili BM içinden de tepkiler geldi.

UN Watch Direktörü Hillel Neuer, Twitter üzerinden Türkiye'nin bu göreve seçilmesine tepki gösteren isimler arasında yer aldı.

Neuer tweetinde şu eleştiriyi getirdi:

"Son dakika: İnsan hakları aktivistlerini, gazetecileri ve muhalifleri tutuklayan, hapseden ve onlara zulmeden Türkiye'nin Erdoğan rejimi, insan hakları STK'larını denetleyen BM organı, BM Sivil Toplum Kuruluşları Komitesi başkan yardımcılığı görevine seçildi."

Hillel Neuer, zincir tweetinde eleştirilerini şu paylaşımla sürdürdü:

"Neden Türkiye'yi seçtiler? Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın özellikleri arasında, 2010 yılında verilen -BM İnsan Hakları uzmanı Jean Ziegler'le birlikte oluşturulan Muammer Kaddafi İnsan Hakları Ödülü'nün son kazananı olmak da var. Ziegler mi bu adaylık için Erdoğan'ı önerdi? Konuyla ilgili habere buradan ulaşabilirsiniz"

BM'nin, insan hakları alanında çalışan STK'ları denetleyen ve onlara tavsiyelerde bulunan böylesi kilit bir kurumun ikinci koltuğuna yeniden Türkiye'yi seçmesi tartışmaları da beraberinde getirdi.

Zira 18 Aralık 2017 tarihinde yayınlanan bir raporda, BM, Türkiye'deki ağır insan hakları ihlallerine ve cezaevlerinde işkence ile kötü muamele iddialarına dair kapsamlı tespitlerde bulunulmuştu.

Ahval, 22 Ocak tarihli haberinde raporun içeriğine dair önemli detaylara yer vermişti.  Birleşmiş Milletler İşkence ve Kötü Muameleye Karşı Özel Raportör Nils Melzer'in, 27 Kasım-2 Aralık tarihleri arasında Ankara, Diyarbakır, Şanlıurfa ve İstanbul'da incelemelerde bulunarak hazırladığı raporda çok sayıda kurum ve temsilcinin tanıklığı ve ifadeleri de yer aldı. 

Rapor, BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi 37. İnsan Hakları Oturumlarına sunulacak. Raporla ilgili Türkiye'den savunma istense de Ankara tüm iddiaları reddetti. 

Melzer'in hazırladığı 21 sayfalık rapor 26 Şubat ve 23 Mart tarihleri arasında BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi 37. İnsan Hakları Oturumlarına sunulacak.

Raporda öne çıkan ihlaller şöyle:

"Şiddetli dayak, yumruk ve tekme, nesnelerle darbeler, falaka, tehdit ve sözlü tacizler, çıplak soymak, cinsel şiddet ve tecavüz, uykudan yoksun bırakma, birkaç gün boyunca göz kapaklarını açık tutturmak, kelepçelemek gibi çok sayıda işkence yöntemleri rapor edildi. Birçok gözaltı yerinin aşırı miktarda kalabalık olduğu iddia edildi ve gıda, su veya tıbbi tedaviye yeterli erişimi olmadığı belirtildi. Ayrıca hem mevcut hem de eski tutukluların avukat ve akrabalarına erişiminin engellendiği, herhangi resmi bir gerekçe olmaksızın gözaltı süreleri 30 güne kadar uzatılıyor."

Raporun detaylarına buradan ulaşabilirsiniz

'FETÖ' ile mücadeyi, BM Sivil Toplum Kuruluşları Komitesi Başkan Yardımcılığı aracılığıyla BM'ye taşıyan Türkiye, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Kimse Yok Mu Derneği, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı ve Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu'nun (TUSKON), BM Ekonomik ve Sosyal İşler Konseyi (EKOSOK) nezdindeki istişari statülerinin geri alınmasına yönelik oylamaya da ön ayak olmuştu.