'Boğaziçi kıvılcım olabilir, sivil toplum radikalleşen merkeze karşı direnmelidir' - Prof Taner Akçam

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi'ne Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasından sonra başlayan protestoların yankıları ve etkileri devam ediyor. 

Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar ile konuğu Prof Dr Taner Akçam, Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan protestoları tüm yönleriyle derinlemesine ele aldı. 

Sıcak Takip’te Baydar ve Akçam şunları konuştu:  

Yavuz Baydar: "Değerlendirmemiz gereken konu Boğaziçi Üniversitesi ve bu üniversite çevresinde gelişen olaylar, protestolar, gözaltılar, öğretim üyelerinin bu protestolarla ilgili tavrı ve buradan bütün Türkiye’ye yayılan bir takım sinyaller… Bugün sen 'Boğaziçi Üniversitesi ve merkezin radikalleşmesi' başlıklı bir yazıyla bunu değerlendirdin. 

Yazının girişinde, 'Şu anda yaşanan, çevredeki hareket veya hareketlerin iktidarı dışardan kuşatması değildir. Yaşanan çevre değil, doğrudan merkezin radikalleşmesidir. Bu fark son derece önemlidir. Almanya’da Nazizm’in, radikal bir çevrenin merkezi kuşatması ile değil, merkezin kendisini radikalleştirmesi ve ‘aşırılaştırması’ ile iktidara geldiği söylenir. Bugün Türkiye’de de yaşanan budur' diye bir ifadelere yer veriyorsun. Açar mısın? 

Taner Akçam: “Merkezin radikalleşmesi” kavramı Nazizmi açıklamada kullanılan anahtar bir kavramdır. Ben şimdi burada kavramsal bir tartışmaya girmek istemiyorum. Beni ilgilendiren kısım hükümetin kendisinde gözlemlediğimiz bir radikalleşme var." 

Yavuz Baydar: "Evet ama Türkiye ile kıyaslamak açısından önemli?" 

Taner Akman: "Türkiye’de Erdoğan hükümetinin Gezi’den beri kullandığı strateji buydu. Şimdi üst bir aşamasına geçildi. Üstelik Milliyetçi Hareket Partisi'nin bir destek olarak devreye girmiş olması ve Gezi sırasında Tayyip Erdoğan’ın müttefiki olan çok geniş bir kesimin artık müttefik olmaktan çıkmış bulunmalıdır. Benim gözlemlediğim iktidarı elinde tutan çevrede bir daralma var ve daralmasıyla birlikte gelen bir radikalleşme var." 

Yavuz Baydar: "Bu bahsettiğin 'desteğini çeken çevre', burada duralım biraz. Hangi çevreyi kast ediyorsun?" 

Taner Akçam: "AKP seçmenini ve AKP’den ayrılan iki partiyi kastediyorum. Şu anda toplumsal temelde çok karşılığının olmaması çok önemli değil." 

Yavuz Baydar: "Biri Gelecek diğeri DEVA Partisi" 

Taner Akçam: "Evet. Bunlar Gezi sırasında AKP içerisinde yer alan ve ona müttefik olan çevreydiler. Şimdi ilginç olan hem toplumsal desteği azalmakta olan bir iktidar var hem de yönetici elit olma itibarıyla daralmış bir ekip var. Bunlara Ergenekoncu denilen çevreden bir katılım var. Bunlar radikalleşmeye girmiş durumda. Bu radikalleşmeyi ben 2023 Anayasasına bağlıyorum. Yani Türkiye toplumunu bu radikal merkez çok ciddi bir biçimde dizayn ediyor." 

Yavuz Baydar: "Radikal Merkez dediğin nedir? İktidarlaşmış bir merkez mi, yoksa zaten merkez olan bir merkez mi?" 

Taner Akçam: "Zaten merkez olan bir merkez. Yani şu anda kendi içinde müttefikleri olan parçalanmış gibi de gözükebilen, AKP, MHP Ergenekoncu çevre hatta Doğu Perinçek ekibine kadar uzanabilecek yeni bir koalisyondan söz ediyoruz." 

Yavuz Baydar: "Prof Hamit Bozarslan bunun için 'Kartel devlet' kavramını kullanıyor." 

Taner Akçam: "Açık ki Hamit’in tespitini genişletmek ve desteklemek açısından söylüyorum. Sosyal bilimcilerimiz bu yaşadığımız süreci tanımlayacak bir kavram bulma göreviyle karşı karşıyalar. Yani ben Kemalizm ile kıyaslayarak Tayyipizm demeyi daha tercih ederim. Kemalizm nasıl ki, ulusal bir lider olarak ortaya çıkıp, daha sonra da daralarak ve daraltarak diktatörlüğünü ve iktidarını sürdürdüyse benzerini şunda tersten yaşıyoruz. Benim anladığım 2023 Anayasası'nda toplum bu merkez tarafından açıkça dizayn edilmeye çalışılıyor. Burada cevabını bilemediğimiz soru şu şu; ‘Bu dizayn hareketi için iktidarın ne kadar kendisinin destekçisi olan kitlelerin sokağa dökecekler?’ Henüz buna dair bir ipucu yok?" 

Yavuz Baydar: "Boğaziçi öğrenci protestolarının niteliğini rengini katmanlarına da dikkat çekilmeli... Orta ve üst orta sınıf, şehirli, Erdoğan’ın iktidar gelmiş olduğu sıralarda doğanlar, ilk kez baskıcı bir devlet formatına karşı çıkan bir kuşak bu... Gezi geçti yeni bir kuşak ve aynı zamanda işin içerisinde LGBTİ boyutu da var, Z kuşağı bakışı var, dijitalleşmenin getirdiği bakışlar var yani çok daha farklı…"

Taner Akçam: "Çok önemli farklara dikkat çektin. Bu farkı bizim dönemle kıyaslayarak söyleyeyim, ben mesela çıkarttığım bir bir gençlik dergisinde ‘Gençler mahallere’ diye bir başlık atmıştım. Yani biz okullardan çıkıp sokaktaki kavgaların içine girmek istiyorduk. Şimdi Boğaziçindeki öğrenci ‘bu illet bitse de dersime dönsem’ diyor. Bu anlamda çok büyük bir fark var. Bu topluluk bu özelliğiyle sadece rahat bırakılmak istiyor. Buradan yayılabilecek olan yeni bir tür sivil itaatsizlik tarzıdır. Bu sivil itaatsizlik tarzı bütün bir toplumun rahat bırakılması ekseninde hareket edecektir. Topluma dizayn verecekleri dışlayacaktır." 

Yavuz Baydar: "'Merkez radikalleşmesini, 'yandaş tabanını' sokağa dökme aşamasına geçirir mi bilemiyorum' diyorsun aslında bir fark şuan güvenlik mekanizmalarında -polis, asker, bekçi, jandarma…- ciddi bir partizan kadrolaşma yaşandı, yaşanmakta. Aynı zamanda yargının doğrudan doğruya yürütmeye bağlandı bir sistem kuruldu. Orada da çok ciddi AKP-MHP partizanlaşması var. 

Ama devamla şöyle diyorsun , 'Ama yaşananları, toplumu tepeden çatlatmak girişimi olarak okumak yanlış olmaz' diyorsun bu çerçevede ne demek istiyorsun açar mısın?" 

Taner Akçam: "12 Eylül'de askeri rejim yüzde 80-90 bandında bir destekle geldi. Şakası yok bu işin ve aldığı bu destekle dizayn etti toplumu. Şu andaki hükümetin kamuoyu yoklamalarına göre en fazla yüzde 30-40larda… Yani yukarıdan aşağıya kendi istek ve arzularına göre toplumu kurmak istiyor. Şimdi burada Kürt yok farklılık yok öteki yok. Bu bir anlamda bir çatlatma girişidir ve bu da korkutucu olan boyut. Bu dizaynı yapabilmek için çok kan dökülmesi gerekir. Bunu kendisi de biliyor…"

Yavuz Baydar: "Gezidekilere bakınca fark var mı?" 

Taner Akçam: "Gezi bireysel bir kültürel başkaldırıydı. Her kim ki ondan siyaset çıkarmaya çalıştı çıkaramadı." 

Yavuz Baydar: "Bu Kültürel başkaldırı değil ‘başka bir şey’ diyorsun?" 

Taner Akçam: "Gezi'deki ‘parkıma dokunmaydı’ bu artık ‘eğitimime dokunma’ ‘üniversiteme dokunma’, ‘rektörümü ben seçerim’ diyor ve bunun öteki üniversitelere de yayılma şansı var. Burada rejimin en büyük açmazı şu olacak, ciddi bir sivil itaatsizlik başlangıcıdır. Bunun üzerine düşünmemiz lazım. İşletmeyeceksin bu sistemi. ‘Düşünün ki savaş var ve kimse savaşmaya gitmiyor…’"

Yavuz Baydar: "İktidarın açmazını söyledin ama bir de muhalefet var… Belki Gezi ile benzerlik burada var. Burada da Gezi'ye kıyasla muhalefetin geride kalmışlığı mesafesi nasıl adlandıracaksak… Yine aynı sorunu yaşayacağız gibi manzarada var. Bu da muhalefet açısından başka bir hayal kırıklığı söz konusu olacak." 

Taner Akçam: "Ben yurtdışında yaşıyorum bu anlamda Gezi ve Boğaziçini kıyaslamak istemem. Benim dışardan gözlemlediğim, Kılıçdaroğlu’nun demeçlerini inceledim o bizim dünyanın dışında, o köşede oturmuş ‘nasıl olsa bu iktidarı bana verecekler’ diye düşünüyor. Yani benim Kılıçdaroğlu ve ekibindeki gözlemim şu; ‘uluslararası koşullar ve Türkiye’de ekonomik sıkıntılar devlete bana teslim edecek, onun için benim çok fazla bir şey yapmama gerek yok ne kadar susarsam ve sıramı beklersem sıra bana gelecek’ diyor. Şimdi Kemal Bey ve Cumhuriyet Halk Partisi etrafındaki muhalefetin yaptığı ciddi bir toplum üzerine düşünüp ciddi bir cumhuriyet üzerine düşünme değil..."  

 

Listen to "'Boğaziçi kıvılcım olabilir, sivil toplum radikalleşen merkeze karşı direnmeli' - Prof Taner Akçam" on Spreaker.