Can Teoman
Ara 24 2017

Varlık Fonu’na Hazine garantisi

Türkiye yılın son haftasında yayınlanan ve darbeye karşı çıkanlara suç dokunulmazlığı veren tartışmalı KHK’ya kilitlenirken, ekonomik alanda da hayati bir değişikliğe gidildi.

Bugün çıkan bir başka KHK ile kuruluşu büyük tartışmalara neden olan Türkiye Varlık Fonu’yla (TVF) ilgili kritik bir borçlanma değişikliği gerçekleştirildi.

Yeni düzenlemeye göre yönetiminde Sabah Yazarı Kerem Alkin ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut’un da bulunduğu Varlık Fonu’na, Hazine adına dış borçlanma yetkisi tanındı.

Yetki, doğrudan TVF değil, varlık fonunun yönetimi altındaki çok sayıdaki kamu iştiraki üzerinden alınacak dış borçlar yoluyla sağlandı. Buna göre, örneğin Ziraat Bankası ya da BOTAŞ, Hazine garantisiyle borçlanıp, bu borcu Varlık Fonu’na devredebilecek.

Söz konusu düzenleme 2001 krizinin ardından çıkarılan 28 Mart 2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunu’na madde eklenmesi yoluyla gerçekleştirildi. KHK’da şöyle denildi:

‘19/8/2016 tarihli ve 6741 sayılı Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim şirketi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kurulmasına karar verilen Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi, Türkiye Varlık Fonu ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait olmak kaydıyla 6741 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi ve sair mevzuat çerçevesinde Türkiye Varlık Fonuna aktarılmasına karar verilen kuruluşlar ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ve/veya Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi ile Türkiye Varlık Fonuna ait olmak kaydıyla Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi tarafından kurulacak şirket ve alt fonlara dış borcun devri, dış borcun ikrazı ve Hazine geri ödeme garantisi hususlarında bu Kanunda düzenlenen hükümlerin uygulanmasına Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca karar verilebilir. Bu madde uyarınca verilen dış borcun devri, dış borcun ikrazı ve Hazine geri ödeme garantileri kapsamında doğacak Hazine alacakları hakkında 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.’

Bu karmaşık maddenin günlük hayata çevrilişi ise ‘‘Türkiye Varlık Fonu’nun mevcut iştiraklari ya da kurulacak yeni şirketleri dış borç alıp bu borcu TVF’ye devredebilir’ anlamını taşıyor.

Yani TVF’ye kontrolündeki şirketler aracılığıyla Hazine garantili dış borç alma imkanı getiriliyor. Peki bu iştirakler neler?

Bu yılbaşında yapılan düzenlenenlerle Ziraat Bankası, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri, PTT, Borsa İstanbul, Türksat’ta bulunan Hazineye ait hisselerin tamamı, Türk Telekomünikasyon AŞ'nin yüzde 6,68 oranındaki Hazineye ait hissesi, Eti Maden, Çaykur, THY'nin yüzde 49,12’si, Halkbank'ın yüzde 51,11’i Varlık Fonu'na devredildi.

Yapılan değişikliğin doğrudan değil, iştirakler üzerinden gerçekleştirilmesi ve bu sayede karmaşık bir yol seçilmesini değerlendiren eski bir SPK Üyesi, ‘‘Doğrudan da Varlık Fonu’na dış borç yetkisi verebilirlerdi. Ancak dolambaçlı bir yol seçmişler. Bunun nedeni kamuoyunda spekülasyonlara yol açmamak, muhalefetin tepkisini çekmemek olabilir’’ dedi.

Eski yetkili, bu borçlanma düzenlemesini aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu’nun başarısız olduğunu itiraf ettiğini kaydederek şunları söyledi:

Fonun kuruluş kanununa bakın. Hiçbir şekilde Hazine garantisinden söz edilmiyor. Hatta muhalefet bunu dile getirince büyük bir kararlılıkla reddediliyor.

TVF, şirketleri tek bir çatı altına toplayıp, buradan hareketle normal bir şirket gibi iç ve dış borç bulunabilinsin diye yapılmış. Ama biliyorsunuz Varlık Fonu’nun bir borçlanması olmadı.

Daha doğrusu olamadı. Çünkü bu varlıkların yönetimi Fon’da, mülkiyetler ise hala Hazine’de. Şimdi sor şu yabancı yatırımcı doğrudan Hazine’ye vermek yerine neden TVF’ye borç versin .

Anlamı yok. Nitekim borç vermediler. Buna ilişkin başta itirazlar yapılmıştı. Yani Fon’un bu yapısıyla borçlanmayacağı, gerekli sermayeyi bulamayacağı kaydedilmişti. Ama ısrar edildi.

Kurulma amaçları arasında, müteahhitlere haksız kazanç sağladığı gerekçesiyle eleştirilen AKP’nin Çılgın Projeleri’nin finansmanı da bulunan TVF, ‘Kamu adına borçlanacak’ endişeleri nedeniyle muhalefet tarafından eleştirilmişti,

Ancak Hükümet bu iddiaları reddetti. 16 Ağustos 2016’da TVF’nin kuruluşuna ilişkin Meclis Komisyon Toplantısı’nda konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, şu bileğiyim verdi:

‘‘Devletle alakası, KİT'lerle alakası olmayan, Hazine garantisinin asla kullanılmayacağı, bütçeye yük olmayacak, kamu borçlarını kullanmayacak bir şirket kurmak amaçlanıyor.’’

Aynı toplantıda muhalefetin ikna olmaması üzerine tekrar söz alan Bakan Zeybekci, fonla ilgili düzenlemelerin, usul ve esasların Bakanlar Kurulunca belirleneceğini belirterek, ‘Kurulacak şirketin yapacağı tüm borçlanmalarda Hazine garantisi asla ve asla olmayacaktır, kamu borcu da asla sayılmayacaktır’ diye konuştu. Ancak bu yeni düzenleme, Zeybekçi’nin sözlerinin hükmünü yok kılmış oldu.

Öte yandan TVF’nin kuruluşuna ilişkin maddede yapılan bir başka değişiklikle de, kamuya mal satma gerekçesiyle kurulan savunma sanayi şirketleri için de tam bir dış borç bağımsızlığı sağlandı.

KHK’daki değişiklik, maddesinde ‘savunma ve güvenlik hizmetleri sektörleri ile sınırlı olmak üzere nihai kullanıcısının genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinden olması durumunda projeyi yürüten özel bütçe kapsamındaki kuruluşlar, bu Kanunun 8'inci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan hükümlere tabi olmaksızın dış imkan sağlayabilir’ denildi.

Yani şu anda savunma sanayinde faaliyet gösteren bir iştiraki olmayan TVF bu alanda şirket açtığında Borçlanma Kanunu’nun 8’inci maddesi 10’uncu fıkrasındaki düzenlemelere uymadan dış borç alabilecek.
KHK’nın referans verdiği kanunun 8’inci maddesinin 10’uncu fıkrası ise Hazine garantili dış borçlanmalarda Hazine’nin görüş ve izninin alınmasını düzenliyor.

Bu değişiklik ise TVF kapsamında kurulacak savunma şirketinin Hazine garantisiyle dış borç alırken Hazine’ye sormayacağı ve izin almayacağını da düzenlenmiş oluyor.


(*): 4749 sayılı KAMU FİNANSMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN. (Sayfa 14)