Veysel Ok: ‘Boğaziçili öğrencilere destek veren herkese terör sopası gösteriliyor’

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan AKP’li Melih Bulu’ya yönelik protestolar büyümüş durumda. 

Rektör Melih Bulu “istifa etmeyeceği” yönünde açıklamalar yaparken, öğrencilerin ve akademisyenlerin tepkileri devam ediyor. Çok sayıda öğrenci hakkında gözaltı dalgası yürütülüyor.

Tüm bu gözaltıları, öğrencilere yönelik suçlamaların detaylarını soruşturmaları yakından takip eden Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği eş direktörü avukat Veysel Ok’la konuştuk.

Veysel Ok, “Haklarında hiçbir hüküm olmamasına rağmen siyasetçilerin öğrencileri ‘terör’le ilişkilendirdiğini görüyoruz. Bu öğrencilerin hiçbirin ‘terör’le ilgisi yok. Bir manipülasyon yapılıyor, bu da öğrencilerin lincini daha da artırmaya yönelik. Boğaziçili öğrencilere destek veren, tweet atan, Clubhouse’da konuşan herkesin ‘terör’le yaftalanma olasılığı var maalesef” diyor.

Veysel Ok’un anlatımları şöyle:

"Türkiye’de yürürlükteki anayasaya, kanunlara, gösteri ve yürüyüş hakkına aykırı bir bürokrasi, iktidar var. Öğrenciler barışçıl protesto hakkını kullandığı için, ifade özgürlüğü hakkını, örgütlenme özgürlüğü hakkını kullandığı için hedef altındalar.

Hiçbir şiddet gösterisi yok, hiçbir taşkınlık yok, hiçbir silah yok. Buna rağmen polisin sert bir müdahalesi oldu. Hem Boğaziçi Üniversitesi’nde hem de Kadıköy’de.

Gözaltına alındılar. Savcılar halkı kin ve düşmanlığa teşvik suçlaması yöneltti. Sulh ceza hakimliği serbest bıraktı öğrencileri. Bugün Kartal adliyesinde hala öğrencilerin işlemleri devam ediyor. 

Türkiye’de uzun süredir anayasa ilga edilmiş vaziyette. Anayasa uygulanmamakta. Anayasa mahkemesi’nin Enis Berberoğlu kararında aslında iktidara bir çağrı vardı. Hukuk devleti sadece teorik değil, fiilen de hukuka uymak durumunda demişti.

Türkiye’de maalesef iktidar anayasaya aykırı işler yapıyor. Polis, savcı anayasaya aykırı işlemler yapıyor.

Bir rektör ataması olmuş, demokratik bir usulle yapılmamış bir atamama, tek bir kişinin karar verdiği bir sistemle yapılmış bir atama. 

Öğrencilerin de akademisyenlerin de Melih Bulu’nun şahsından öte, bu atama şekline itirazları oldu. Bunu demokratik yöntemlerle yaptı insanlar. Akademisler rektörlüğe sırtlarını dönerek yaptı, öğrenciler bahçede halay çekerek yaptı, ıslık çalarak, şarkı söyleyerek yaptı.

Bu yapılan protestonun hiçbir yerinde suç yok. Türkiye’de anayasaya göre herkes önceden izin almaksızın protesto etmek hakkına sahiptir. Türkiye’de insanlar örgütlenme özgürlüğüne sahiptir. Yani LGBTi kulübü de kurabilir, derneği de kurabilir.

Türkiye’de insanlar ifade özgürlüğüne sahiptir. İktidarın yaptığı bir işleme eleştiri sunabilme hakkına sahiptir. Bunların hiçbirini biz göremedik. Öğrenciler protesto ettiği için, Cumhurbaşkanı’nın kararını eleştirdiği için, LGBTi kulübü kurduğu için linç ediliyor, gözaltına alınıyor, şiddete uğruyor.

Bunlar anayasanın uygulanmadığını gösteriyor. Burada bir suç varsa öğrenciler, akademisyenler değil, öğrencilere bu muameleyi reva görenlerdir. 

Haklarında hiçbir hüküm olmamasına rağmen siyasetçilerin öğrencileri ‘terör’le ilişkilendirdiğini görüyoruz. Bu öğrencilerin hiçbirin ‘terör’le ilgisi yok. Bir manipülasyon yapılıyor, bu da öğrencilerin lincini daha da artırmaya yönelik.

Türkiye, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülke. Hukukun askıya alındığı bir ülke. Bu yüzden sadece Boğaziçi öğrencileri değil, öğrencilere destek veren, tweet atan, Clubhouse’da konuşan herkesin ‘terör’le yaftalanma olasılığı maalesef var. 

Bunu birçok adliyede yapılan yargılamalardan biliyoruz. İnsanlar konuştuğu için, yazdığı için, protesto ettiği için tutuklanıyor, terörle suçlanıyor. AİHM kararlarına rağmen tahliye edilmiyorlar. Bun yüzden işin nereye varacağını hukuk belirlemeyecek burada. İşin nereye varacağını maalesef siyaset kurumu belirleyecek. 

Melih Bulu’nun kendisini devletle özdeşleştirmesi facia bir yorum. devlet dediğin vatandaşın hakkını hukukunu koruyan bir siyasal organizasyondur. Başka hiçbir anlamı yok. Vatandaşın hakkını hukukunu korumayan bir devlete, demek bana dokunursunuz gibi iddialar cümleler kurmak, Melih Bulu’nun da hukuki ve siyasi olarak çizgisini ortaya koyan bir beyan. 

Eğer bu sistem hak ve hukuku korumuyorsa, eğer öğrencilere yönelik bir şiddet aracına dönüşüyorsa, toplumsal muhalefete yönelik devletin baskı aracını kullanıyorsa bu durumda bu ülkede demokrasiden, hukuk devletinden bahsedilemez."