Boğaziçi'nde yeni gözaltılar: Bakanlıktan 'devletin gücünü sınamayın' açıklaması

Boğaziçi Üniversitesi'nde Rektör Melih Bulu'yu protesto eylemleri sonrası pazartesi akşamı gözaltına alındıktan sonra savcılığın tutukluluğa sevk ettiği 30 öğrenci serbest bırakıldı.

Mahkeme, savcılığın 12 öğrenci için ev hapsi talebini de reddetti. Öğrenciler için haftada bir karakola imza ve yurtdışına çıkış yasağı adli kontrol kararı verildi.

30 öğrencinin serbest bırakılmasının ardından sabaha karşı yeni gözaltı dalgası başladı.

Çanakkale, Samsun, Bursa’daki protestolara polis müdahale etti, en az 43 kişi gözaltına alındı.

Polis, Bursa’nın Nilüfer ilçesindeki Görükle Mahallesi’nde bulunan bir parkta, öğle saatlerinde toplanan 17 kişiyi gözaltına aldı.

Çanakkale’de de Çanakkale 19 Mayıs Üniversitesi öğrencilerinin çağrısıyla Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine destek amacıyla düzenlenmek istenen forum öncesinde polis müdahalesi yaşandı.

Polisin 9 kişiyi gözaltına aldığı ifade edildi.

Gözaltına alınanlar, Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.

Avukat Dayanışması'nın aktardığına göre üniversite öğrencilerinin evlerinin basılarak gözaltına alındığı belirtildi.

Buna göre, evi basılan öğrencilere; polisler tarafından 2911 sayılı Kanuna muhalefet ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçlamalarından gözaltı ve arama yapacaklarının söylendiği kaydedildi.

Bu kapsamda en az beş öğrencinin gözaltına alındığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü ifade edildi.

Öte yandan İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı protestolarla ilgili açıklama yaptı.

Çataklı, protestolarda gözaltına alınan 528 kişiden ikisinin tutuklandığını, 108'inin adli kontrolle toplam 498 kişinin serbest bırakıldığını bildirdi.

Gözaltındaki 28 kişinin işlemlerinin devam ettiğini belirten Çataklı, "Resim gayet net. Orada huzursuzluk çıkarmak isteyen terör örgütlerinin, marjinal yapıların kışkırtmalarına asla müsaade etmeyiz. Kimseye devletin gücünü sınamasını tavsiye etmeyiz" dedi.

Gözaltına alınan 51 öğrenci savcılığa sevk edildikten sonra 30 kişi tutuklanmaları, 12 kişi ev hapsi, 9 kişi yurtdışına çıkış yasağı talebiyle mahkemeye sevk edilmişti.

9 kişi, dokuz ay yurtdışına çıkış yasağı konarak serbest bırakılmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, 51 kişinin "kişi hürriyetini yoksun kılma, kamu malına zarar verme ve 2911 sayılı Kanun'a muhalefet etmek" suçlarından gözaltına alındığı belirtilmişti.

Bu arada Memleket Hareketi başlayan ve parti kurmaya hazırlanan Muharrem İnce, Boğaziçi Üniversitesi'ni ziyaret etti. İnce, protesto edilen rektör Melih Bulu'nun kendisiyle görüşmek istediğini ancak reddettiğini söyledi.

İnce “Çocuklar demokratik taleplerini dile getiriyor, bütün siyasi partilerin temsilcilerini Boğaziçi'ne davet ediyorum” dedi.


Çarşamba günü yaşanan gelişmeler şöyleydi: (3 Şubat 2021)

Kayyıma atamasına yönelik tepkilerde gözaltına alındıktan sonra adliyeye sevk edilen 51 kişiden 30’u hakkında tutuklama talebi çıkarken, 12 kişiye ev hapsi verildi. Dokuz kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tutuklamaya sevkedilen 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 6 ve 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanan altı öğrenci olmak üzere toplamda 12 öğrenci serbest bırakıldı.

 

Şeyma Altundal da serbest bırakılan isimlerin arasında.

Boğaziçi Üniversitesi’nde 1 Şubat’ta gözaltına alınan 51 öğrenci Çağlayan Adliyesi’ne getirildiği esnada Boğaziçili öğrenciler tarafından bir açıklama yapıldı. 

Açıklamada "Susmuyoruz, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz!” denildi ve devam edildi: 

"Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum olarak atanması, yıllardır yaşadığımız olağanüstü hal uygulamalarının bir başka örneği olarak karşımıza çıktı.

Bugün hiçbir şekilde şiddet içermeyen eylemlerimize polis saldırıları gerçekleştiriliyor. Güney Kapıya yürüyen 108 arkadaşımız “Aşağı Bak” denilerek, hiçbir gerekçe olmaksızın polis şiddetiyle gözaltına alındı.

Üniversitemize atanan kayyum tarafından açık cezaevine dönüştürülen okuldan dışarı çıkmamıza polis tarafından izin verilmedi, okulun içine kapatıldık.

Güney Meydan’da herhangi bir şiddet söz konusu olmadan, demokratik şekilde devam ettirdiğimiz eylemimize kayyumun okula soktuğu yüzlerce polis tarafından müdahale edildi, 51 arkadaşımız mukavemet göstermemelerine rağmen şiddete maruz bırakılarak gözaltına alındı.

Okulumuzda faaliyet yürüten LGBTİ+ çalışmaları kulübü, siyasi iktidarın desteği ile başlatılan hedef gösterme ve linç kampanyaları sonucunda kayyum Melih Bulu tarafından kapatıldı.
Öte yandan dün Kadıköy’de yapılması planlanan dayanışma eylemimize okuldan ulaşımımız engellendi, arkadaşlarımız otobüsten zorla indirilerek gözaltına alındı. Kadıköy’de ise yüzlerce kişi orantısız polis şiddetine maruz kaldı.

Üniversitemiz bu atamanın ilk gününden beri barikatlarla, TOMA’larla, Akreplerle, uzun namlulu silahlarla abluka altında. Bir aydır üniversitenin bütün bileşenleri bu hukuksuzluğa ve polis şiddetine karşı direngen dayanışmasını sürdürüyor. En başından beri taleplerimiz sadece üniversitemiz özelinde değil, bütün Türkiye’de eşitlikçi, demokratik, özgür ve özerk bir üniversite sistemine yönelik oldu. Tam da bu yüzden Türkiye’nin farklı yerlerinden atanmış kayyumlara ses çıkaran herkesle dayanışma içinde olabildik.Bütün saldırılara, hedef göstermelere, zora ve zorbalığa karşın hep aynı şeyi söyledik: Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz! Üniversitemizin kapısına kelepçe vurulması, evlerimizin gece yarısı basılması, hukuksuz bir şekilde yapılan gözaltı ve tutuklamalar bizleri yıldırmadı ve yıldıramayacak. Ayrıştırma çabalarına ve kulüp kapatılmalarına rağmen burada yeniden bir aradayız. Asla boyun eğmeyeceğiz! Bizler, muktedirlerin hayalini dahi kuramayacakları haklı ve onurlu bir yerden sesleniyoruz."

Boğaziçi öğrencilerin bir kere daha taleplerini şöyle sıraladı: 

  • Gözaltına alınan ve tutuklanan bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!
  • Üniversitemizi abluka altına alan polis ordusu geri çekilmelidir!
  • Başta Melih Bulu olmak üzere tüm kayyum rektörler derhal istifa etmelidir!
  • Rektörlük seçimleri üniversitelerin tüm bileşenlerinin katılımıyla yapılmalıdır!

Rektör Melih Bulu'nun istifası talebiyle düzenlenen eylemlerde çok sayıda öğrencinin gözaltına alınması İzmir'de protesto edildi. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapmak istediği Boğaziçi öğrencileri ile dayanışma eylemine polis müdahale etti. Müdahale, kameralara böyle yansıdı: 

Polis müdahalesine rağmen Kordon'da bir araya gelen yurttaşlar basın açıklaması yapmak istedi. Polisin sert müdahalesi sonucu gözaltına alınan çok sayıda kişiye yere yatırılarak ters kelepçe yapıldığı görüldü.


İzmir'de Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektör Melih Bulu’yu protesto etkileri için gözaltına alınan 49 kişi daha sonra serbest bırakıldı.

Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi'nin Twitter hesabından yapılan açıklamada, "İfadeleri tamamlanan 49 kişi sağlık kontrolü sonrasında serbest bırakılmak üzere Alsancak Devlet Hastahanesine götürüldüler. Tüm bu süreçte yaşanan kötü muamele ve işkencelere ilişkin olarak da suç duyurusunda bulunuldu. Takipçisi olacağız" denildi.

Boğaziçili öğrenciler tarafından istifası talep edilen rektör Melih Bulu katıldığı Teknofest'te gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bulu, istifa tartışmalarına ilişkin olarak şöyle dedi: 

"Şimdiye kadar birçok tecrübe kazandım. Ben bu tecrübelerimizi rektör olarak Boğaziçi Üniversitesi'ne aktarma hayaliyle yaşadım uzun süredir. Şu anda bu noktaya geldiğim için çok memnunum. Boğaziçinin paydaşlarıyla birlikte mezunlarıyla, öğrencileriyle, hocalarıyla hatta etraftaki esnafları ile birlikte biz Boğaziçi Üniversitesi'ni çok daha iyi noktalara taşıyacağız. Gerçekten dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına sokma hedefim var. Ben bunu yapabileceğime inanıyorum 4 sene içerisinde. O yüzden asla istifayı düşünmüyorum."


Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan AKP’li Melih Bulu’yu protesto etmek isteyen öğrenciler önceki gün darp edilerek gözaltına alındı. Serbest bırakılan öğrencilerden K.Ç gözaltına alınırken cinsel tacize maruz kaldığını söyledi: 

“İki polis gözaltı aracının yanına doğru beni sürükledi. Polis çemberi altında bulunduğum sırada kalçam iki kere avuçlanarak sıkıldı. Fark ettiğim anda arkamı döndüğümde yalnızca 4 çevik kuvvet polisi olduğunu gördüm. Tepki göstererek uzaklaşmalarını söyledim ve kolumda bulunan iki sivil polise “kalçama dokundular” dediğimde hiç bir tepki göstermeden cevap vermediler. Tekrar “Kalçama dokunuyorlar, arkama geçin” demek zorunda kaldığımda “Aynen, aynen” diyerek geçiştirdiler ve o alanda tutmaya devam ettiler. Gözaltı aracına sokulmak üzere sağ kolum çevrilerek ve sürüklenerek araca yüz üstü yapıştırıldım bu sırada sağ kolumda olan polis iki bacağımı açarak tek bacağı ile özel bölgeme bastırarak ters kelepçe yapmaya çalıştı.”


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Boğaziçi Üniversitesi'ne rektör atadığı ve doktora tezinde intihal yapmakla suçlanan Melih Bulu'ya yönelik protesto eylemleri büyürken, polis müdahalesi sırasında çok sayıda öğrenci de gözaltına alındı.

Gösterilerin hedefindeki Bulu Habertürk gazetesinden Nagehan Alçı ile konuşarak istifa etmeyi düşünmediğini olayların en fazla altı ay içinde sona ereceğini belirtti.

"Elbette böyle sert geçecek bir 6 ay değil. Tansiyon düşecek ancak 6 ay içinde kriz tamamen biter" diyen Bulu, göreve geldiğinden beri 100 kadar akademisyen ile konuştuğunu ve 20 öğretim görevlisinin mahalle baskısı uygulayarak işi bloke ettiğini iddia etti.

Oğuzhan Aygören’in rektör danışmanlığından ayrılmasıyla ilgili olarak ise şunları söyledi;

"Oğuzhan Hoca ile eski tanışıklığımız var Nagehan Hanım. Aramızda hep birlikte ne yapabiliriz diye konuşurduk. Ben kendisini rektör danışmanlığına atadığımda başta her şey iyiydi ancak sonra mensubu olduğu DEVA Partisi’nden çok tepki geldi, o nedenle geri adım atmak zorunda kaldı."


İstanbul Valiliği, Boğaziçi Üniversitesi eylemlerine destek için Kadıköy'de toplanmak isteyen gruplara müdahale sonrası gözaltına alınan 105 kişiden 76'sının ifadelerinin ardından serbest kaldığını açıkladı.

Valilik açıklamasında, "Yapılan tüm uyarılara rağmen; alandan ayrılmayan ve güvenlik güçlerimize mukavemette bulunan şahıslara müdahale edilmiş, Rıhtım Meydanı'ndan çeşitli cadde ve sokaklara dağılan göstericilerin, bu sırada emniyet araçları ve çevreye zarar verdikleri tespit edilmiştir. Kadıköy ilçemizde düzenlenen yasadışı toplanmada yakalanan 94 şüphelinin 29'u hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları ile gözaltı işlemi uygulanırken, 65 kişi ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılmıştır" denildi.


Ankara’da, İstanbul’daki Boğaziçi eylemlerinde yaşanan polis müdahalesini protesto eden 69 kişi gözaltına alındı. Dün İstanbul’da gerçekleşen 159 gözaltı ile birlikte sayı 228'i buldu. Boğaziçi Üniversitesi önündeki protesto gösterilerinde gözaltına alınan öğrencilerin bir bölümü adliyeye sevk edildi. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), ''adliyeye çıkartılan 10 kişi hakkında ev hapsi verildi'' açıklamasını yaptı.


İstanbul Valiliği, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs önünde basın açıklaması yapmak isteyen 159 öğrencinin gözaltına alındığını duyurdu. Akşam saatlerinde araçlarla kampüse giren polis müdahalesi sırasında yaralananlar oldu.

Öğrencilerden bir bölümünün ifadelerinin ardından sabaha doğru serbest bırakıldığı bilgisi geldi.

Gece ifadelerinin ardından serbest bırakılan 10 öğrencinin bugün terörle mücadele polisleri tarafından tekrar gözaltına alındığı öğrenildi.


Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Barış Atay'a ise gözaltıları engellemek isterken çok sayıda polis tarafından müdahale edildi.


Kadıköy'deki eylemlere katılan Musa Piroğlu ise 'baş eğmeyeceklerini' söyledi. 

Piroğlu, "Devlet bugün Kadıköy'ü, Boğaziçi'ni teslim alamadı. Kimseye baş eğdiremedi. Tam tersine bu irade, kararlılık onlara baş eğdirecek bir iradedir. Bu çıplak zor sadece Boğaziçi öğrencilerine uygulanmıyor. Biz bu çıplak zorun kadın eylemlerine saldırıda, hak aranan her yerde, Kürdün, Alevinin hakkını aradığı yerde gördük. Bu zora teslim olmayacağız, diz çökmeyeceğiz, baş eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Gazetecilere de plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz ile müdahale edildi. Araya giren milletvekilleri sayesinde polislerin gazetecileri gözaltına alması engellendi.


Ankara Kızılay'da 'Boğaziçi Direnişi'ne destek vermek için toplanan öğrencilere polis müdahale etti. 

Arbede sırasında gözaltına alınan 69 kişi polis merkezine götürüldü. Gözaltına alınan bazı öğrencilerin ters plastik kelepçe takılarak yere yatırılmaları dikkat çekti.

Protestocu öğrencileri 'azgın azınlık' diyerek hedef gösteren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ Çalışmaları Aday Kulübü'nün Rektör Bulu'nun kararıyla kapatıldığını duyurdu.

Altun, “Kutsal değerlerimizi ayaklar altına almaya çalışanlara karşı üniversite yönetimi meşru bir tasarrufta bulunmuştur” ifadelerini kullandı.

Bulu'nun imzasıyla ilgili birimlere gönderilen resmi yazıda iki öğrencinin tutuklanıp, ikisinin de ev hapsi kararıyla tahliye edildiği soruşturma hatırlatıldı. Yazıda, “Bahsi geçen soruşturmalara konu eylemler ile izinsiz olarak etkinlik düzenlenmesi nedeniyle LGBTİ Çalışmaları Aday Kulübü'nün adaylık statüsünün kaldırılmasına karar verilmiştir” denildi.


Gazeteci Pelin Cengiz Twitter'dan yaptığı açıklamada Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak atanan Prof Dr Gürkan Kumbaraoğlu'nun iklim değişikliği müzakerelerinde "Türkiye’ye özgü koşullar" argümanına ve Akkuyu Nükleer Santrali'ne destek çıktığını belirtti.


Galatasaray Üniversitesi'nden akademisyenler de, Boğaziçi Üniversitesi'ne Prof Melih Bulu'nun rektör atanmasına karşı düzenlenen eylemlerle ilgili destek açıklaması yaparken, polis şiddetine tepki mesajı verildi.

"Boğaziçi Üniversitesi’ne dışarıdan rektör atanmasına karşı gelişen ve demokratik özerk üniversite taleplerini yükselten harekete yönelik saldırıyı ülkemizin geleceğine yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz" denen açıklamada, "Bunun uzunca süredir üniversiteleri bir emir komuta zinciri halkası hâline getirme çabasının parçası olduğunu düşünüyoruz" ifadesi kullanıldı ve şöyle devam edildi:

"Bir üniversiteyi üniversite yapan, ne öğretim üyesi sayısı, ne öğrenci sayısı, ne de başka bir nicel kriterdir. Bugün dünyanın en saygın üniversitelerinin ortak özelliği özerk bir işleyişe sahip olmaları ve akademik özgürlüğe sınır koymamalarıdır. Bu atamaya karşı Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin, akademisyeniyle, öğrencisiyle, mezunuyla, idari personeliyle sergilediği kolektif direniş üniversite idealini ve demokrasiyi savunmak içindir.

Bilimsel özgürlük için şart olan özerk üniversite mücadelelerinde; öğrencilerin ve meslektaşlarımızın yanındayız. Gözaltındaki ve tutuklanmış öğrencilerin derhal serbest bırakılmasını, üniversitelere dönük polis müdahalesinin sonlandırılmasını ve rektörlerin üniversite bileşenlerince seçilmesini talep ediyoruz."

AKP iktidarının hedef göstermesi sonrası çevre illerden gelenlerin de aralarında bulunduğu İslamcı olduğu düşünülen bir grup, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü önünde bir araya gelmek istedi.

Polis eşliğinde yürüyen grup, kampüs önünden uzaklaştırılırken Doğatepe Parkı'na doğru yürüdü.

Sol Haber'in aktardığına göre grubun ellerinde "Polisimize saldıran ve Kabemize hakaret eden Boğaziçi'ni kınıyoruz" yazılı bir çelenk de taşıdığı görüldü.

Boğaziçi Üniversitesi'nde 159 öğrencinin polis şiddetiyle gözaltına alınmasını protesto eden akademisyenler, ellerinde “159” yazan dövizleri “Melih Bulu istifa!” sloganlarıyla rektörlük binasına bırakmak istedi.

Polis müdahalesi sırasında işkence gören iki öğrencinin hastaneye kaldırıldığı açıklanmıştı. 

Anarşist Gençlik üyesi olduğu belirtilen öğrencilerden birinin çenesinin kırıldığı, diğerinin başına aldığı cop darbeleri nedeniyle beyin cerrahisine sevk edildiği belirtildi.

Öğrencilerin bir bölümü Etiler'de gözaltına alınırken, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu Ahval'e yaptığı açıklamada 100'den fazla gözaltı olduğunu söyledi.

Gergerlioğlu polisin üniversitenin Güney Kapısı'nı kapattığını ve üniversitenin sahibi olan öğrencilerin dışarı çıkamadığı, polisin kimseyi de içeri almadığını söyledi.

Gergerlioğlu şunları söyledi:

"Etiler otobüs durağı önünde birçok öğrenciyi gözaltına aldılar. Burada da gözaltılar olduğunu duyduk. Burada bir skandal görüyoruz. Bir bilim yuvası olması ve özerk hareket etmesi gereken üniversitelerin önü polislerle kaplı. Tüm dünya Türkiye'nin geldiği noktayı görsün. Türkiye'de bilim yok, Türkiye'de adil bir yargı, hukukun üstünlüğü yok. Maalesef bir polis devleti haline gelmiş. Polisler her yerde. Bir üniversite kapısının önünü polis tutmuşsa orada bilimden bahsedebilir miyiz? 

Çeşitli provokasyonları bahane ederek öğrencilerin en normal isteğini kabul etmiyorlar. Öğrenciler rektörü kabul etmiyorlar ve değişmesini istiyorlar. Bu son derece doğal, bilimsel, özgürlükçü bir istek. Biz de öğrencilerin yanındayız, onları destekliyoruz."

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, üniversitedeki bir sergide Kabe fotoğrafının kullanılmasını, "Boğaziçi Üniversitesi'nde Kabe-i Muazzama'ya yapılan saygısızlığı gerçekleştiren dört LGBT sapkını gözaltına alındı" şeklinde duyurmuş, ardından da iki öğrenci tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Polis, rektöre ve tutuklamalara karşı protesto gösterisi düzenleyen öğrencileri ve Güney Kapısı'na geçişlerini engellemişti.

İstanbul Valiliği bugün Boğaziçi Üniversitesi önünde öğrencilerin çağrısıyla yapılması planlanan eylemlere ilişkin açıklama yapmış, Beşiktaş ve Sarıyer'deki gösteri ve miting yasağının 5 Şubat'a kadar süreceğini duyurmuştu.

Yere serilen Kabe resmine tepki gösteren öğrencilerin de fişlendiği ortaya çıktı.

Kabe resminin yere konulmasına sosyal medyada tepki gösteren Boğaziçi öğrencileri, içerisinde 15 bin Boğaziçi Üniversitesi mensubunun yer aldığı bir sosyal medya sitesindeki grup üzerinden isim isim fişlendiği belirlendi.

gzt'nin haberine göre, yapılan fişleme listelerinde takip edilen öğrencilerin yanına; 'bulundu' ve 'BİSAK rt'ledi' şeklinde notlar düşüldü. Fişleme yapan grubun, değişik renklerle bu listeyi güncellediği iddia edildi.

fisleme

Konuyla ilgili açıklama yapan BİSAK, “Son günlerde mesnetsiz iddialar yönelterek üyelerimize ve arkadaşlarımıza karşı fişleme kampanyası başlatılmıştır. İftira atılarak insanların kariyerlerinin karartılmaya çalışılması asla kabul edilemez. Fişlemeye, karalamaya ve hakarete uğrayan arkadaşlarımızın yanındayız.” ifadelerine yer verdi.

Sosyal medyada da polis müdahalesine çok sayıda tepki gelirken, siyasi partilere de sorunun çözümü için daha aktif bir rol almadıkları yönünde eleştiriler dikkat çekti.


@Ahval Türkçe